Sen benim hiçbir şeyimsin!

Sen benim hiçbir şeyimsin!


     Sertab Erener'in Eurovision'daki başarısı, herkes gibi beni de mutlu etti. Sokaklara dökülen insanların arasına karışmadım ama Sertab ile ilgili çıkan bütün haberleri, yabancı gazetelerde yayımlanan yorumları büyük bir heyecanla ben de okudum...
     Bu çok normal. Başarıya aç bir ulusun çocuklarıyız.
     Birleşmiş Milletler Gelişim Programı (UNDP)'nın İnsani Gelişim Raporu (2002) ülkemizin "insani gelişmişlik düzeyini" 173 ülke arasında 85. sırada gösteriyor.
     15 yaş üzerindeki nüfusumuzun yüzde 15'i okur - yazar değil. İnsanlarımızın yüzde 10'u daha 40 yaşına ulaşamadan doktorsuzluktan, ilaçsızlıktan, kötü beslenmeden, ülkenin kötü şartlarından ölüyor. Yüzde 17'sinin içme suyu yok. 5 yaşın altında yeterli beslenemeyen çocukların oranı yüzde 8.
     
     Abartılı bir sevinç
     Nüfusumuzun yüzde 30'u toplam gelirin yüzde 80'ini alıyor. İnsanlarımızın yüzde 2.4'ü günde 1 doların altında gelir elde edebiliyor. Nüfusumuzun yüzde 18'i ise iki doların altında gelirle yaşıyor. Nüfusumuzun yüzde 20'si yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
     Aynı rapora göre, yetersiz beslenme ve kötü bakım nedeniyle 5 - 6 yaş arası çocuklarımızın binde 52'si ölüyor. Bebek ölüm hızı binde 32 gibi bir oranla, ambargo altındaki Irak ile yarışıyor..
     Hayat karşısındaki bu mutlak yenilgimizi unutturan her şey bizi çocukça bir sevince boğuyor, sokaklara döküyor.
     Futbol takımlarımızın başarılı sonuçları, yarışma kazanan bir şarkıcı, ödül alan bir yönetmen, başarılı bir yazar içimizden çıkınca kendimize güvenimiz artıyor, bulunduğumuz kötü şartları bir an için olsun unutmamızı sağlıyor.
     Ama bazen bu sevinci o kadar abartıyoruz ki işin cılkını da çıkarıyoruz.
     
     Bir pay kapma hevesi
     Dün Sertab Erener'in devlet büyüklerimizi ziyareti ile ilgili haberleri izledim.
     Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Başbakan, Erener ve arkadaşlarını kabul edip kutladılar.
     Televizyon kameraları ve gazetecilerin karşısında güzel sözler söylendi, çiçekler verildi - alındı...
     Hatta bazı politikacıların, Sertab'ın bu başarısında "hükümetin dış politikadaki açılımlarının rolü oldu"ğunu söylediklerine bile tanık olduk..
     Politikacıların, bu tür başarıları kendilerine mal etme ya da hiç olmazsa bu başarıdan bir pay kapma hevesi içinde olmalarının nedeni de hayat karşısındaki bu tartışılmaz yenilgimiz..
     
     Acı bir çığlık
     Bu yenilgi ortada durduğu sürece devlet büyüklerimizin şaşaalı törenlerle başarılı bireylerimizi kutlama yarışına girmeleri komik oluyor.
     Önceki gün Sertab Erener'i, İstanbul sokaklarında karşılayanların bir ağızdan söyledikleri şu slogan insanın içini burkuyor: "Sertab, sen bizim her şeyimizsin!"
     Hiçbir şeyi olmayan, sıkıntılarından kurtulmak için hiçbir çıkış umudu olmayan bir halkın acı çığlığı bu..
     Aynı zamanda, bütün bu olumsuzlukların baş sorumlusu yönetici elite verilen bir mesaj da bu: Siz bizim hiçbir şeyimiz değilsiniz!