Açmam, açamam

“Açmam, açamam, söyleyemem çünkü derinde
Bir yaresi var ki kanıyor kalp üzerinde...”
Bu ünlü hüzzam şarkıyı bilmeyenimiz yoktur.
Genelde sarhoş kafayla söylenir...
Ülkeyi yönetenler ise günübirlik ayık kafayla söylüyor...
Kürt açılımını bir türlü açamıyorlar...
Önce Cumhurbaşkanı “Tarihi fırsat” diye ortaya attı.
Ne olduğunu bir türlü açıklayamadı.
Peşinden Başbakan “açılım” diye sahneye çıktı. Sözü İçişleri Bakanı’na bıraktı.
Bakan tek bir sözcük açıkladı: “Demokratikleşme”. Onun da ne anlama geldiğini kimse anlamadı.
Derken iliştirilmiş (embedded) ve özel yetiştirilmiş 12 gazeteciyi topladılar.
Onlardan da “Ver kurtul” tadında fikirlerden başka bir şey çıkmadı...
Son umut Ahlat dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı’na soruluyor:
- Nasıl çözeceksiniz?
- Modern devletler böyle sorunları nasıl çözerse öyle...
Buyurun size çerçeveletip duvara asacağınız bir çözüm planı...
Sonuç.. İktidardakilerin bir çözüm planı yok..
Londra’dan akademisyen okurumuz Funda Yamanel soruyor:
- Plansız açılım olur mu? Olursa buna açılım denir mi? Sosyologların, toplum uzmanlarının katkısı olmadan, gerekli verilen toplanmadan, uzun tartışmalar yapılmadan plan yapılır mı?
Yapılamaz. Nitekim yapılamıyor. Gözler İmralı’da, Apo’nun açıklayacağı yol haritasında. Acaba Öcalan geçmişe göre çok farklı bir öneri yapacak mı? Yapacağı açılım için seçtiği tarihe bakın anlarsınız:
15 Ağustos; Eruh baskının yıldönümü..

ABD’de yapılan araştırmalara göre, insanlar yaşlandıkça kendilerini daha mutlu hissediyormuş.
Özellikle Türkiye’de bu böyle. Yaşlanınca “İstikbalim ne olacak” endişesi yaşamıyorsunuz.
Haldun Ertem

Başka bir soru
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Bitlis’in Güroymak ilçesinin adını “Norşin” olarak telaffuz etmesini eleştirerek, “Gebze’yi geçtikten sonra İstanbul tabelasının yerine de Konstantinopolis mi yazacaksınız?” diye sormuş...
Yerinde soru... Ancak, bazı başka soruların da sorulması gerekiyor:
- Başbakan Erdoğan 2007 yılında yeni Cumhurbaşkanı’nı partilerle istişare ederek seçmeye niyetlenmişken öne atılarak Gül’ün seçilmesini sağlayan kimdi?

İşçiler uçuyor...
THY yönetimi yeni bir işçi kıyımı başlattı. Airkule adlı internet sitesinde emekli kaptanlardan Bahadır Altan şöyle diyor:
“Son dalga 20 kişiyi kapsıyor. Arkası gelecek diye çekinmeden de açıklıyorlar. Aralarında 3 sendika temsilcisi de olan otuzlu yaşlarda genç, dinamik işçiler işten atılıp ‘yenileri’ alınacak...”
THY yönetimi sistemli olarak AKP döneminden önce işe alınmış personeli ayıklıyor...
Tam anlamıyla bir vahşi kadrolaşma yaşanıyor...
Bahadır Kaptan’ın yazısında bir kısa bilgi dikkati çekiyor...
THY yöneticilerinin altındaki Audi arabaların plakaları “FG” imiş... Nedense...

Yaş 30 yolun...
“Yaş 35 yolun yarısı eder”, diyor şair... Ne var ki ülkemizde kimi zaman 30 yaş bile yolun sonu sayılıyor...
Örneğin, Siyasal Bilgiler’den mezun bir öğrenci yurtdışında yüksek lisans veya master yaptıktan sonra 30’unu geçmişse kaymakam olamıyor... Kaymakamlıkta sınır 30 yaş...
Ya da genç adam eğitim fakültesinin ardından hukuk fakültesi okudu diyelim... Bu arada muhtemelen 30 yaşını geçeceği için hâkimlik - savcılık sınavına giremiyor...
Avukat Ümit Demirhan bir “35 yaş platformu” oluşturmuş... Sınav ve işe girişte “30 yaşından gün almamış olmak” koşulunun değiştirilmesi için TBMM nezdinde girişimlerde bulunuyor...
Sayın avukat haklı.. 30 yaş sınırı geçmişte sınırlı sayıda kişinin bir tek üniversite bitirdiği yıllarda belki anlamlıydı. Artık değil... Günümüzde yüksek lisans ve doktora alabildiğine yaygınlaştı. Çoğu AB ülkesinde sınav yaşı 40 oldu... Gençler bu platforma omuz vermeli: umit-demirhan@hotmail.com...

* Her ay 120 - 130 bin kişi iflas bayrağını çekiyormuş.
O bayrakları bayrak yapan üstündeki “AK”tır...
Ahmet Nedim

Söz biterken!
3. Ergenekon iddianamesinin sayfaları arasında sörf yapıyoruz... Birbirinden ilginç suçlar çarpıyor gözümüze... Bir tanesini aktarıyoruz... Sayfa: 643...
“... Şüpheli Tuncer Kılınç’a emekli olduktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığı’nın teklif edildiği, değişik sebeplerle kabul etmediği, değişik zamanlarda Atatürkçü Düşünce Derneği’nin davetlisi olarak konuşmacı sıfatıyla konferanslara katıldığı, beyanlarından anlaşılmakla Cumhuriyet Çalışma Grubu faaliyetleri içinde alınan kararların gereği ADD’lerin başına emekli bir generalin getirilmesi kararının alınmasını müteakip kendisine bu görevin teklif edilmesi örgütsel konumunu ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.”
Görüldüğü gibi... ADD yasal örgüt niteliğini sürdürüyor olsa da ADD Genel Başkanlığı teklifi almak veya ADD toplantılarında konuşmacı olmak örgüt üyeliğinin kanıtı sayılıyor...