Haziranda ölmek zor

Yıllarca dillerimizde hüzünlü bir şarkı olmuştu bu şiir, Grup Yorum'un icrasıyla.."Ah yavrum / ah güzelim / canım benim / sevdiceğim / bitanem / kısa sürdü bu yolculuk / n'eylersin ki sonu yok! / gece leylak / ve tomurcuk kokuyor / uy anam anam / haziranda ölmek zor!"Kazım Koyuncu'nun öldüğü gece Boğaz ıhlamur kokuyordu.Böyle gecelerde, büyük bir demliğe benzetirim Boğaz'ı. Gecenin nemi ıhlamur ağaçlarına yapışınca ortaya çıkan harika kokuyu Boğaz esintileri köşe bucak her yere taşır. Kazım Koyuncu öldü, gazetelerde okudunuz. İkibinbeş yılının bir haziran günü.. Rahmetli Hasan Hüseyin'in, "Orhan Kemal'in güzel anısına" ithaf ettiği bir şiirindeki gibi.. Kazım Koyuncu'nun ölüm haberini aldığımda, beynimin içindeki kıvrımlardan birinde bu ikisi bir araya geldi.. Ihlamur kokusu ve Hasan Hüseyin'in "Haziranda Ölmek Zor" şiiri..Nasıl bir kısa devredir bu, bilemedim.Ölüm her nereden gelirse gelsin, kime, kaç yaşında gelirse gelsin keskin bir acıdır elbette.İsyan faydasızdır.Ağlamak ve kabullenmek gerekir çıplak gerçeği. Boğazınıza takılmış bir yumruyla!Tabutunun üzerine serilmiş Trabzonspor formasına bakarken, tanıdığım bütün Trabzonsporluların yüzleri geçti gözümün önünden..Canlı, yaşamın zorluklarına çok güçlü bir mizah duygusuyla direnen insanlar hepsi.. Boğazda bir yumruyla... Ölümünden bir hafta önce Milliyet Taktik'te Hakan Dilek'in, Kazım Koyuncu röportajını okumuştum.Yakalandığı hastalıkla alay eden, ölümle dalga geçen bir Kazım vardı orada.."Ha kanser, ha konser.." diyerek kahkahalar atabilen bir insan..Bu yazıyı yazarken bir yandan da şarkılarını dinliyorum."Ben seni sevduğumi de dunyalara bildurdum / Endurdun kaşlaruni babani mi eldurdum? / En dereye dereye de al dereden taşlari / Geçti bizden sevdaluk, al cebumden saçlari.."Şevval Sam'ın "annesinin kızı" olduğunu kanıtlayan sesiyle insanın içini dağlayan Maçkalı Hasan'ın bu türküsünü Kazım Koyuncu sayesinde öğrenmiştim.Ve ağıt şöyle bitiyordu: "Yaz geldi, bahar geldi açti yeşil yapraklar / Ben sana doyamadum doysun kara topraklar.."Kara topraklar memnun mudur şimdi acaba? 'Ha kanser, ha konser' Kazım Koyuncu için yapılan törende Gelevera Deresi de söylenmiş, gözyaşları içinde..Bir "bedduanın" nasıl olup da bu kadar naif olabileceğine her dinlediğimde hayret ettiğim bir Karadeniz türküsü bu.."Koyverdun gittun beni Allah'undan bulasun / Kimse almasun seni yine bana kalasun / Sevduğum senin aşkın ciğerlerumu dağlar / Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar / Gelevera deresi iki dağun arasi / Yuzunden silinmesun piçağumun yarasi.." En naif beddua.. Kazım Koyuncu son nefesini verdiğinde 33 yaşındaydı.Tanrı'nın bizlere verdiği ömrü, bir alacak-verecek hesabına indirgemek belki mümkün değil.Ama ne zaman genç bir ölüm haberi alırsam böyle düşünürüm: Daha hayattan alacağı vardı!Yaşadığımız her gün için borçlanırız yaşama karşı. Bedelini sonra ödemek üzere...Ama, daha çok alacağın varken ölürsen, bütün hesaplar alt üst olur. Yaşam, insana karşı borçlanır böyle bir durumda.Hiçbir zaman tahsil edilemeyecek bir alacak olarak kalır yaşanacak günler..Kazım Koyuncu, alacaklı ayrıldı aramızdan.Bu ülke çok değerli bir evladını daha kaybetti..Yeri kolayca doldurulamayacak, ama şarkıları dilden dile yüzlerce yıl söylenecek bir evladını..Tanrı rahmetini esirgemesin, başımız sağolsun! mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr Alacaklı ayrıldı