Kim demiş 'sistematik çalışılmıyor' diye!

DGM noktaladı ama..


     Milliyet Brüksel Muhabiri Güven Özalp'in bugün gazetemizde yayımlanan haberi, Türkiye'nin AB'den müzakere tarihi almasını engelleyebilecek raporun ertelendiğini anlatıyor.
     İnsan hakları ve demokrasi açısından izlenme sürecinde olan Türkiye ile ilgili "denetim raporu"nun ertelenmesi, Türkiye'deki uygulamanın izlenebilmesindeki güçlüklerden kaynaklanıyor.
     Böylece Türkiye'nin "zaman kazanma çabası" sonuç veriyor.
     Bunu neden yaptığımız çok açık. Evet, gerekli yasal düzenlemeler yapılıyor ama "uygulamada" hala sorunlar var ve raporun 2004 Nisan ayına ertelenmesi "uygulamanın" düzeltilmesi olanağını sağlayabilir..
     
     2004 Nisan ayındaki raporu beklerken ben size bir "uygulama" örneği anlatayım ki durumumuz daha net olarak görülebilsin..
     Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Birtan Altınbaş, 9 Ocak 1991 günü, 23 yaşındayken bir "basın açıklaması" sırasında gözaltına alındı. Bundan altı gün sonra, 15 Ocak 1991 günü Altınbaş'ın gözaltındayken öldüğü ortaya çıktı.
     Olaydan sonra Ankara DGM ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. DGM "takipsizlik" kararıyla soruşturmasını tamamlarken, Başsavcılık sürdürdü.
     
     Valilikten, görevli 10 polis için soruşturma izni istendi ancak izin verilmedi. Ankara Valiliği, soruşturma izni ile ilgili incelemeyi, suçlanan Terörle Mücadele Şubesi'nin sorumlusu Ali Kalkan'a verdi. Ancak Kalkan'ın da Altınbaş'ın ölüm orucu yaparak yaşamını yitirdiği gerekçesiyle izin verilmemesi gerektiğini belirttiği ortaya çıktı.
     Başsavcılık, izin verilmemesine rağmen 10 polis hakkında dava açtı ve dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Mahkeme, valilikten bir kez daha izin istedi. Valilik, 5 yıl boyunca yanıtsız bıraktığı talebi 1998'de yanıtladı ve yargılama izni verdi.
     Altınbaş'la birlikte 1991'de gözaltına alınan Avukat Murat Böbrek, tesadüfen davayı fark etti. Böylece avukatlar, davaya girme şansı buldu.
     
     Yargılama süresince, 2 polis bulunamadı. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, bu nedenle bu polislerin dosyalarını diğerlerininkinden ayırdı. Yargılaması süren 8 polisten dördü 18.07.2001'de 4 yıl 5 ay 10'ar gün hapse mahkum edildi.
     Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2002'de, davayı usul yönünden bozdu.
     Daire, gerekçe olarak, sanıklardan Hasan Cavit Orhan'a duruşmalarda, doğum ve adli sicil kaydı ile otopsi tutanağı ve Adli Tıp raporuna karşı diyeceklerinin sorulmamasını gösterdi. Dairenin diğer bir gerekçesi ise tanık Nebih Alpaslan'ın ifade tutanağının başına savcının adının yazılmamasıydı.
     Bu arada Altınbaş ailesinin avukatları, bulunamayan iki polisin emekli olduğunu öğrendi. Mahkemenin defalarca emniyete yazı göndermesine rağmen, bu sanıkların adresleri yine tespit edilemedi.
     
     Bunun üzerine avukatlar Emekli Sandığı'ndan emekli polislerin adresini öğrendi. Emniyete bu adresler de bildirildi ancak polisler yine bulunamadı. 2002'nin Aralık ayında ise polisler daha önce bulamadıklarını söyledikleri İstanbul'daki adreste Naim Kılıç'ı buldu.
     Yargıtay'ın bozma kararından sonra 8 polis hakkındaki ana dava 2002 yılında bir kez daha başladı. Mahkeme, 8 polisin adreslerine tebligat çıkarttı. Denizli'de oturan Süleyman Sinkil, Ankara'da oturan Tansel Kayhan ve Kırıkkale'de oturan Talip Taştan'ın tebligatlarına "bulunamadı" yanıtı verildi.
     Polis, İbrahim Dedeoğlu ve Mehmet Kırkıcı adlı polislere de ulaşamadığını bildirdi ancak bu sanıklar kendiliklerinden gelerek ifade verdi.
     Avukatlar, Sinkil ve Kayhan'ın emekliye ayrıldığını, Taştan'ın ise görevde bulunduğunu öğrendi ancak adreslerini tespit edemedi.
     
     Davada, bulunabilirlerse sanıkların ifadeleri alındıktan sonra avukatların savunması, esas hakkındaki mütaala aşamaları geçecek. Daha sonra sanıklardan bu kez esas hakkındaki savunmalarını vermeleri istenecek. Tüm bu aşamalardan sonra dava bir kez daha Yargıtay'a gidecek.
     Dava 2006 yılında zamanaşımına giriyor.
     İşte Türkiye'de "sistematik olmadığı" iddia edilen işkence olaylarından bir örneğin, soruşturmasının nasıl "sistematik" bir şekilde devlet görevlilerince engellendiğinin öyküsü..
     2004 Nisan'ına kadar bütün bunları düzeltebilir miyiz dersiniz?
     
     
     

DİĞER YENİ YAZILAR