Ayaş yollarında

Avrupa, ABD ve Japonya’da tren çoktan uçağı solladı... Çoğu kez bir yerden bir yere tren uçaktan çabuk varıyor. Bizim de treni böyle yıldırım hızına eriştirecek projelerimiz vardı. En önemlisi de Sürat Demiryolu projesi idi. Projenin en önemli ayağı ise Ayaş Tüneli...
Ayaş Tüneli’nin uzunluğu 10 kilometre olacak (10065 M) Ankara - İstanbul arasını 160 kilometre kısaltacak, süratin de artmasıyla Ankara - İstanbul arası 2.5 saatlik konforlu bir yolculuğa dönüşecekti.
Proje çalışmalarına 1943 yılında, yapımına ise 1976 yılında başlandı. Temeli o yıl bir uçtan Demirel bir uçtan Erbakan attı.
Aradan yıllar geçti...
Bu projeye resmi rakamlara göre 628 trilyon lira, resmi olmayan rakamlara göre 1 milyar dolar harcandı. Tünelin yüzde 75’i yani 8 kilometresi tamamlandı. Ve proje rafa kalktı. Üzerinde otlar bitti.
Projenin 110 milyon dolar sarfıyla tamamlanabileceği söyleniyor...
Para mı 110 milyon dolar? Değil... Ama projeyi artık kimse hatırlamıyor.
Ayaş’ta yıllar içinde ne oldu? Trene kim fren koydu?
Yavuz Demirkol oturmuş tünelin öyküsünü yazmış...
“Ayaş Yollarında Tünelim Kaldı”
400 sayfalık bu titiz çalışma BTS Yayınları’ndan çıktı.() Birleşik Taşımacılık Sendikası’nın desteğiyle yayımlanan kitap aynı zamanda Türkiye’nin hangi kafalarla yönetildiğinin de öyküsü... Acıklı bir tarih çalışması...

Erdoğan, Baykal'la canlı yayında tartışma önerisine "Baykal'a prim yaptırmam" yanıtını vermiş.
Tartışmayı Baykal'ın kazanacağını kendisi de tahmin etmiş olmalı...
Haldun Ertem

Avrupa Feneri
Alman devlet kuruluşları Deniz Feneri e.V. Derneği’nin kuşkulu para hareketlerini saptadı. Soruşturma başlattı. Baskınlar yaparak kanıtları ele geçirdi. Ve yargı süreci sonunda kökü Türkiye’de olan bir dolandırıcılık şebekesini ortaya çıkardı. Gariban Müslümanlardan 41 trilyon toplamış, bu paranın en az yüzde 40’ını Türkiye’ye yollamışlar... Hepsi bu kadar mı? Devamı var...
Bu örgüt Hollanda, Fransa, İsveç, Avusturya, Belçika, İsviçre gibi ülkelerde de yardım adı altında para topladı. Bu paralar ne oldu? Akla gelen ilk yanıt: Arada kaynatıldı...

Aniden geçti yaz
Her yaz sonu bu şiir düşer hatırımıza... Galiba kimse yaz sonunu Tuğrul Tanyol kadar güzel anlatmamıştır:
“Perde indi, toz uçuştu, gözyaşı yağmur
oldu/ ağaç çiçek dökerken geldi yaz/
geçti, ben onu görmedim, yalnızca bir ses/
orada duruyordu, deniz yüzeye vuruyordu,/
ah! öyle güzel uyuyordun ve yaz/
uykunu bozmamak için senin/
ayakuçlarıyla bir kapıdan/ ötekine kadar
koşmuş olmalı,/ toz henüz yere inmemişti/
çiçek dökülmemişti/
ve ben, büyülenmiş gibi yalnızca sana
bakan.../ bütün bir yaz!”

Büyükada’dan...
İstanbul’da Büyükada gibi birkaç özgün tarihi alan kaldı yok edilmeyen. Sıra oraya da gelmiş. Büyükada’da yaşayan okurumuz Esen Çamurdan yazıyor:
“Özellikle son üç yıldır, motorlu taşıtların yasak olduğu ve yalnızca faytonların çalıştığı Büyükada (ve Adalar) tüm itirazlara ve imza kampanyalarına karşın motorlu taşıtlara hazırlanmakta; bir başka deyişle, ranta açılma çalışmaları yapılmakta: Büyükada yollarına bilbortlar, trafik işaret levhaları kondu, trafik işaretlerinin ‘faytonlar’ için olduğunu öğrendik!... Bu arada Büyükada’yı çepeçevre saran büyük tur yolu sesiz sedasız olabildiğince genişletildi. Ve adadaki tüm yollar, sokaklar o güzelim antika parke taşları sökülerek, kırılarak asfaltlandı. Parke taşından vazgeçmek istemeyen, bunun için imza toplayanların oturduğu birkaç sokak bir yıl boyunca toz toprak, taş yığınları içinde bırakıldı ve sonunda asfalta teslim olmak zorunda kaldı. İşin daha da vahim yanı, adada giderek artan ‘resmi’ araç sayısına bu yıl resmi plakası olmayan ama üstünde ‘kontrol ve denetim aracı’ benzeri işlevinin ne olduğu anlaşılmaz 70 araç eklendi. Söz konusu araçların çoğu özel işlerde de kullanılmakta ve ciddi bir araba trafiğine, dahası ‘ses kirliliğine’ neden olmakta. Bir başka gürültü kaynağını da Belediye’nin son yıllarda çalıştırmaya başladığı temizlik araçları oluşturuyor..”
Biz de geçenlerde Heybeli’ye uğradık... Yanımızdan sürekli Deniz Lisesi’nin araçları geçti. Bir zamanlar uçan kuşun kanat sesi duyulurdu Adalar’da... Şimdi...

Bana ne yaa...
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin;  ‘Deniz Feneri Yolsuzluğu’’ hakkında Almanya’da açılan ceza soruşturması ve kesinleşen mahkûmiyet kararı hakkında, bir gazetecinin sorusu üzerine “Bana ne ya’’, demiş...
Avukat Noyan Özkan hatırlatıyor:
- Sayın Bakan, Türkiye’nin taraf olduğu BM Yolsuzluğa Karşı Mücadele Sözleşmesi’nin 1/a,b ve c;  5/1 ve 65.maddelerini açıkça ve ağır biçimde ihlal etmiştir. Çünkü kendisi, yolsuzluğa karşı önleyici politikaları yürütmekle ödevli ve görevli olan hem seçilmiş bir kamu görevlisi hem de Adalet Bakanı’dır.