Salın köklerinizi aşka...

Kışın yaprakları dökülen bir cins bu.. "Liliflora" denilen türden.. Büyüklüğüne bakılırsa doğal büyüme sürecini tamamlamış olmalı. Artık daha fazla uzamasına imkan yok.. Kalın yeşil yapraklarını yıl boyu dökmeyen akrabası "grandiflora"lar kadar büyüyemiyor. Zaten çiçekleri ve yaprakları da onunkiler kadar büyük değil..Bu söyleyeceğimin hiçbir bilimsel temeli olmadığını biliyorum elbette ama bana öyle geliyor ki iki ağacın gelişmesi, güzelliklerini insanlara sergilemelerindeki cömertlikle ters orantılı.. Bebek Yokuşu'nun alt başında, okulun hemen oralarda, belki de dünyanın en güzel manolya ağacı çiçek açmış.. Her biri bir yumruk büyüklüğünde bembeyaz çiçeklerle süslü, gelin gibi bir ağaç.. Gönlü geniş ağaçlar Bu yüzden de çabuk yorulurlar, büyümeye üşenirler adeta..Baharın geldiğini her şeyden önce o beyaz çiçeklerin Bebek'teki ağacın her yanını basmasıyla anlarım. Beyaz çiçekler, yerini taze yeşil yapraklara bırakana kadar da sık sık oradan geçmeye çalışırım.O yaşlı ağacın değişim hızını yakalamak kolay değildir. Birçok kereler, arkadaşlarıma yerini tarif etmişimdir "gidin görün" diye ama gidenler bazen hiçbir şey göremezler.. Sanki bir gecede çiçekler yapraklarla yer değiştirir..Dün sabah gazeteye gelirken yine oradan geçtim. Yolumu biraz uzatıyor ama bu manzarayı daha kaç gün görebileceğimi kim bilir?Arabamın radyosunda çok sevdiğim İspanyolca bir şarkı çalıyordu: Yo soy la tierra de tus raices! Büyük yeşil yapraklı olanlar nazlı nazlı çiçek açarlar, insanlara güzelliklerini gıdım gıdım verirler. "Liliflora"lar öyle değildir, her şeylerini bir an önce ortaya sererler.. Gönlü geniş ağaçlardır bunlar.. Tam 12'den vuruyor Şarkının neşeli ritmi ile sözleri bir araya gelince insan kendisini iyi hissediyor: "Senin köklerinin toprağıyım" diyor şarkı..Aşkı bundan güzel tarif eden belki başka birçok şiir, şarkı sözü vardır ama benim için bu basit sözler sanki evrendeki her şeyi açıklıyor gibi.. Fıkır fıkır bir Latin şarkısı.. Şarkıcının adını bilmiyorum, sesi sanki sigaradan kalınlaşmış gibi geliyor kulağa.. Fotoğrafını da görmedim ama siyah gür saçlı, belinde iki büyük gamze olan bir kadın gibi hayal ediyorum onu: Uzun boylu, güzel omuzlarını açıkta bırakan, dekoltesi derin "hispanik" bir bluz giymiş.. Âşık gözüyle bakınca... Bu açıdan bakıldığında biz insanların ihtiyaç duydukları toprağın aşk olduğunu düşünüyorum. Başlangıçta bizi sadece heyecanlandıran kişiyi içine alarak, büyütüp besleyebilecek bir toprak!Kök ile toprak birleştikçe, birbirinden ayrılmaları imkânsız hale geldikçe yaşamın derin anlamına da ulaşabiliyoruz.Acaba bazı arkadaşlarımın Bebek'teki manolyanın bugüne kadar farkında olmamalarının nedeni, yaşamın bu derin anlamına bir türlü ulaşmayı başaramamış olmaları mı? mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr İçinde bir kök beslemeyen toprak, toprak mıdır? Ya da tersi.. Köklerini bir toprağın içine salmadan, onunla bütünleşmeden hangi ağaç büyüyebilir ki?