Hep Antalya kaybetti, dilerim bu kez kazanır

Hep Antalya kaybetti, dilerim bu kez kazanır




Antalya sokaklarında dolaşıyorum... Muhteşem bir Akdeniz güneşi, masmavi bir gökyüzü... Sokaklar kalabalık, dükkânlar boş. İnsanlar bu mevsimde Türkiye'nin birçok bölgesi için "hafif" sayılacak giysilerle dolaşıyor, güneş altındaki sandalyelerde, banklarda oturuyorlar.
Rasgele ve kâh yanlarına oturarak, kâh ayakta insanlarla konuşmaya çalışıyorum. Sorduğum soru aynı: Seçimde oyunuzu kime vereceksiniz?
Aldığım yanıtların ezici çoğunluğu da aynı: "Dur bakalım, daha karar veremedim!"
Bu kararsızlık Akdenizlilere özgü boş vermişlikten ve "yarına bırakabileceğin işi bugünden yapma" düsturundan mı kaynaklanıyor, yoksa gerçek bir "kararsızlık" mı söz konusu, anlamak zor.

Adayları iyi tanıyorlar
Aslında Antalya seçmeni için karar vermek zor olmasa gerek. Seçimin en iddialı üç adayı da herkes tarafından tanınan, bilinen kişiler. Belki adayların bu kadar tanınıyor olması da karar vermelerini zorlaştıran bir etken.
Dikkatimi şu çekiyor: Kararını kesinleştirmiş olanlardan Ertuğrul Dokuzoğlu'na oy verecek olanlar ya "eski valiye vereceğim" diyorlar, ya da "CHP'ye"... Menderes Türel'i tercih edenlerin neredeyse tümü partisinin adını söylüyor: AKP... Hasan Subaşı'nı tercih edenlerden hiçbiri "DYP" demiyor, doğrudan doğruya Subaşı'nın adını veriyor.

Genel başkanlar belirleyici
Bir yerel seçim yaşıyoruz ama insanların büyük bölümünün tercihlerini belirleyen en önemli faktör hâlâ partiler ve onun genel başkanları.
Sokaklar üzerlerinde adayların resimleri olan otobüsler, minibüsler ve otomobillerle dolu. Şehrin her köşesinden ayrı bir şarkı yükseliyor, çoğu kez şarkılar birbirine karışıyor, kimin propagandası yapılıyor, anlayamıyorsunuz bile.
Küçük partilerin adayları büyük bir bütçe gerektiren bu yarışta seslerini duyurmaya çalışıyorlar. İP adayı Hikmet Özkaya, "Böyle demokratik bir seçim olur mu?" diye yakınıyor, "Yerel televizyonda reklamın dakikası bir milyar. Parası olmayan kendisini tanıtamayacak mı?"
Sokaklarda konuştuğum gençlerin büyük bölümünün aklında hâlâ Antalyaspor'un birinci ligdeki başarılı geçmişi var. "Hasan Subaşı başkanken böyle değildik" diye yakınıyorlar. Antalyaspor'un durumu da öyle görünüyor ki bu çok bilinmeyenli seçim denkleminin değişkenlerinden biri olacak.
Benim çocukluğumun Antalya'sı portakal bahçeleri içinde, sokakları turunç ve yasemin kokan bir rüyaydı. Bugün ise yüksek bir yerden baktığınızda görebildiğiniz tek şey göz alabildiğine uzanan bir beton yığını.
40 yıllık yanlış kararların sonucunda kaybeden hep Antalya olmuş. Dilerim bu kez seçimi Antalya kazanır.