Ankara’da sıkıntı!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş şu sırada en sıkıntılı belediye başkanı sayılabilir. Çünkü daha kolları sıvamadan önemli atamaları yapamaz oldu. Mansur Yavaş’ın belediye şirketlerinden Halk Ekmek’e yönetici ataması bilindiği gibi Çevre Bakanlığı’nın genelgesine takıldı. Konu mahkemeye intikal etti. Mahkeme süreci devam ederken iktidarın bu konuda bir yasa çıkaracağı ve şirket yöneticilerini atamanın yasayla belediye meclislerine bırakılacağı söyleniyor.

Bu arada... Mansur Yavaş, göreve gelmesinden bu yana 3 ay geçmesine karşın genel sekreterini de atayamadı. İçişleri Bakanlığı’nın ilk önerdiği isme onay vermediğini anımsatan Yavaş, arayışların sürdüğünü belirtiyor...

İstanbul’a yönelik uygulamanın ne olacağını bilmiyoruz, çünkü seçim yeni bitti...

Eğer her iki büyük kentte iktidarca “eli kolu bağlı belediyecilik” modeli uygulanacaksa... Bu kuşkusuz başkanları ve iki büyük kentin insanlarını sıkıntıya sokar.

Peki, bu modelin iktidara faydası olur mu? Herhalde seçimin ortaya koyduğu gerçekleri göz önüne alarak bu konuda doğru bir değerlendirme yapacaklardır.

AKDENİZ'DE BOĞULMAK!

Akdeniz’de boğulmaktan kurtardığı göçmenlerle yaklaşık 16 gün yanaşacak liman arayan Sea-Watch 3 yardım gemisi, sonunda kahraman kaptan Carola Rackete’nin cesur manevrasıyla Lampedusa limanına yanaştı. Kadın kaptan, kendisini önlemeye çalışan hücumbota çarptığı ve limana izinsiz girdiği için gözaltına alındı.

Geçen ocak ayında aynı şekilde 48 göçmeni taşıyan iki gemiye Malta, İtalya ve İspanya yanaşma izni vermemiş, gemiler haftalarca açık denizde beklemek zorunda kalmıştı.

Libya’nın petrolüne el koymak için bu ülkeyi karıştıran, iç savaş çıkaran, günlerce bombalayan ve Kaddafi’nin cesedini sokaklarda sürükleten Batı, şimdi de yuvalarını dağıttığı insanları Avrupa’ya sokmamak için öldüresiye mücadele veriyor.

İtalya ve İspanya başta olmak üzere AB ülkelerinin Akdeniz’de boğulan insanları kasten kurtarmadığı kulaktan kulağa dolaşıyor.

Avrupa kapitalizmi işte bu... Dünyaya bol bol uygarlık ve insanlık dersi verirler. Ama ucu kendi çıkarlarına dokunursa insanlık adına tüm bildiklerini unuturlar. Türkiye’nin 4 milyon mülteciyi barındırıyor olması da onları hiç mahcup
etmez... Etmiyor...

CİDDİYET

CHP’nin iktidar olmak için öncelikle bir parti programı oluşturması gerektiğini yazmıştık. Gazetede haber gördük. Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel koordinasyonunda 2008 yılı programının yenilenmesi için çalışmalar başlatılmış.

Batı’daki sosyal demokrat partiler iktidar programını masa başında hazırlamaz. İşe bölge kurultayları, meslek kurultayları düzenleyerek tabanın görüşü alınarak başlanır. Parti üyeleri her aşamada program hazırlığına katılır. Sendikalar, meslek kuruluşları, ilgili dernekler ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınır. Günler süren büyük kurultayda program tartışılır. Komisyonlar çalışır. Son metin de yine parti il- ilçe örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine sunularak üzerinde son düzeltmeler yapılır.

İktidar programını geniş katılımla hazırlamak gerekir.

KADEV

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi diploma töreninde mezunlara diplomaları eşliğinde kırmızı kurdeleye bağlı şu not verildi:

“Ben Kadriye,

Bu kurdele benim belime 15 yaşındayken fikrim, duygularım sorulmadan bağlandı. Çevremde senin gibi mesleki sorumluluğuyla müdahale edebilecek, hakkımı savunabilecek, eğitimli bir insan yoktu. Başka çocuklar çocuk yaşta evlendirilmesin diye onlar için elinden geleni yap.

Unutma, onların geleceği sana bağlı... KADEV”

NOT: 15 yaşında evlendirilmek bir yana... Biz Kayseri’nin ilçelerindeki okullarda 7-8 yaşlarında ana babaların anlaşmasıyla nişanlanan kız çocukları gördük, onlarla konuştuk. Kimi nişanlandırıldığı çocuğu tanımıyordu, kimisi tanıyor ama sevmiyordu. Ama hiçbiri büyüklerinin önünde buna itiraz edecek durumda değildi. İtiraz etseler de faydası yoktu.

AF

Yerel seçim sürecinde mahkûm affı konusu da sık sık gündeme geldi. Hep söylenir... Hapisteki insanlara yapılacak en büyük işkence af umudu vermek sonra yan çizmektir. Bu konu siyasi tartışmalara malzeme yapılmamalıdır...

Af deyince... Haldun Hürel’in “Eski İstanbul’a Yolculuk” adlı kitabından birkaç renkli satır...

Padişah Abdülhamit zaman zaman mahkûmları affedermiş. Resimlerine bakar, suratını beğenmediklerini “Bu meymenetsiz” diyerek af dışı bırakırmış. Suratı meymenetli olan kurtulurmuş...