Almanları haklı çıkaran yasayı bizzat biz çıkarmışız ama anlaşılan sonra unutmuşuz... Ya da unutmuş görünüyoruz. Hangi yasayı mı? Bakanlarımızın o ülkelerde konuşmasını engelleyen yasayı...

Bu da nereden çıktı derseniz? Efendim, yıl 2008. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 22 Ocak günü TBMM’ne sevk edilen bir tasarı... Adı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı. AKP’lilerin oylarıyla kabul edilip Meclis’ten geçen 298 sayılı bu tasarının 94. maddesi aynen şöyle diyor.

“Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.”

Bu hatırlatmadan sonra geliyoruz Yüksek Seçim Kurulu’nun referandumla ilgili kararlar aldığı 15 Şubat 2017 tarihli toplantısındaki kararına. “Halkoylaması süresince yapılamayacak işler” başlıklı (J) maddesinin (a) fıkrasına. Aynen şöyle:

“Yurt dışında ve gümrük kapılarında her türlü propagandanın yasak olduğuna (298/A-son, 94/E-6)”

Demek ki neymiş? Milletvekili seçimleri ya da referandumda yurt dışında propaganda yapılmasını yasaklayan Almanlar değil, bizzat bizim kurumlarımızmış... Ama kendi yasa ve kararlarımızı unutmuşuz...

CHP çalışmıyor...

CHP üç büyük il dışında miting yapma kararından vazgeçmiş. Anadolu’da yüz yüze görüşmeler yapılacakmış!

AKP cephesi günde iki kez Cumhurbaşkanı, en az bir kez Başbakan ile ekranlara çıkar ve en az 20 kanaldan “evet” propagandası yaparken CHP hedef küçültüyor. Partide Deniz Baykal ve Muharrem İnce dışında yeni sistemi halka anlatma derdinde olan fazlaca vekil görünmüyor. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu veya Meral Akşener CHP’den daha etkili kampanya yürütüyor.

***

CHP’nin üç büyük kentte miting projesine gelince. Bu kentlerde halk zaten “hayır”cı... Propagandaya gerek yok.

Oysa üç büyük il dışında yeni anayasayı tartışmak, halka defalarca anlatmak büyük önem taşıyor. Çünkü başkanlık adı altındaki bu sistem yurt çapında hâlâ yeterince anlatılmış ve anlaşılmış değil...

O kadar ki... Yeni sistemi Kemal Kılıçdaroğlu da anlamamış durumda...

Dün büyük bir gafa imza atıyor...

BEST FM’de verdiği röportajda yeni sistemde başbakanlığın kaldırılacağını unutarak cumhurbaşkanı ve başbakanın iki ayrı partiden çıkması durumunda güçler ayrılığının yaşanacağını ve kavga çıkacağını anlatıyor:

- Yeni sistemle birlikte başbakan ile cumhurbaşkanın farklı partilerden olması durumunda asıl kavga o zaman çıkacak’ diyor. Oysa yeni sistemde başbakan yok. Bakanları bizzat cumhurbaşkanı seçiyor ve hükümet bu şekilde kuruluyor. Cumhurbaşkanı hem başbakan hem başkan rolü oynuyor.

Kemal Bey’in dersine iyi çalışması gerekiyor.

DÜNKÜ

Başkanlık sistemine karşı olanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllar önce söylediği “Başkanlık sistemi isteyenler Amerikan özentisi içinde olanlardır” sözünü sık sık hatırlatıp, “Bu ne çelişki?” diye soruyorlar. İktidar cenahı ise “O günden bugüne dünya ve Türkiye çok değişti” cevabını veriyor.

İyi, güzel de... Cumhurbaşkanı parlamenter sistemden yana olduğunu 6 - 7 ay önce bile söylemiş... Bakınız, 15 Temmuz darbe gecesi CNN Türk’te Hande Fırat’a bağlandığında söylediği şu söz.

“Bu ülke demokratik parlamenter sisteme inanmış bir ülkedir.”

Bundan beş gün sonra 20 Temmuz gecesi El Cezire televizyonundaki sözleri:

“Demokratik parlamenter sistem içinde kalıyoruz, hiçbir zaman bundan uzaklaşmayacağız.”

Devlet Bahçeli hatırlatmasa belki de hatırlanmayacaktı başkanlık!

Ankara’da fabrika yıkımında çevreye asbest yayıldı!
Erdoğan’ın kurtardığı tiryakiler sigaradaki 15 yıllık kanserojen maddeyi bir yıkımda aldı!

Akif Kökçe

KEÇİ

Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos’un, bugün Pserimos  (Keçi) Adası’nı ziyaret edeceği haberi verilirken... Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım diyor ki:

- Verilen habere göre, Cumhurbaşkanı Pavlopoulos, Kalimnos (Kelemez-Kilimli) Adası’nda 7 Mart Anma etkinliklerine katıldıktan sonra Pserimos (Keçi) Adası’nı  ziyaret edecek.

Pavlopoulos’un ziyaret edeceği Muğla Keçi Adası, 2004 yılından beri Yunan işgali altında olup 6 millik Türk karasuları içindedir.

Türk Dışişleri Bakanlığı ziyareti önlemek için girişimde bulunacak mı?

Yunan Cumhurbaşkanı Muğla Keçi Adası’nı ziyaret ederse, Yunanistan’a nota verilecek mi? Hep birlikte göreceğiz.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları