Türk Ku Klux Klan'ının işi çok zor

Fişle fişle bitmez



Türk argosunda "İnsanoğlu gariptir," diye başlayan bir halk deyişi var. Bir gazetede tamamını yazmak doğru bir davranış olmaz. Bilenler neden söz ettiğimi anlayacaklardır, bilmeyenler için de üzerinde bazı "terbiyevi" rötuşlar yaparak şöyle söyleyebiliriz: "İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz. / İnek dersin kızar da, sağarsın aldırmaz!"
Her gün bu sözü hatırlamama yol açan bir sürü olayla karşılaşıyorum.
Artık alışmış olmalıyım, ama alışamıyorum bir türlü..
Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği için tercihini belirleyip, bu yolda harekete geçtiğinden beri karşılaştığımız bir durum var.
Çoğunlukla Türkiye'nin AB üyeliğine pek iyi bakmayan Batılı çevrelerden kaynaklanan bir tutum bu..
Ordunun günlük sivil yaşam üzerindeki etkisinden, siyasete müdahalesinden ve uyum yasalarını çıkarmanın yeterli olmadığından, uygulamanın da görülmesi gerektiğinden söz eden bir genel tutum..
Ve ne zaman böyle bir eleştiri ile karşılaşsak, bu durum toplumumuzun her kesimi tarafından tepkiyle karşılanıyor.
Ancak günlük yaşamımız içinde öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki buradaki genel tutumumuz, yazının girişinde sözünü ettiğim deyiştekini çağrıştırıyor..

İstanbul'daki 2. Zırhlı Tugay'ın kaymakamlıklara yazdığı bir yazıyla bazı vatandaşların fişlenmesini ve takip edilmelerini istemesi de böyle bir durum.
Kopenhag Kriterleri'nin neresine uyduğunu kimsenin anlayamayacağı, Genelkurmay'ın bile açıklamakta zorlandığı bir uygulama ile karşı karşıyayız.
Hürriyet'in ortaya çıkardığı belgeye göre, kaymakamlıklar görev alanları içindeki her türlü sivil hareketi takip edip, askeri yetkililere rapor edecekler..
Takip edilecekler arasında Çerkezler, Romanlar, Arnavutlar ve Boşnaklar bile var.. Bilebildiğim kadarıyla bizim gazetede çalışanların neredeyse yarıya yakınının (Rahmetli dedem Manastır'dan göç ettiğine göre aralarında ben de olmalıyım) bu nedenle fişlenmesi gerekiyor..
Yazıda "düşünce grupları, felsefe toplulukları, yüksek sosyete grupları, sanatçıların mensup olduğu gruplar, internet grupları" da belirtiliyor.. Bu tanımdaki grupların bazılarına da rahatlıkla sokulup, fişlenebilirim.

Listeyi okuduğumda rahat bir nefes almamı sağlayan tek şey Ku Klux Klan ile bugüne kadar hiçbir düzeyde ilişkimin olmaması..
En çok merak ettiğim şey de bu grubu listeye yazmayı kimin akıl ettiği? Üstelik o kişi her kimse grubun adını bile doğru yazamıyor.. (Belgede "Klu Klax" şeklinde yazılmış!)
Beyazların çoğunlukta olduğu yerlerde zencilere yaşam hakkı tanımayan, zencilere ait ev ve işyerlerini yakan bu grubun Türkiye temsilcilerinin işleri de çok güç olmalı: Ortalıkta eziyet edecek zenci yok!

Belgede fişlenmesi gerekenler arasında "AB ve ABD yanlıları" da sayılmış.
Avrupa Birliği'ne üye olmak, Türkiye'nin resmi devlet politikası.. Bu durumda fişe ilk yazılması gerekenler Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve Milli Güvenlik Kurulu üyeleri olmalılar..
Konu aslında şaka kaldırmayacak kadar ciddi ama belgenin ortaya çıkmasının üzerinden geçen iki güne rağmen henüz kimse hakkında ciddi bir soruşturma da açılmış değil.
Genelkurmay'ın açıklaması ve Başbakan'ın bugün sorular karşısında takındığı tavır ise bana sorunun geçiştirilmek istendiğini düşündürtüyor.
Öyle görünüyor ki bu da benzeri birçok hukuk skandalı gibi geçiştirilecek, örtülecek.
Buna izin verecek miyiz?