Her şeye rağmen, her zaman barış

Eklenme Tarihi27.07.2015 - 2:30-Güncellenme Tarihi26.07.2015 - 22:47
Savaş çığlıkları atanlara, nefret dilini habere altlık yapanlara, cenazeden bile saygıyı esirgeyenlere bir kez daha hatırlatarak başlayalım:
Başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği ve farklılıklara saygıyı savunmak,gazetecinin temel görevleri arasındadır…
Beklenen oldu ve geçiçi hükümet, iyi-kötü yıllardır sürdürülen barış görüşmelerini ve ateşkesi,operasyon düğmesine basarak tek taraflı bitirdi.
IŞİD’le “mücadele” başlığı altında PKK ve sol örgütlere yönelik gözaltı ve tutuklamalar, cumartesi günü 590 kişiye çıkmıştı. 
Bunlardan sadece  16’sı IŞİD üyesi.
SAVAŞ ÇÖZÜM OLAMAZ
Kürt ve sol haber kaynaklarına erişim engellenirken savaş uçakları da “teröre karşı” havalandı. IŞİD’e   Elbeyli’de kullandıkları yolun kapatılması üzerine bir askerin şehit etmeleri üzerine - bir sorti yapıldı, PKK’nın yaklaşık 400 hedefi vuruldu. 
“IŞİD ve PKK hedefleri” diye başlayan her cümlenin arkasında asıl hedefin kim olduğu belli. 
Topyekun savaş hali, “had bildirmek”, “anladıkları dilden konuşmak” gibi 90’lardan kalma, intikamcı ve şiddetten yana cümlelerle övülüp bir çözümmüş gibi sunulamaz. 
Türkiye, “Onlar bir vurduysa biz bin vururuz” politikası yüzünden sadece binlerce canını değil, yıllarını kaybetti. 
DAHA ÇOK ÖLÜM MÜ İSTİYORSUNUZ?
“Düşük yoğunluklu savaş” haliyle 30 yılımız heba oldu. İstatistiklere göre toplam 35 bin 576 insanımız öldü. AKP’nin bizzat verdiği rakamlar şöyle:
 30 yılda 7 bin 918 kamu görevlisi şehit oldu. 
 1984-2012 yılları arasında öldürülen PKK’lı sayısı 22 bin 101. 
 1984-2012 arasında 5 bin 557 sivil hayatını kaybetti. 
 Faili meçhul cinayetlerin sayısı iki bin ila 17 bin arasında değişiyor. 
 386 bin 360 insan, köylerinden göç etmek zorunda kaldı/bırakıldı. 
Kürtlerle çözüm değil, savaşı savunanlara tekrar sorma zamanı: Gerçekten ölümlerin, acıların tekrarlanmasını mı istiyorsunuz? 
Boşuna heveslenmeyin. Her alçaklığa, her hayal kırıklığına, her saldırıya rağmen, biz hep “barış” diyeceğiz, barışı savunacağız. Son nefesimize dek.
 
AYRIMCILIĞIN DİK ALASI
 Ankara’da barış yürüyüşü yapmak isteyen gencecik insanlar yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı. 
 Bir kare var ki akıllara seza: Dört polis, bir kadını sırt üstü yere yatırmış, biri kafasının üstüne oturmuş, diğeri ters kelepçe takıyor. Ne o, gözaltına alıyorlar!
 Başörtülü hemcinslerimiz, 28 Şubat’ta yaşadıkları zulmü ve aşağılanmayı sık sık hatırlatır… Acaba aynı sahne onların başına gelse ne olurdu? 
 Kabataş yalanı üzerinden mangalda kül bırakmayanlar, şimdi konuşsun bakalım.