Türkiye’deki Suriyelilere özel okullar

Suriyeli çocuklara eğitim, Suriye merkezli dernekler ve dini temelli yardım yapan kuruluşlarca veriliyor. Hükümetin onayladığı müfredatta Esad’la ilgili bölümler çıkarılmış. Kitaplar Katar ve Suudi Arabistan’dan

Türkiye’deki Suriyelilere özel okullar

Arapça kitaplar çoğunlukla Katar’dan yollanıyor. RTE Okulunda (sağda) öğrenciler üşümemek için şapka takıyorlar.

Beş katlı, beyaz apartmanın girişinde “Teşekkür ederiz Türkiye’ye” yazısı göze çarpıyor. Burası, Suriye Eğitim Derneği’nin Antakya’da açtığı okullardan sadece bir tanesi. Adı, “Recep Tayyip Erdoğan Okulu”. Girişte Suriye ve Türkiye bayrakları yan yana asılmış. 800 kız, 650 erkek öğrenci öğrenim görüyor.
Suriye müfredatının yenilenmiş hali, geçen yıl hükümetten onay aldı ve uygulanmaya başladı. Esad’la ilgili bölümler çıkarılmış, onun yerine Osmanlı tarihi anlatılıyor. Fen, sosyal bilgiler, matematik ve Türkçe dersleri veriliyor. Ancak Arapça bilmediğimiz için, kitaplarda ne olduğunu anlayamıyoruz.
Okulun duvarlarını “Şam Hür Ordusu” gibi Arapça yazılar süslüyor. Bir başkasında güneş çizilmiş, yanında “Allah, nur, gökyüzü, toprak ve ilim nuru” yazılı...

Reyhanlı’da 32 okul var
Recep Tayyip Erdoğan Okulu, Suriyeli hayırsever Mustafa Şakir’in Hatay’da kurduğu yedi okuldan bir tanesi. Suriye Eğitim Derneği’nin Hatay Temsilcisi, Beşayir Eğitim Kurumları Genel Müdürü Şakir, bu okullarda Suriyeli çocukların “bir Türk gibi” düşünmesini sağlayacaklarını söylemişti (Zaman gazetesi).
Hatay’da Suriyeli öğrenciler için açılan “bağımsız” okulların sayısı çok daha fazla. Sadece Reyhanlı’da 32 okul faaliyette. Yerel halk, bazılarını “muhaliflerin” hatta El Kaide’nin yönettiğini söylüyor. Bu okulların yasal olmadığını ancak eğitim malzemeleri için ilçede ihale yapıldığını öğreniyoruz. Bazılarında medrese eğitimi veriliyor, Kuran dersi veren Şıh’lar da var...
Dini temelli dernek ve vakıflar yoluyla “kurs” statüsünde eğitim veren pek çok okul var. Bunlardan bir tanesi, İnsani Destek ve İnsani Bağış Derneği’ne ait. Reyhanlı’da bir apartmanda eğitim verilen okulun müdürü Salih Özdemir, aynı zamanda derneğin başkanı.
Müdür Salih Bey, birden 4‘üncü sınıfa kadar 100 çocuğa eğitim verdiklerini, bu tür yerler olmasa çocukların sokaklarda dolaşacağını anlatıp ekliyor: “Bir çocuğu bir şeylerle meşgul etmezseniz, o çocuğu istismar ederler. Zaten psikolojileri de savaştan dolayı bozuk.”

Cumaları tatil
Cumartesi olmasına rağmen okulun neden açık olduğunu sorunca, Cumaları tatil yaptıklarını öğreniyoruz.
Peki, okulun masrafları nasıl karşılanıyor? “Bir dernek hesabımız var. Öğrenciler için oraya bağış yapılıyor. Reyhanlı’da bizim derneğimize ait iki eğitim yeri var. Okul servis paralarını da biz karşılıyoruz.”
Avrupa’ya, BM’ye inanmadığını vurgulayan Özdemir, “Dünyada Müslüman kanında başka bir şey akmıyor” diyor. Sohbet, siyasete de geliyor: Hükümete yapılanın ‘Siyonist kumpas’ olduğunu, zaten Osmanlı İmparatorluğu’nu da Yahudilerin çökerttiğini anlatıyor Salih Bey.
Dayanamayıp soruyorum: “Pardon hiç duymadım, kim çökertmiş Osmanlı’yı?” Antisemitizm, Batı fobisi ve “Müslüman’ın Müslüman’dan başka dostu yok” perspektifi, maalesef hiç yabancı değil...

