Bu Meclis’in tatil lüksü yok

Eklenme Tarihi03.08.2015 - 2:30-Güncellenme Tarihi03.08.2015 - 0:06
Her gün yeni bir bomba- lama, kaçırma, yol kapatma, infaz etme, tutuklama, çatışma, cenaze haberi gelirken içimiz yanıyor. 
Henüz 2 ay önce  yapılan seçimle Meclis’e giren bir parti için kapatma, yöneticileri hakkında soruşturma ve dokunulmazlıkların kaldırılması gündemde. Barış süreci ağır yara aldı; uzatılmış ateşkes dönemi resmen bitti.
Öte yandan, “operasyonların nedeni” olarak gösterilen Suruç katliamıyla ilgili kaç kişinin, hangi gerekçelerle  tutuklandığını bile bilmiyoruz. 
Aynı şekilde, 20 Temmuz itibariyle 34 ilde yapılan 1000’i aşkın gözaltının yasal dayanağıyla gözaltı ve tutuklamaların sayısı da belli değil. 
Büyükşehirlerde IŞİD, bombalı eylem tehdidi yapıyor, yurtdışında turistlere “Türkiye’ye gitmeyin” uyarısı çıkarılıyor. 
Vekiller Ankara’da toplansın!
İncirlik, ABD uçaklarının IŞİD’i bombalaması için açılırken, Türkiye’de cirit atan IŞİD-El Nusra gibi örgütlerin nasıl tepki vereceği ve geçici hükümetle yönetilen ülkede ne gibi önlemler alınacağı bilinmiyor.
Can derdine ekonomik sıkıntılar da eklendiğinde bakalım ne olacak? 
Evet, memleket resmen yangın yeri. Fakat TBMM tatilde! Resmi olarak 1 Ekim’e kadar.
Olağanüstü bir durumdayız ve belli ki işler daha da sarpa saracak. Bu durumda Meclis’in iki ay daha ‘tatil’ yapması kabul edilemez. 
Geleceğimizi, güvenliğimizi ilgilendiren bu kadar önemli süreçte, seçilmişlerin ne koalisyon görüşmelerini, ne de erken seçim takvimini, ne de geçici hükümetin kararlarını bekleyip şikayet etme lüksü var.
Vekilleri, Meclis’in çalışır hale gelmesini sağlamaya, hiç olmazsa Ankara’da her gün toplanarak ellerindeki tüm yetki ve olanakları kullanmaya davet ediyoruz. 
Halktan oy isterken harcadıkları enerjinin yarısını, ülkenin içine yuvarlandığı kaosu durdurmak için harcamalarını bekliyoruz. 
 
SİLAHLAR SUSMALI
Barış İçin Kadın Girişimi, Barış Meclisi ve Akil İnsanlar heyeti, tarafların tetikten elini çekmesi için peş peşe açıklamalar yaptı.   
Farklı siyasi görüşlerden bir grup bilim, siyaset ve devlet insanı da önceki gün önemli bir çağrı yaptı. Terörün mazur görülemeyeceği, savunulamayacağı gibi hukuk ve demokrasiyi askıya alan girişimlerin, komşu ülkelerle gerginliğin savaşa dönüştürülmesinin de asla kabul edilemeyeceğinin altı çizildi. 
- Bütün siyasi taraflara, çatışma ortamına son verme ve şiddeti durdurma çağrısı yapan herkese “ama”sız sahip çıkma, seslerine kulak verme zamanı.  
- Savaşı, şiddeti, nefreti körüklemek çok kolay. Şimdiden 90’lar benzetmesi yapılsa da Suriye örneği, böylesine bir çatışma ve şiddet ortamının kimsenin kazandırmadığı, büyük bir yıkım olduğunu göstermiş olmalı. Bunu göremeyecek kadar akılsız mıyız?