Uzay Yolu kafamı açtı!

Uhuranın yaşlanmış hali de beni etkiledi ve diziyi izlemeye başladım.O bölümde Atılganın iki personeli daracık bir yerde bir şeyleri tamir etmeye çalışıyorlardı. Personelden erkek olanı Dünyalı, kadın olanı ise adını söylemeyi dahi beceremediğim bir yabancı gezegenliydi..O daracık alanda bir erkek ve bir kadının burun buruna çalışması günümüzde hangi sonucu doğurursa 2556 yılında da aynı sonucu doğuracağını böylece öğrenmiş oldum.Ama tablo bugünkünden biraz değişikti.."Uzaylı" kadın, "Dünyalı" erkeğe şöyle dedi: "Bu akşam odama gel de sevişelim.."Dünyalı erkek şaşırdı: "Benim gezegenimde bu işler böyle olmaz.. Önce akşam yemek yiyelim, tanışır konuşuruz.. Birbirimizden hoşlanırsak sonra neler yapacağımıza bakarız.."Şaşırma sırası uzaylı kadına gelmişti: "Neden? Hoşlanıp hoşlanmayacağımı bilmediğim birisiyle neden yemek yiyeyim? Önce sevişelim, birbirimizden hoşlanırsak o zaman yemek yer, sohbet ederiz.." Geçenlerde hayatta beni en çok eğlendiren bir oyunu oynarken (yani uzaktan kumandanın düğmesine birer saniye arayla basıp; üç - beş filmi, bir tartışma programını ve bir tenis karşılaşmasını bir arada izlemeye çalışırken) televizyon kanallarının birinde Uzay Yolunun devamı olarak çekilen bir dizi filme rastladım. Bu komik diyaloğu izlerken aklıma eski bir arkadaşım geldi.. Bu arkadaşım birlikte çalıştığı, şu ya da bu nedenle tanıdığı her bekâr kadına mutlaka "birlikte olma" teklifi yapardı.Zavallı kızlar neye uğradıklarını şaşırır ve çoğu şu yanıtı verirdi: "Ama biz arkadaşız?.."Arkadaşım hiç bozuntuya vermezdi: "Birbirimize âşık olmamız için düşman olmamız mı gerekiyor?"Geçenlerde gazetede film oluncusu Angelina Jolienin "yaşam dramını" anlatan bir haber okudum. Jolie, film setleri arasında gezer, kalan boş vakitlerinde de UNESCO adına hayır işleri ile uğraşırken, özel hayatına vakit bulamazmış meğerse...Erkek dergilerinin "Top Ten" listelerinde her zaman yer alan bir kadından söz ediyorum.Peşinde sayısız yakışıklı erkek olan bir kadından..Ama o yine de yapayalnızmış. Çünkü tanıştığı insanlarla arkadaşlığını tam geliştirecekken programı gereği bir başka yere gitmesi gerekiyormuş.İyice tanımadığı insanlarla ilişkiye girmeyen prensip sahibi bir kadın olduğu için de cinsel yaşamı felaket durumdaymış..Sonunda çözümü şöyle bulmuş: Sadece eski arkadaşları (sevgilileri değil, arkadaşları) ile birlikte oluyormuş.. Daha önceden tanıdığı, güvendiği, arkadaşlık etmekten hoşlandığı insanlar.. Onlara telefonda "Üç günlüğüne New Yorktayım, gel sevişelim.." diyormuş.. Üçüncü günün sonunda herkes kendi yoluna gidiyormuş..Dizi filmdeki diyaloğu izlerken aklıma bu haber de geldi.. Düşman mı olmalıyız? Burada anlattığım üç olayın da "uç örnekler" olduğunu biliyorum.Tanrıya çok şükür ki kadın - erkek ilişkileri hâlâ bildiğimiz süreci izleyerek gelişiyor.Bir kadını "tavlamak" için onu yemeğe davet etmek, yemekte onu güldürüp eğlendirmek, çiçekler, küçük armağanlar almak.. Kalbini kazanmak için emek ve çaba sarf etmek..Bunlar olmasaydı ne kadar tatsız tuzsuz bir yaşantımız olurdu kimbilir..Frances Rondanın bir sözü ile bağlayalım giderek dağılma eğilimi gösteren bu yazıyı: "Eğer erkekler evlendikten sonra da kur yapmaya devam etselerdi, büyük olasılıkla daha az boşanma ve daha çok iflas olurdu.." mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr En iyisi eski yöntem