Asrın iftirası...

Türkiye’nin son yıllarını sarsan davalar sonuçlandı...

Poyrazköy davası, Kafes davası, Amirallere Suikast ve ÇYDD sanıkları beraat etti.

Savcı Sezai Öztürk 83 sanıkla ilgili esas hakkındaki mütalaasında “dijital veriler” dahil tüm kanıtlarda sahtecilik yapıldığını açıkladı.

Tamamen sahte kanıtlara dayalı bu davalarda onlarca subay yıllarca hapis yatırıldı, ordu karalandı, genç subaylar ve ÇYDD üyesi kız öğrenciler adi şekilde karalandı, bu gençlerin yakınları üzüntüden yatağa düştü... Yarbay Ali Tatar intihar etti. Türkan Saylan’ın hastalığı ağırlaştı.

Bu davaların yargıçları mesleklerine ihanet ettiler, hukuka değil gizli talimat merkezlerine kulak verdiler.

Basında bir cibilliyetsiz takımı bu davaların bedava meddahlığını üstlendi. Bizim gibi “hukuk”u savunan yazarları darbeci, postalcı diye karaladılar.

Bu davanın mağdurları uğradıkları haksızlıkların peşini bırakmamalı, başta kurgulanmış yargıçlar olmak üzere kumpas sorumlularıyla yargıda hesaplaşmalılar...

Sahte kanıtları kimler hangi merkezlerinde imal etti?

Birtakım silahları toprak altına kimler gömdü?

Balyoz, Ergenekon ve yukarda sözü geçen davalar ile bir ordu çökertildi.

Yurtseverler halkın gözünden düşürüldü.

“Darbe yapacaklardı” diye diye masum insanlar hapislere doldurulurken sivil darbeye yol açıldı... Geldik bugünlere...


Katil otobüsler!

İki otobüs uzunluğundaki körüklü belediye otobüsü nasıl olur da düz yolda son sürat otobüs durağına dalarak 12 kişinin ölümüne neden olabilir? Ankara’daki kazayla ilgili CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka dün bu soruya çok ilginç bir iddiayla yanıt verdi:
“Ankara’da kazaya karışan belediye otobüsleri aynı marka otobüslerdir. Bunların yol açtığı kazalar benzeri şekilde meydana gelmektedir. Araçlar birden fırlamakta ve ancak bir yere çarparak durabilmektedirler. 8-9 ay önce meydana gelen böyle bir kazada aynı marka otobüs fırlamış, şoför hayatını kaybetmiş ancak basına yansıtılmadan olayın üzeri örtülmüştür. Yine Keçiören’de meydana gelen benzeri kazada belediye otobüsü park halinde bulunan otomobile arkadan çarparak sürüklemeye başlamış, 10 metre kadar sürükledikten sonra Müşerref Akıncı isimli yayaya çarparak yaralamış... Otobüsü durduramayan şoför bir süre daha yol aldıktan ve bir vatandaşı ezerek öldürdükten sonra durabilmiştir. Belediyenin elinde bu tür otobüslerden 60 tane bulunmaktadır ve firmayla yaptığı anlaşma nedeniyle iade edememektedir.”
FITR
Notu Prof. Akın Yıldız göndermiş. Okuyalım:
“Rahmeti ağabeyim Aytekin Yıldız Milliyet gazetesinin Ankara bürosunda muhabir olarak çalışıyordu.
Erbakan siyasi parti kurmadan önce Odalar Birliği Başkanı’yken seçimi kaybetmişti. Fakat makamını yeni başkana devretmiyordu.
Bu olayı haber yapmak için giden ağabeyim Erbakan’ın adamları tarafından fena halde dövülmüştü.
Olay Milliyet gazetesinde yüzü gözü morarmış ağabeyimin resmiyle manşet olmuştu.
Demek istediğim şu ki...
Gazeteci dövdürmek bunların fıtratında var...
Dikkat ederseniz... Bu seçim öncesinde artık yolsuzluklar konuşulmuyor!
Yaratılan kaos o kadar büyük ki, yolsuzluklar haber olmaktan çıktı!
Akif Kökçe
ANMA
Bu yılın başlarında kaybettiğimiz ÇYDD Kurucu Başkanı Profesör Aysel Ekşi, bu akşam saat 19.00’da Beşiktaş Fulya Kültür Merkezi’nde anılıyor. Toplantıda eşi Oktay Ekşi ile birlikte Aysel Hanım’ı yakından tanıyan dost ve çalışma arkadaşları; Prof. Dr. Yersu Kapran, Aysel Çelikel, Demet Işık, Doğan Hızlan, Erdal Atabek, Gülseven Yaşer, Metin Sözen, Murat Hazinedar, Necla Arat, Nur Serter, Türkkaya Ataöv, Yıldız Tümerdem, Zafer Fortacı konuşacaklar...Toplantı halka açık...
*
Ankara Dikimevi’nde 12 vatandaş durakta otobüs beklerken son sürat durağa giren otobüs tarafından ezilip öldürülüyor.
Aklımıza Sandoz’un eski Genel Müdürü Edgar Poffet’nin ünlü sözü geliyor:
“İnsan Türkiye’de tesadüfen yaşar, İsviçre’de tesadüfen ölür.”