‘Ape Musa sözü bir merhabadır’

Urfa’nın ilçesi Viranşehir’in nabzı, evet ile boykot arasında atıyor... Şehrin ileri gelenlerinin en büyük derdi, kültürel değerlerini korumakta zorlanmak. 12 Eylül’de işkence görmüş olanlar, paketin yeni bir anayasa için ‘anahtar’ olacağına inanıyor

‘Ape Musa sözü bir merhabadır’

Viranşehirli dedeler, hatrımızı kırmayıp Roma’dan son kalan sütunun önünde poz veriyor. Referandumda oylarını sorunca cevap vermekten kaçınıyorlar. Yalnızca biri “Gidebilirsek evet diyeceğim” cevabını veriyor.

Viranşehir... Harabe, yıkılmış anlamına gelen bir yerde yaşam neye benzer? Uçsuz bucaksız gibi gözüken topraklara, yolun sağı ve solunda ekilen pamuk ve ayçiçeği tarlalarına bakarak ilerlerken bunu düşünüyorum. Oysa 200 bin nüfuslu ilçenin sakinleri o kadar hayat dolu, centilmen ve sahici insanlar ki, viranelik sadece isminde.
İnşaat işleriyle uğraşan Hasan Mutlu ve iki oğlu, bizi harikulade bir sofrada, Viranşehir ve Siverek kebaplarıyla ağırlıyor. Muhabbet Hegel’den Einstein’a, Konfüçyus’tan Stephen Hawkins’e, dinler tarihine bağlanıyor. ‘Ape Musa sözü bir merhabadır’
Mutlu, topraklarını seven, tarihi doku bozulmasın diye çırpınan, hatta bazı alanların SİT ilan edilmesine katkıda bulunmuş bir insan. 1700 yıllık surların üzerine çıkıp “Burası SİT alanı değil” diyebilen anlayışa isyan ediyor.

ANAHTAR KELİME
12 Eylül sonrası yıllarca cezaevinde kalıp, işkence görenlerden olan Hasan Bey, bugün “Niye evet demeyeyim? Değişiklikler Erdoğan’ın değil. Yarın o gider, başkası gelir. Bu yasalar kalır. Hayat devam ediyor. Eksiklikler var, tamamlanır” diyor.
Hasan İdikurt, Viranşehir Tarih Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (VİSAM) Başkanı. Aynı zamanda ekmek ve lahmacun yapılan bir fırının sahibi. Babasının “Sanat, altın bileziktir” dediğini hatırlayıp bilgece ekliyor: “Türkiye’de sanat olsaydı KPSS skandalı filan olmazdı?”
Viranşehir’de Roma döneminden bugüne sadece biri ayakta kalan sütunun olduğu alana gidiyoruz. “Bu coğrafya tarihçiler için bulunmaz nimet. Gertrude Bell zamanında burada yedi sütun fotoğraflamış. Ben üçünü gördüm, şimdi teki kaldı. Mezopotamya’nın mirasını kabul ettiremedik. Viran-Urfa-Harran üçgeni, Mısır’ı aratmayan tarihi dokuya sahip.”
Ardından Kürtçe bir atasözünden örnek veriyor: “İnsan yaşadığı saattedir. Yani saygınlıklar, karşılıklıdır. Son 20 yılda tarihle ilgili bağlantı bırakmadılar. Yazıktır. Suriye’ye gittiğimde kiliseleri inceledim. Nasıl ki bugün BM var, o dönemde de Kommagene imparatorluğu vardı. İnsanlar Mardin’e Zeyrulzeferan’ı, Urfa’ya Balıklı Göl’ü görmek için geliyor. Kimse isota gelmez! Kültürel değerlere sahip çıkmak zorundayız.”
İdikurt, halkın yaşamını ilgilendirecek bir anayasa için referanduma gidilmesini aptalca buluyor. Ona göre bilim adamları düzenlemeli anayasayı. 1980 darbesini en acı biçimde yaşayan, zindanda işkence görenlerden biri de kendisi. Daha 16’sındayken, okulda öğrenciyken, hayalleri varken... İşkence gören 11 yaşındaki çocuğun Zazaca “Allahım ben ne yaptım” diye yakardığını ve üç ölüyü üzerine aldığına şahit olmuş.
Her şeye rağmen Kürtlerin kendini en çok ifade ettiği dönemi yaşadığını söylüyor İdikurt: “Bugün Erdoğan Ape Musa diyorsa, bu Kürtler için gelişmedir. Eğer yeni bir anayasa geliştirecekse, bu bir anahtardır. Eksiktir, evet? Ama bir merhaba anlamında, artıdır.”
Bölünme sözleri, ona göre ortalığı bulandırmak isteyenlerin işi: “Uluslararası sınırların kalktığı bir dönemde ne bölünmesi? Bunu isteyen yok. Cumhuriyet’in kuruluşunda bizim de babalarımız şehit oldu. Savaşa yaya gittiler, bir daha da gelemediler.”

BAŞKAN HAPİSTE
Viranşehir’in merkezinde, beş yıl önce yapılan Kültür Sarayı’na gidiyoruz. Kapının girişinde 6 aydır tutuklu bulunan Belediye Başkanı Leyla Güven’in resmi asılı... Binanın arka bölümünde, ağaçlıklı, keyifli bir çay bahçesi var. Burada tanıştığım Fahri Kaya, “Erdoğan iyi bir demagog” diye başlıyor sözlerine: “Referandumu protesto edenler demokratik davranmıyor diyor. Ama sandığa gitmemek de bir tercihtir. Ben boykot edeceğim. Burada yaşayanlar için evet veya hayır demek anlamlı değil. Leyla Hanım sorgusuz sualsiz, apar topar götürüldü. Bu bölgede evet ve boykot yüksek çıkacak. Yarı yarıya olursa iktidar için kayıptır.”
Viranşehir’den ayrılırken tıpkı Diyarbakır, Batman ve Dersim’den olduğu gibi“Ser serimin” sözleriyle uğurlanıyoruz. “Başım üstüne” demek.
Bye bye demekten çok daha anlamlı değil mi?

‘Ape Musa sözü bir merhabadır’

TİLA’DAN VİRAN’A
- Viranşehir, tıpkı Diyarbakır gibi bazal taşlı surlarla çevriliymiş. Ancak bu istilalar gerçekten de taş üstünde taş bırakmamış. Kalan son parçalar da geçtiğimiz yüzyılda perişan edilmiş.
- Viranşehir, Diyarbakır’a da Urfa’ya da eşit mesafede. Tarihte birkaç kez yağmalanmış, yıkılmış. İlki 1258 Moğol istilası. İkincisi, 1400’de. Timur meşhur “taş üstünde taş bırakmayacağım” sözünü Viranşehir için etmiş.
- 1893’e kadar harabe kalan Viranşehir’e gelen gezginler, surların dibinde sayısız manastırın olduğunu anlatıyor. Derken imara açılıyor. Mardin, Midyat’tan gelenlerle şehirleşiyor.
- Viranşehir, Osmanlı’nın Milan aşiretini cezalandırmak için koyduğu bir isim. Eski yazıtlarda Kohisar, Antik Çağ’da Tila, Roma’da Antionopolis, Bizans’ta Konstantina denirmiş...
- Bugün Yezidiler’e ait Hanefiş Kilisesi’nin yanında yeraltı şehri bile var, ama kimsenin haberi yok!

BİTTİ