Girişimciye Başbakanın bir günü bile yeter

Aradan geçen beş yılda bu sürenin yarısı geçti ama Avrupa hâlâ kendisine koyduğu hedefe çok uzak görünüyor.Hedefin neden bu kadar gerisinde kalındığı ve neden ABDyi yakalamanın hâlâ bir hayal olduğu sorusuna bulunan yanıt ise Avrupa toplumlarındaki "girişimci ruh eksikliği" oldu.. Beş yıl önce Lizbonda yapılan Avrupa Zirvesinde alınan kararlardan biri de, AB ülkelerinin gelecek on yılda dünyanın en rekabetçi "bilgi ekonomisi" olması için gerekenlerin yapılmasıydı. Avrupa ülkeleri şimdi girişimciliği teşvik eden, toplumun yükselen bir değeri haline getirmeyi hedefleyen politikalar uyguluyor ve geliştirmeye çalışıyor.Bu, rakamların da doğruladığı bir yanıt. Eurobarometrenin yaptığı bir araştırma, Amerikan halkının yüzde 61inin kendi işini kurmak istediğini tespit ederken, bu oran Avrupa halkları için yüzde 50nin altına iniyor.Tam da burada size Milliyet internet sitesinde yapılan bir anketin sonucunu vermeliyim: Türkiyede önümüzdeki beş yıl içinde kendi işini kurmak isteyenlerin oranı yüzde 66..Dünyanın en girişimci toplumu kabul edilen ABDden bile çok yüksek bir oran karşımıza çıkıyor. Türkiye girişimci cenneti Perşembe gecesi Milliyet ile Ernst&Youngın ortaklaşa düzenlediği "Türkiyede Yılın Girişimcisi" yarışmasının ödül töreni vardı.İki yıldır düzenlediğimiz bu yarışmaya katılan firmaların sayısı bir yılda iki misli arttı.Ekonomik krizlerle boğuşulan, çok kısa vadeli - yüksek faizli kredilerle iş yapmaya çalışılan bir ülke için çok çarpıcı bir tablo bu..Elindeki parayı devlet hazinesinin çıkardığı kâğıtlara yatırıp oturduğu yerden para kazanabilecek insanların bir iş kurma yolundaki bu çabalarını takdir etmemek mümkün değil.Türk toplumunun bu dönemdeki en büyük sorunu olan işsizlikle mücadele etmek, yeni iş olanaklarını topluma sunacak girişimcilerin teşviki ile mümkün olabilir. Teşvik şart Doğan Gazetecilik İcra Kurulu Başkanı Hanzade Doğan, "Yılın Girişimcisi"nin belli olduğu ödül töreninde yaptığı konuşmada bu çok önemli gerçeğe dikkat çekti:"Girişimcilik ruhu ile kalkınmayı hedefleyen ülkelerde iki şeye ihtiyaç var: Öncelikle girişimciliği erdem olarak gören bir toplumsal yapı.. Bunun bizde fazlasıyla var olduğunu biliyoruz. Fakat bundan da daha önemlisi girişimciliğin önünü açan hukuki, siyasi ve ekonomik yapı.. 30 yaşında sahip olduğu her şeyini işe yatırmayı göze almış bir girişimciyi, şirket açmada yaşayacağı bürokratik ve idari zorluklarla, vergi kanunlarındaki bezdirici düzenlemelerle, kanunlardaki belirsizliklerle yıldırmamalıyız.."Ne yazık ki bizim ülkemizin de en önemli sorunu bu: Ağır ve iş yapmaya isteksiz bir bürokratik yapı ve girişimcilerin önlerini görüp plan yapmalarına izin vermeyecek şekilde çok sık değişen mevzuat... Yıldırmamalıyız Milliyet Business ve Milliyet Kariyerim gazetelerinin etkinlikleri için Anadolunun değişik yerlerine çok sık gidiyorum.Gördüğüm ve dinlediğim öyküler bu temel tespiti doğruluyor.Bütün bu olup bitenlerden Ankara nasıl haberdar olacak?Girişimcilerin neler yaşadıklarını, ne tür sorunlarla boğuşulduğunu, ne tür engellemeler ile karşılaşıldığını nasıl öğrenip bunları nasıl çözecek?Konuştuğum bir girişimcinin şöyle bir önerisi var: Başbakan Etiyopyaya bile gidecek vakit bulabildiğine göre ayda sadece bir iş gününü ülkenin girişimcileri ile konuşmaya ayırabilir.Otuz dakikalık, bir saatlik randevularla sorunların neler olduğunu birinci elden öğrenip çözebilir..İşsizlikle mücadele, hepimizin sorunu ama hiç kuşku yok herkesten önce hükümetlerin sorunu..Başbakan bu öneriyi dikkate alır mı bilmiyorum ama eğer uygulanırsa işleri çok hızlandırabilecek bir çözüm olabilir gibi geliyor bana.. mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr Ankara haberdar olmalı