Annelik kariyeri

Anne olan bilir, derler. Ama nedense anne olmayanlar, annelik hakkında devamlı konuşuyor. Konuşmakla da kalmıyor, kadınlık ve annelik etrafında ailenin kodlarını da belirliyor:
Hamileyken nasıl dolaşılacak, kaç çocuk yapılacak, hangi yöntemle doğurulacak, çocuklara nasıl bakılacak gibi...
Memleketi yöneten siyasetçiler, sanki doğuştan birer kadın doğum ve pediatri uzmanı!
Tamam, herkesin ideal ebeveynlikle ilgili fikir ve temennileri olabilir. Ancak kadınlık ve annelik, eğitim sisteminden tutun sosyal yardımlara, yönetici erkin elinde şekillendirildikçe iş değişiyor... Özel hayata müdahaleye giriyor.
Her şeyden evvel, yurttaşlara ait en “özel” alandan, yani dört duvar arası ve yatak odasından bahsettiklerinin farkında değiller. Daha kötüsü, farkındalar, ama tam da bunu yapmak niyetindeler!

Ailenin inşası
Galiba kadınla erkeğin eşitlendiği bir dünyadan korkuyorlar. İdeallerindeki aileyi “inşa etme” çabası bundan:
Bu ailenin reisi ve “eve ekmek getireni” erkek. Kadın doğuruyor, ev ve çocuk bakımı onun görev alanı. Erkek çocukların eğitimine öncelik veriliyor. Kız çocukları ise doğuştan birer minik gelin olarak yetiştiriliyor.
Ne var ki ailenin inşası, bina-yol inşaatı yapmaya benzemez.
İki insanın hayatı paylaşmasını değil, bir cinsin diğerinin üzerinde üstünlük sağlaması ve kontrol etmesine yarayan bu düzenin devri geçti. En azından gelişmiş ülkelerde...
Modern dünyada var olabilmek, tutunabilmek için başta ekonomik, türlü kaygı ve baskıyla mücadele ediyoruz. Kadın ve erkek.
TÜİK’in son verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1.427 TL. 2015’te ise net asgari ücret 949 TL olacak. Bir asgari ücretli, devlete 261 TL vergi ve prim ödeyecek.
Eğitimdi, ulaşımdı, sosyal hayattı, bunlara hiç girmeyelim şimdi.
İşte böyle bir dünyada gündelik hayatın yüklerini paylaşmadan çocuk sahibi olmak ve yetiştirmek, son derece zor ve bir o kadar mutsuz bir hayat demek...

Hanimiş babası?
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kadınların “annelik dışında başka bir kariyeri merkeze almaması gerektiği”ni söylerken, sadece kadınlara değil, erkeklere de haksızlık ediyor...
Birincisi, milyonlarca işsiz ve dar gelirlinin yaşadığı ülkede nüfusun yarısına “çalışma” dediği için...
İkincisi, “babalık kariyeri”ni yok saydığı için... Sadece annelerin değil, babaların da çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmek isteyebileceği kimsenin aklına gelmiyor mu?
Mesele ekonomik gerçeklerden, yani paradan da ibaret değil.
Bir insanın üretmesi, kendini evin dışında da “işe yarar” hissetmesi, sosyal hayatın bir parçası olması, mesleğinde kendini geliştirmesi, kendine güven kazanmasının çocuklarının gelişimine ve ilişkisine katkısı büyük.
Gelişmişliği salt parasal artışla ölçenlerin bunları anlaması zor.
Gerçek şu: BM’nin sağlıklı ve uzun bir yaşam, bilgiye erişim ve iyi bir yaşam standardı boyutlarıyla ölçtüğü “İnsani gelişmişlik endeksi”nde Türkiye 90’ıncı sırada.
Devlet, yeter ki insani gelişmişlik kriterlerinin gereklerini yerine getirsin. Gerisini anneler bildikleri gibi yapar, güvenin.