Kuraklık herkesi perişan edecek

Türkiye ciddi bir kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na göre ‘sosyo-ekonomik kuraklık’ evresine girmek üzereyiz. Bunun anlamı, su bulanamaması ve toprağın kurumasıyla tarım ürünleri ve enerji üretiminin aksaması...
Tabii fiyatlar artıyor, zamlar, enerji kesintileri başlıyor... Endişe verici haberler peş peşe geliyor:
Atatürk Baraj gölünden sonra Türkiye’nin en büyük yapay gölü sayılan Keban Baraj Gölü’nün son fotoğraflarını görünce inanamadım:
Sular çekilmiş, kuru toprak ortaya çıkmış. Balıkçılar, daha önce balık avladıkları gölde ekim yapmaya başlamış!
Her yıl 3-4 metre kalınlıkta kar yağarken bu yıl bölgede kar yağışı beklenenin çok altında olmuş. Keban’a dökülen Peri Çayı da kurumuş. Ancak DSİ’nin herhangi bir acil eylem planı yok, zira barajlarla meşguller. (Mayıs 2014, DHA)

Kuraklık olmaz inşallah
Yeşil Gazete, su seviyesi 7-8 m daha düşerse Keban’ın elektrik üretemeyeceğini yazdı. Ya kuraklık sürerse? DSİ’nin cevabı: “İnşallah olmaz.”
Mayıs’ta Fırat nehrinde 20 milyon yavru alabalık kuraklık yüzünden öldü... Her iki baraj da tutulduğu için su sıcaklığı 21 dereceye çıktı, balıklar oksijensiz kaldı.
Sadece balıklar mı? İnsanlar kuraklık yüzünden topraklarını terk etmeye başladı.
Elazığ’da kayısı ağaçları kuruyan köylüler gibi... Köylülerden Yusuf Toğuşlu, “Bugüne kadar görülmemiş bir kuraklık”tan bahsediyor:
“20 yıldır ilk kez köy çeşmesinden su akmıyor. 150 dönümlük kayısı ve ceviz bahçem kurudu. Satamıyorum.” (Cumhuriyet)
Köydeki kuraklık ve su sorunu, yetkililere defalarca iletilmiş, nafile... Çiftçiler borç batağında, bazıları madende çalışmaya başlamış.

Tahil rekoltesi % 10 azalacak
Köylüleri göçe veya madende çalışmaya zorlayan koşullar, büyükşehirlere “şimdilik” anormal fiyat artışı olarak yansıyor.
TÜİK’in “Bitkisel Üretim” tahminlerine göre, bu yıl toplam tahıl ürünleri rekoltesi yüzde 10.1 ve meyve üretimi yüzde 4.5 azalacak.
İstanbul semt pazarında mayıs başında kilosu 2.5 lira olan şeftalinin fiyatı haziranda yüzde 100 arttı. Kayısıda ise fiyat artışı yüzde 80! (DHA)
Sadece doğuda yaşanmıyor kuraklık. Sapanca gölündeki Yuvacık barajının suyu da tükendi.
Hala madene, baraja, enerji santrallerine, mega projelere yatırım yapan yöneticilerimiz, bu gidişle ne su, ne tarım ürünü, ne barınacak yer; kısacası hiçbir şeyin kalmayacağının farkında mı?

SU HAVZASINDA İLÇE OLMAZ

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun Al Jazeera Türk’te yayınlanan röportajından:
* Türkiye’de kuraklığı farklı bakanlıklar izliyor. Biri kuraklık var diyor, biri yok. Oysa kuraklığı tek elden incelemek lazım.
* Yağışlara bel bağlıyoruz. Dünyada ülkelerin, şehirlerin kuraklıkla mücadele eylem planları var. Yılbaşında mali bütçeler devreye girer, aynı şekilde su bütçeleri yapılmalı.
* Kuraklığın ve su kıtlığının tek sebebi iklim değişikliği değil. Yağmur az yağıyor, siz masraf yapıp arıtıyorsunuz, elektrik harcıyorsunuz. Üstelik şehirlerde suyun büyük kısmı şebekeden toprağa sızıyor.
* Eskiden yağan yağmurlar toprağa, oradan sızarak göle gidiyordu. Ömerli gibi su havzalarında kurulan şehirler yüzünden yağan yağmurlar, çatılarda toplanıyor, oradan kanalizasyona ve denize gidiyor.
* Yağmur yağdı diye seviniliyor ama, yağmur ancak barajın üzerine yağarsa baraja gidiyor. Su toplama konusunda eksiğimiz var.
* Havuzlar, kanallar, yapay boğazlar; ters yönde gidiyoruz. Su kıtlığının bellibaşlı nedeni, aşırı nüfus ve sanayinin bir yerde toplanarak aşırı talep yaratması.
* Türkiye’nin iyi bir arazi planlaması yapması lazım. Neresi tarım alanı, neresi su havzası, neresi fabrika alanı, bilmek gerekiyor. Yeraltı suları kirleniyor ve aşırı tüketiliyor. Oysa yeraltı suyu stratejiktir.