Türkiye, ABD’nin dostluğunu kaybeder mi?

Türkiye, ABD’nin dostluğunu kaybeder mi?


Bazı çevrelerde ikinci tezkerenin TBMM’de kabul edilmemesinin ardından böyle bir endişe hâkim oldu: "Türkiye, stratejik müttefiki Amerika’yı bu kararla kaybediyor."
Böyle düşünenlerin gerekçeleri de var: "Zaten Avrupa’dan dışlanmış bir Türkiye’nin, ABD ile dostluğunu kaybetmeyi göze almaması lazım.."
Giderek küçülen bir dünyada, iki büyük çekim merkezinin (Amerika ve Avrupa’nın) dışında kalmanın ve bir tür tecridin iyi bir şey olduğunu söyleyecek değilim.
Ancak, Türkiye ile ABD ve Türkiye ile AB ilişkilerinin böyle bir "anlık durumölarla kesilip, biteceğini düşünenlere de katılamıyorum.
Bu bana biraz da kendi önemini küçümsemek gibi görünüyor.

Türkiye çok önemli
Türkiye’nin stratejik tercihinin demokrasi olduğunu ve Türkiye’nin kendisini "özgür dünyanın" bir parçası olarak gördüğünü, bunun da değişmeyeceğini düşünüyorum.
Türkiye, bu tercihlerinde bir değişiklik yapmadığı sürece, zaman zaman ilişkilerde dalgalanmalar da olsa, Batı dünyasının tercihlerinde de büyük bir değişiklik olmayacağını da söyleyebilirim.
Sonuç olarak biz ne kadar istersek isteyelim, bu coğrafyadan taşınmamıza olanak yok ve bu bölgede demokrasinin yerleşmesi ve buna bağlı olarak barışın gelişmesi için Türkiye hâlâ en önemli unsur ve "müttefik" olma konumunu sürdürmeye devam edecek.
Türkiye, sadece Ortadoğu sorununda değil, şu anda üstü örtülmüş gibi görünen Kafkasya problemlerinde de Batı dünyasının bir müttefiki olarak önemli roller oynayabilir, inisiyatifler geliştirebilir.

Sorun ABD değil, Bush
TBMM’nin tezkereyi reddetmesinin ardından özellikle ABD ile olan ilişkilerinde bir sarsıntı olmadığını söylemek mümkün değil. Ancak unutmamak gerekir ki bugün Türkiye’nin sorunu, büyük Batı sisteminin kendisi ile değil, şu anda ABD yönetimine hâkim olan siyasi anlayışladır.
Nitekim ABD yönetimi ve ona yakın çevreler Türkiye’ye kızgınlıklarını pek de diplomatik olmayan şekilde ortaya koymakta olsalar da, ABD muhalefeti de, Bush yönetiminin Türkiye’ye doğru davranmadığını artık yüksek sesle söylüyor.
Bununla da kalmıyor, Türkiye parlamentosunun aldığı karar, "Ortadoğu’da gerçek bir demokrasinin varlığını göstermek" olarak yorumlanıyor. Irak ile savaşa karşı olan bir büyük kamuoyu, Türkiye’nin doğru yaptığını düşünüyor ve hiç kuşkunuz olmasın bu kamuoyu ilelebet muhalefette kalacak kadar güçsüz bir kamuoyu da değil.

Sempatimiz artıyor
Bugün ABD’nin, Türkiye ile diplomatik ilişkilerde uğradığı yenilgiden sorumlu tutulacak olan Türkiye değil, bunu başaramayan Bush yönetimi olacak. Ve bu performansı ile Bush yönetiminin ABD’de bir dönem daha iktidarda kalabilmesinin de pek mümkün olamayacağını düşünüyorum.
Türkiye’de de romanları çok okunan yazar Paulo Coelho’nun, Başkan Bush’a hitaben yazdığı bir mektupta yer alan şu cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum:
"Türk halkının ve parlamentosunun 26 milyar dolar için bile satılık olmadığını herkese gösterdiğiniz için size teşekkür ederim."
Batı’da, özellikle aydın kamuoyunda Türkiye’ye karşı uyanan bu sempatinin değersiz ve önemsiz olmadığını düşünüyorum.
Eğer tersi olsaydı, "Türkiye alacağı şu kadar milyar dolar için Irak’ta ABD’nin yanında savaşa giriyor" inancını pekiştirecek bir durum olsaydı, inanın bunun acısını, bugün çektiğimiz sıkıntıdan kat be kat daha çok çekecektik..