İklim planı: Yaptım oldu

Eklenme Tarihi05.07.2013 - 23:27-Güncellenme Tarihi05.07.2013 - 23:27

Türkiye’de herhangi bir konuda bilimsel verilere, şeffaflığa ve ciddiyete dayanan işlerin azlığı, hepimizin malumu... Misal, Gezi Parkı tartışmalarında Başbakan, 3 milyar ağaç diktiklerini söylüyordu.
Hakikaten 2007’de başlatılan “milli ağaçlandırma” seferberliğiyle üç yılda 1 milyar 247 bin 247 fidan dikildi. Bunun 897 milyonunu Orman Bakanlığı, geri kalanını da özel sektör ve STK’lar üstlendi.
Ne yazık ki bu veriler, biyoçeşitlilik açısından önemli olan ormanların yok edilmediği anlamına gelmiyor. “Kesiyorsak yerine dikeriz” söylemi ise bilgisizliğin tezahürü. Zira bir ormanın oluşması, binlerce yıl sürebilir!
Çevrecinin daniskasıyız ama, dünyanın gündeminde olan iklim değişikliğiyle mücadele yöntemlerimiz hiç iç açıcı değil... Sayfalarca raporlar, eylem planları hazırlanıyor. Ancak içeriğe ve yapılan işlere bakınca, ne kadar yetersiz ve denetimsiz olduğu ortaya çıkıyor.

Yapılmış işler planda!
Tüketiciyi ve İklimi Koruma Derneği (Tüvik-Der), 2011’de hükümetin yayınladığı “İklim Değişikliği Eylem Planı”nı (İDEP) izleyip değerlendirdi.  
Ne var ki işleri hiç kolay değildi. Plandaki eylemlerle ilgili, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde yapılan beş başvurunun ikisi, reddedildi.
Üçüne ise cevap bile verilmedi!
Tüvik-Der adına raporu hazırlayan Önder Algedik, eylem planının sayısal hedefler içermemesini “ciddiyetsizlik” olarak değerlendiriyor.
Planda enerji, binalar, sanayi, atık, tarım, arazi kullanımı gibi sektörlerle ilgili belirlenen “uyum” eylemlerinin toplam sayısı 541. Bunların 16’sının 2012’de, 70’inin 2013’te tamamlanması öngörülmüş.
Ancak neler yapıldığını bilmiyoruz, çünkü sürece katılım kamuya kapalı. İkincisi, eylemlerin bir kısmı zaten İDEP’ten önce belirlenmiş, “yapılması gereken işler” arasında. Bazı eylemler ise halihazırda “yapılmış” işler!

Enerji verimliliği de ne?
Seragazı salımı artışına katkıda bulunan sektörler için öngörülen eylem, yok denecek kadar az. Örneğin atık sektöründe 11 yılda yüzde 272 salım artışı kaydedilmiş ama bu sektör için iki eylem planı yer alıyor.
Dahası, enerji verimliliğiyle ilgili hiçbir plan yok. Devamlı “enerji ihtiyacı”ndan bahsediliyor ya... Enerji verimliliğinde adım atılmadığı takdirde, enerji açığını istediğimiz kadar abartabiliriz! Her yeri kazmak, kesmek, yok etmek için bahane olur.
Durumumuz, 35 derece açık havada klima kullanarak serinlemeye çalışmaya benziyor. Almanya, enerji verimliliği için binaları yeniliyor, en soğuk kış gününde bile kaloriferi çok az yakarak ısınıyor... (Meraklısına: http://gundem.milliyet.com.tr/donusume-direnen-ulke-ayakta-kalamaz-/gundem/gundemyazardetay/26.02.2013/1673506/default.htm )
Hem seragazı salımlarının izlenmesi ve envanteri için hukuki düzenleme yokken, iklim değişikliğiyle nasıl mücadele edilir ki?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İDEP’in izlenmesini taahhüt ettiğinden 2013’te bir “ilerleme raporu” açıklayacak. Bekliyoruz: Halkın “çevre konusunda bilinçlenmesine” sevinen Bakanlık, bakalım kendi üzerine düşeni nasıl yapacak?

SERA GAZINDA DA REKORA KOŞACAĞIZ!

* İklim dengelerini geri dönüşü olmayacak biçimde kaybetmemek için, küresel karbondioksit yoğunluğunun milyonda 450 parçacıkla (ppm) sınırlanması gerekiyor.
* Bilim insanlarına göre, insan sağlığını tehdit etmemesi için bu oran, 350 ppm’yi aşmamalı. Oysa Mayıs 2013’te ilk kez 400 ppm’ye dayandı.
* Türkiye ise ha babam karbon yoğun büyüme politikalarını desteklemeye devam ediyor. Seragazı salım artışı, 21 yıl içinde %124.2 arttı (2011).
* Türkiye’de kişi başına CO2 salımı, 5.65 tona ulaştı. AB’nin hedefi, bu miktarı kişi başına 2 tona indirmek... Kömür, doğalgaz ve petrol kullanımını artıran projelerin katkısıyla 2020’de AB’yi geçebiliriz.

Etiketlerdoğalgaz