Âşık olduğumuz kadın, güzeldir!

Onları tuhaf oldukları için ben mi buluyorum, yoksa tuhaf oldukları için onlar mı beni buluyorlar? Bu sorunun yanıtını da bilmiyorum.Dün size bilgisayarında "sanal kız arkadaşlar" yaratmaya çalışan bir arkadaşımdan ve bunun bana çağrıştırdıklarından söz etmiştim.Dünkü yazımı okuyan bir başka arkadaşımın telefonda bana söyledikleri üzerine biraz sohbet edelim istiyorum.Arkadaşım şöyle dedi: "Sanal arkadaş bulmak için bilgisayar programlarına gerek yok. İnternette bir "chat odası"na gir, istediğin kadar sanal arkadaş bul.. Üstelik hepsi de gerçek ruhlara sahip!"Böyle kaç tane arkadaşı olduğunu sordum. Sayılarını hatırlamamakla birlikte bir tanesinin çok özel olduğunu söyledi.."Madem çok özel, neden sadece chat yapıyorsun, neden buluşmuyorsunuz?" diye sordum."Ya bana anlattığı gibi değilse, ya çok çirkinse?" diye soruma soruyla karşılık verdi. Daha önce de bundan söz etmiş miydim bilmiyorum, ama arkadaşlarımdan bazılarının "tuhaf" olduğunu kabul etmek zorundayım. Uzun telefon konuşmalarından ruhum sıkıldığı için "evet haklısın" diye geçiştirdim ama şimdi bu konu üzerine bir şeyler yazabilirim.Bu aslında yanıtı kolay bulunabilecek bir soru değil: Birisine güzel olduğu için mi âşık oluruz, yoksa âşık olduğumuz için mi onu güzel buluruz?Gönlün nereye konacağının belli olmadığını söyleyen bir atasözümüz bile var. Rahmetli anneannem de "Seven göz kusur görmez" derdi..Demek ki aşk ile güzellik arasında doğrusal bir ilişki yok diye düşünüyor eskiler..Ama yine de samimi olmak gerekirse, benim kuşağımdaki birçok kişi için "güzellik" bir ilişkinin başlayabilmesi, ilk elektriklenmenin gerçekleşebilmesi için bir önkoşul sanki...İstanbulun fethinden 20 sene önce doğmuş bir düşünür olan Ficinoya göre de aşk, güzelliğe duyulan ilgiden doğuyor. Anneannemden bir hayli yaşlı olduğuna göre, onun söylediği de doğru olmalı...O zaman şu soruyu sormak gerekiyor: Güzellik nedir? Dünyanın her yerinde, her insan için geçerli bir standart güzellik tarifi yapabilir miyiz? Güzellik nedir? Moda dergilerinin ve sinemanın bize dayattığı bir güzellik anlayışı var ve dönemsel değişiklikler de gösteren "canlı" bir kavram bu..Elizabeth Ardenin bir parfüm reklamı var.. Siyah dalgalı saçlı, kalın kırmızı dudaklı, ince, uzun boylu çok çekici bir kadın yolda yürüyor ve onu gören tüm erkekler suya dönüşüp akıp gidiyor..Bütün erkekleri eritecek böyle standart bir güzellik tarifi yapılabilir mi?Hiç sanmıyorum. Çünkü biz erkekler böyle bir tarifte anlaşsak bile kendisinin bu tarife tam olarak uyduğunu düşünen bir kadını asla bulamayız.Aynaya bakan her kadın (en azından benim tanıdıklarım diyeyim) güzel yönlerinden çok "çirkin" bulduğu yönlerini görüyor çünkü:Belim kalın, ellerim küçük, burnum kemerli, boyum kısa / uzun, gözlerim yeşil / mavi / ela / siyah değil, ayaklarım kemikli vs...Kadınların gözleri, sanki biz erkeklerin gözlerinden daha farklı bir anatomik yapıya sahip gibi..Onlar Platonun aradığı "altın oranları" arıyorlar her seferinde ve bu yüzden dertleniyorlar.Oysa biz erkekler daha Kantçı bir yaklaşıma sahibiz sanki.. Kant, Platonun tersine bir bedene öznel bakışın, o gövdenin oranlarından daha büyük önem taşıdığını söylüyor. Kadın gözü, başka.. Arkadaşıma da telefonda bunu anlatmak isterdim aslında..Âşık olduğumuz şey, hiçbir şekilde, zaman içinde ciddi değişikliklere uğrayabilecek fiziksel bir durum olamaz..Biz âşık olduğumuz için bir kadını güzel buluruz.Güzellik, bakan kişinin bakış açısından kaynaklanır.Âşıksam, kemerli buruna ayrı bir mana veririm, neden "hokka gibi" değil diye düşünmem..Ya da "beli kalın" diye aşkım azalmaz...Birisiyle sadece bilgisayar ekranında yarım cümlecikler kurarak konuşuyor ve buna rağmen onu "özel" buluyorsan da onun dış görünüşünün neye benzediğinin de bir önemi olmaz gibi geliyor bana..Dedim ya arkadaşlarım tuhaf insanlar..Her zaman güzel bulacağınız birisiyle paylaşacağınız mutlu bir bayram diliyorum sizlere de... mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr Mutlu bayramlar..