Türkiye’deki Suriyelilere özel okullar

EĞİTİM ÜCRETSİZ, TEK MASRAF SERVİS
- Suriyeli çocuklar, iki buçuk yıllık bir aradan sonra eğitimlerine tekrar başladı. BM aracılığıyla Türkiye’de 80 bin Suriyeli çocuğa okul eşyası dağıtıldı.
- Eğitim olanağından her çocuk yararlanamıyor: Eğitim ve okul malzemeleri ücretsiz, tek masraf yol. Aylık 200 TL servis parası bile pek çoğunun ödeyemeyeceği rakamlar
- Antakya’daki Recep Tayyip Erdoğan Okulu’nda sınıflar tertemiz, sıraları üç öğrenci paylaşıyor. Sınıflar yetmediği için apartmanın üstüne yeni kat çıkılıyor...
- Müdür Bey dertli: “Ayda 500 lira maaş alıyorum. Ev kiram da 500 lira. Ona rağmen şükrediyorum. Beş çocuğum var, birkaçı Suriye’de kaldı. Tek isteğim, bütün ailemi tek çatı altında toplamak.” Öğretmenler de Suriyeli, maaşları 200 TL civarında.
- Kızlar sabah geliyor, erkekler öğlen. Sekiz-dokuz yaş itibariyle kızların hepsi tesettürlü.

Türkiye’deki Suriyelilere özel okullar

Antakya’da yeni açılan ‘Recep Tayip Erdoğan’ okulunda kızlar ve erkekler ayrı saatlerde eğitim görüyor.

Türkiye’deki Suriyelilere özel okullar

Reyhanlı’daki İBD okulu muhalif cephede babaları ölen çocuklara eğitim veriyor.

YETİMLERE ÖZEL EĞİTİM
- İBD Başkanı Salih Özdemir’in, üzerinde “bir hurma parçası dahi olsa tasadduk ederek cehennem ateşinden koruyun kendinizi” yazan kartvizindeki internet adreslerinin hiçbiri açılmıyor.
- Derneğin facebook sayfasından, İBD’nin Türkiye’de kurulduğu, Suriye’nin içinde ve dışında yetim çocukların kefaleti ve fakirlere yardım ettiği yazılı.
- Şam’da ilahiyat hocası olan ve 16 yıl kalan Özdemir, sadece yetim çocuklara yardım ettiklerini belirtiyor. Yetimler, babası muhalif cephede savaşıp ölenlerin çocuğu.

