Atamıza teşekkür...

Bir tarihte Kanadalı bir hamımla sohbet ediyorduk... Bize biraz Kanada’yı anlattı, yaşadığı şehri övdü ve dedi ki:

- Bize bu güzel ülkeyi armağan eden atalarımıza teşekkür ediyorum...

Dünyada hemen her ulus kendini var eden atalarına şükran duyar.

Hele de onlar en zor işleri başarmış, en çetin savaşları kazanmış, hayatlarını yepyeni bir ulus yaratmaya adamışlarsa.

Bakınız ünlü tarihçi Arnold Toynbee, 1954 yılında Newyork Herald Tribune’a yazdığı “Türkiye’nin otuz yılı” başlıklı makalede 1919 - 1928 yılları arasındaki dönem için ne diyor: “Bu on yıl içinde Türkiye, bizim Rönesans’ın, Reform’un, Bilimsel Devrimin, Sınai Devrim’ in ve Fransız Devrimi’nin topuna eşit döngülerin hepsini birden aynı zamanda başarmıştı. Buna rahatça üç yüz yıl ayıracak yerde hepsini on yılda tamamladı. Bunları yalnızca düşünmek bile herhangi bir Batılının başını döndürüp gözünü karartmaya yeter”

Bugün saygı ve özlemle andığımız Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye az zamanda çok işler başardı.

Çağdaş demokrat dünyanın eşit ve onurlu bir üyesi oldu.

Bu mirası taşımak ve yükseltmek bugünkü nesillere düşen büyük bir görev... Bilincinde olalım, farkına varalım...

19 Mayıs Bayramı kutlu olsun...

ÇAĞ

Atatürk’ün Cumhuriyeti inşa ettiği yıllarda Avrupa’da tablo nedir?

Prof. Sina Gürel bizi aydınlatıyor:

. İtalya’da 1922’de Mussolini’nin faşist düzeni kurulacaktır.

. Almanya’da 1933’te Hitler diktatörlüğü,

, İspanya’da 1936’da Franco diktatörlüğü kurulmaktadır.

. Polonya’da 1926’da askeri bir darbeyle iktidara gelen Mareşal Pilsudski diktatör olmuştur.

. Macaristan bu dönemde İtalya’ya ve Nazi Almanya’sına yakın olmuş, ülkeyi gittikçe diktatörleşen Horthy yönetmiştir.

. Romanya’da Kral II. Karol, Yugoslavya’da Kral Aleksandr gittikçe diktatörleşti.

. Arnavutluk’ta Cumhurbaşkanı olan Ahmet Zogo 1928’de krallığını ilan etti...

. Bulgaristan’da 1923, 1934, 1935’te askeri darbeler oldu. 1936’dan başlayarak Çar Boris diktatör durumuna geldi. . .

. Yunanistan’da 1936’da yaptığı darbe sonucunda General Metaksas diktatör oldu.

. Portekiz’de 1928’den itibaren Salazar diktatör oldu.

Bu diktatörler çağında Türkiye’de ne mi oldu? Atatürk halkın temsilcilerini örgütleyerek 1920’de Millet Meclisi’ni kurdu. Kurtuluş mücadelesini Meclis yönetiminde sürdürdü. Cumhuriyet ilanından sonra kuvvetler ayrılığına dayalı 1924 Anayasası yürürlüğe kondu. Meclis duvarına “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” şiarı yazıldı. Çok partili demokrasiye giden yol açıldı.

Prof. Sina Gürel şu sonuca varır:

- O yıllarda Türkiye demokraside Avrupa’nın çok ilerisindeydi...

ÖNEMLİ CEPHE...

Mustafa Kemal, TBMM’nin 6 Mart 1338 (1922) günlü gizli celsesinde konuşuyor:

“Efendiler, cepheler hepinizce malumdur ki ikiye ayrılır: Herkesin malumu olduğu bir tabirle arz edeyim ki; dahili cephe, zahiri (dış) cephe. Dahili cephe aslolan cephe bütün memleketin aynı fikir ve kanaate sahip olarak, yekvücut olarak tesis ettikleri cephedir. Zahiri cephe doğrudan doğruya ordumuzun düşman karşısında göstermiş olduğu cepheden ibarettir. Bu zahiri cephe, ordu cephesinin çökmesi ve çözülmesi hiçbir vakitte bir milleti ve bir memleketi mahvedemez. Bunun hiçbir önemi yoktur. Asıl haizi ehemmiyet olan ve asıl memleketi temelinden yıkan ve halkını esir eden dahili cephenin çökmesidir. İşte bu hakikate bizden ziyade vakıf olan İngiliz, asıl bu cepheyi yıkmak için üç seneden beri asırlardan beri sarfı mesai etmektedir. (Kahrolsun sesleri) Malumu aliniz bizim eski Osmanlı tabirimizce “kale içerden yıkılır”. İşte düşmanlarımız bizi içimizden yıkmaya çalışıyorlar.