Yüz binlerce kız çocuğu yardımımızı belkiyor

Gazetenin orta sayfasında, kırmızı bir örtüyle başını sarmış küçük kız çocuğu da yeşil gözleriyle yol boyunca bana baktı..Milliyet muhabiri Bünyamin Aygün'ün çektiği fotoğraf, National Geographic'in ünlü "Afganlı Kız" fotoğrafını hatırlatacak kadar etkiliydi..Eminim ki sizler de o bir çift gözdeki derin masumiyeti, çaresizliği, kaderine razı olmuş boyun eğişi görmüş olmalısınız.. İstanbul'dan Samsun'a uçan uçakta yol boyunca elimde Milliyet, öylece kalakaldım.. Fotoğraf, Van'ın bir köyünde çekilmiş.Hatun Lale, 11 yaşında ve Türkiye'de okula gidemeyen yüz binlerce kız çocuğundan sadece biri..Türkçe bilmediğini söylüyor muhabir arkadaşlar haberlerinde..Sadece iki sene okula gitme fırsatı bulabilmiş çünkü.. Türkçe birkaç kelime öğrendiyse de aradan geçen üç yıl içinde tamamen unutmuş belli ki..Babası onu iki yıl okula gönderdikten sonra geri alışını "Artık yetemedim" diyerek açıklıyor.Hatun şimdi küçük erkek kardeşine bakıyor evde..Çok değil, iki üç yıl içinde evlenecek, kendi çocuğunu kucağına alacak..Onun çocuğunun da kız olursa annesiyle aynı kaderi paylaşacağını şimdiden söyleyebiliriz.Cahil annelerin yetiştirdiği cahil çocuklar... 'Hatun' sadece biri Türkiye 21. yüzyılda büyük bir dönüşümün eşiğine adımını atmışken böyle yüz binlerce çocuk, kendilerine yüzyıllar öncesinden çizilen kaderin esiri olarak yaşıyorlar..Umutları yok, gelecekleri yok..Türkiye'de sadece Anadolu'nun unutulmuş köşelerinde rastlanabilecek bir tablo değil bu..Hemen burnunuzun dibinde, İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de de küçük kızlar okula gidemiyorlar.Büyük bölümünün sorunu parasızlık..Aileler zaten çok kısıtlı olanaklarını çocuklarının eğitimi için harcamaya karar verdiklerinde, önce erkek çocuklarını tercih ediyorlar çünkü..Kız çocuklarının nasıl olsa evlenip gideceklerini düşünüyorlar..Erkek çocuklarının, ileride okur da adam olurlarsa kendilerine bakabileceklerini ümit ediyorlar..Bir yandan da "Kız çocuğun erkeklerin arasında işi ne?" şeklindeki toplumsal baskı, Hatun gibi yüz binlerce kızımızı cehalete mahkûm ediyor, kendi kaderlerini değiştirebilme olanaklarından onları yoksun bırakıyor. Cahil nesiller Milliyet, önceki hafta İstanbul'da düzenlediği bir "çalıştay"la toplumumuzun bu çok önemli sorununa dikkatleri çekmişti.Bir süredir de Milliyet muhabirleri, Anadolu'nun değişik yerlerinden bu kez "kişisel dramları" ortaya seriyorlar..Milliyet Çalıştayı'nda "şu kadar yüz bin kız çocuğu okula gidemiyor" şeklinde ortaya konulan istatistik, böylece ete kemiğe bürünüyor.Dikkat ediyorum röportajlara konu olan kız çocuklarının çok büyük bir bölümü hiç Türkçe bilmiyor.Muhabir arkadaşlarımla konuştum, röportaj yapılan kızları özellikle seçmediklerini, gittikleri her yerde çoğunluğun bu durumda olduğunu söylüyorlar.Ve biz Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de nutuklar dinliyoruz..Türkiye'nin bölünemeyeceğinden, bir ve bütün olduğumuzdan söz eden..Bir ulusu bir arada tutan şeylerden en önemlisini bugüne kadar ihmal etmiş olduğumuzu yüzümüze haykıran bu röportajlar, bir yandan da gazeteciliğin gerçek işlevine kavuştuğu zaman ne kadar kutsal bir meslek olduğunu da gösteriyor bizlere.. İstatistikler canlandı! Türkiye'nin her yerine yayılmış durumda yüz binlerce kız çocuğu..Biz büyüklerin onlara uzatacağımız yardım elini bekliyor.Sorunlarını çözmemizi, onları da okumuş - meslek sahibi insanlar olarak toplumsal yaşama ortak edeceğimiz günü bekliyorlar..Milliyet bu gerçeği gözler önüne sererek, bir toplumsal sorumluluğu yerine getiriyor.Şimdi sıra bizlerde.. Bu çocuklara okul yolunu nasıl açacağımızı düşünmek ve çözüm yolunu bulmak da biz büyüklerin görevi artık! mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr Şimdi sıra bizde