Türkiye’deki Suriyelilere özel okullar

Hayata Destek’ten Elif, Burcu ve Sema (soldan sağa)
Fotoğraf: Yunus Dalgıç

Afganistan krizine benziyor
Hayata Destek Derneği, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılara hak ve ihtiyaç temelli insani yardım yapan ender ulusal derneklerden. Urfa ve Hatay’da çalışan Hayata Destek’in direktörü Sema Genel Karaosmanoğlu ve ekibiyle insani krizin boyutlarını ve geleceğini konuştuk.
Yardım kriterleriniz nedir?
- Din, dil, ırk, cinsiyet, yaş ayrımı gözetmiyoruz. Hesap verebilirlik, insani yardımda çok önemli. Bizde bireysel bağış sistemi yok, proje bazlı çalışıyoruz. Bu çalışmaların standartları var. Ancak Türkiye’deki yasal çerçeve ve bağış toplama kanunu STK’ları kısıtlıyor.
Sığınmacılar konusunda daha ziyade dini yardım dernekleri faal...
İnanç temelli derneklerin tercihi, kendine yakın olanlara yardım etmek olabiliyor. Uluslararası sistemde ise yardım, BM ve evrensel insan haklarını referans alan STK’lar üzerinden dağıtılıyor. Ortadoğu’da bazı devletler bu sisteme inanmıyor. “Suriye’ye veriyorsam kuralları ben belirlerim” diyor.
Kimse hesap sormuyor mu?
Uluslararası yardım sisteminin parçası olduğunuz zaman hesap verebilirlik çok önemli. Körfez’den gelen fonlarda bu kriterleri olmayabiliyor... Türkiye’deki bağışlarda da benzer durum sözkonusu. Devletin hesap verilebilirlik ilkesine daha çok önem vermesi gerekiyor. Her yardım kuruluşunun kendine göre bir değerler sistemi ve davranışı var. Kritik nokta, alanda çalışanların iletişimde olması.
Dünyanın en büyük 4.donorü olduk...
Sebebi, Suriyeli mültecilere yapılan yardım. 750 milyon dolar altyapı, kamplara harcandı. Aylık 50-60 milyon dolar harcıyor devlet. Kamp dışında sağlık ve eğitimde destek veriyor. Ne kadarı içinde veya dışında bilinmiyor. Oysa bağış ve yardımın ciddi sorumlulukları var uluslararası sistemde.
Kamplardaki standartlar yüksek deniyor?
Türkiye kamp kurma ve işletmede çok başarılı. Ama insani yardım bunun ötesinde bir süreç. BM diyor ki Türkiye beş yıldızlı mülteci hizmeti veriyor. Ama her aileye TV ve buzdolabı gerekli mi? diye sorgulanabilir.
Kampların sınırın dibinde olması da riskli...
Dünyanın hiçbir yerinde görülmüş değil. Saldırıya her an maruz kalabilirler. Tampon bölge yok, uçuşa kapalı değil. Türkiye sınır kapılarını ara ara açıyor. Yığılma oluyor. Bekledikleri yerde kamplar oluşmaya başladı. 25 kadar kamp var, ciddi risk altında.
Ya kampın dışında yaşayanlar?
2014’te Suriyeli sığınmacı sayısının 1.5 milyona çıkması bekleniyor. 10 yıl daha bu sorunlar devam edecek. Savaş dursun geri gideceğiz diyenler, baktılar olmuyor.
Çocuklar savaştan nasıl etkileniyor?
BM araştırmasına göre içerideki şiddet-çatışmadan ailelerin yüzde 66’sı etkileniyorum, diyor. Çocuklardan yüzde 23’ünün ailelerinden biri ya muhalif ya Esad tarafından alıkonmuş... İki, çocuk askerler. Suriye’de okulların yüzde 56’sı devre dışı... Üç, çocuk işçiliği. Kaçakçılıkla para kazanılıyor.
Ya kız çocukları?
Erken yaşta evlendirme yaygın, özellikle ÖSO askerleriyle. Dini evlilik yapılıyor. . Kampa 12 yaşındayken gelen ve iki yılda iki çocuk doğuran kızlar var... Kadına şiddet konusunda destek mekanizması kurulmadı. Sahada yapacak o kadar çok şey var ki hepsine yetişemiyoruz.
Sosyal Politikalar Bakanlığı ne yapıyor?
Bir şey yapıldığını duymadık. Kamplarda aha çok sosyal hizmet uzmanına ihtiyaç var. UNICEF’in, UNFPA’nın yapabilecekleri var. Hepsi Ankara’da eli kolu bağlı oturuyor ve izin bekliyor. Afet bu... Devlet her şeye yetişemeyebilir. Uluslararası ve ulusal mekanizmaların çağrılmasını bekliyoruz. “Kadınlar polise gidip sığınma alabilir” deniyor. Türkiyeli kadın yapamıyor, Suriyeli nasıl yapsın?
Kriz, uzun vadede bizi nasıl etkileyecek?
İsrail-Filistin çatışmasından bölgeye yayılmış mülteci sorunu 30 yıldır çözülemiyor. Aynı şeyler burada da yaşanabilir... Mevzu bir yandan Pakistan-Afganistan ilişkilerine benzemeye başladı. Aşırı İslamcıların çatışmaya dahil olması endişe yaratıyor, “Taliban gibi bir yapı olabilir mi?” diye... Radikaller, Türkiye sınırlarını kapatırsa Ankara ve İstanbul’da bombalama olur tehdidinde bile bulundular.

YARIN: REYHANLI’DA SURİYELİLERE ÖZEL HASTANE VE TEDAVİ MERKEZLERİ