Bavulu toplarken...

Ülkemiz son yıllarda yalnızca çok göç alan değil, aynı zamanda çok göç veren bir ülke de oldu... CHP Milletvekili Aysu Bankoğlu, durumu Meclis kürsüsünden şu sözlerle anlattı:

“2018 yılında yurt dışına göç eden Türk yurttaşı sayısı bir önceki yıla göre yüzde 20 artarak 137 bini bulmuştur ve bu yurttaşlarımızın önemli bölümünü nitelikli ve varlıklı insanlarımız oluşturmaktadır.

Türkiye, dünyada en çok milyoner kaybeden 3. ülke konumundadır. Yurttaşları yurt dışında en fazla gayrimenkul alımı yapan 4. ülkedir. ABD’de konut sahibi olan yurttaşlarımızın sayısı her yıl katlanarak artmaktadır. 2015’te bin olan rakam, bir yıl sonra 2016’da 6 bine yükselmiştir. İspanya’nın 500 bin euro ve üstü konutu alanlara oturma izni vermeye başlamasının ardından 2017 yılının ilk üç ayında Barselona’da binden fazla Türk yurttaşı konut satın almıştır...”Yurt dışına göç deyince hüzünlü bir hikâye geliyor aklımıza...

New York’ta yaşayan İtalyan gazeteci Tiziano Terzani, yine orada yaşayan 89 yaşındaki İtalyan ressama dert yanıyor:

- Ben New York’tayken Kuzey İtalya’daki köyümü özlüyorum. Oraya gidince de burası burnumda tütüyor. Aslında tam nereliyim bilmiyorum.

Yaşlı ressam gülümsüyor, “Bak evlat” diyor:

- Okyanusu bir kez aştın mı, devamlı olarak yanlış yerdesin demektir!

Teleferik istemez!

Sapanca’nın Kırkpınar kasabası bölgenin düzenli, uygar, sakin köşelerinden biridir. Yemyeşil bir doğanın ortasında yer alır. İyi korunmuştur. İki katın üzerinde yapılara pek izin yoktur. Kasaba baştanbaşa villalarla doludur. Ne var ki son yıllarda Arapların rağbetiyle birlikte kurallar aşılıyor. Akla sığmaz işler yapılıyor. Şimdi de kasabadan dağa doğru bir teleferik inşaatı başlatılmış. Tepeye bungalov, restoran, kahve vs. yapılacakmış. Ağaç kesiminin başlamasıyla birlikte bölge halkı ayağa kalktı. Ortada ÇED raporu yok. 5 bin ağacın kesileceği söyleniyor. Makine Mühendisleri Odasından Selim Aydın, bu sayının 20 bin adede kadar çıkacağını söylüyor. Bir teleferiğin birilerine üç beş kuruş kazandırmak dışında hiçbir faydası yoktur. Bu sakat projeden vazgeçin. Doğayı rahat bırakın.

DİPSİZ

Cehalet ne midir? Nasıl mı olur?

İşte size örnek...

Dipsiz Göl Gümüşhane’de yüksek irtifada bir doğa harikası olarak biliniyor. Geçende (adı sıkı sıkıya gizli tutulan) birileri gölün dibinde hazine bulunduğunu iddia ediyor. Çıkarmak için izin istiyor. Gümüşhane Valiliği buzul suyunun boşaltılıp hazinenin aranmasına izin veriyor. İş makineleriyle kanal açılarak göl suyu boşaltılıyor. Gümüşhane Müze Müdürü ve jandarma kazıya eşlik ediyor. Tabii bir şey bulunamıyor. Ortada bir çamur deryası kalıyor.

Adı sır gibi saklanan bu kazının sahibi kimdir? Vali bu doğa cinayetine nasıl izin vermiştir? Nedense açıklanmıyor!

MARŞ

İzlanda maçında klasik sahne tekrarlandı.

Rakibin ulusal marşı okunurken tribünler ıslıkladı.

Bize saygısızlık yapılırsa kızarız.

Biz ise başkasına saygısızlık yapmanın hakkımız olduğunu düşünürüz.

Cehaletin tarifi de aynen budur.

ECZA

Moda’nın 70 yıllık eczacısı Melih Sezer ağabeyimize:

- Siyanür nereden, nasıl bulunuyor, bilginiz var mı, diye sordum...

Ne yapacaksın, demedi. Doğrudan yanıt verdi:

- Ben hiç bilmiyorum. Üstelik soruşturdum, yine öğrenemedim...

Peki, bu sıradan insanlar siyanürü nereden buluyor?

Kullananlar yaşamadığı için sorup öğrenemiyoruz.

MARAŞ

Kahramanmaraş Belediye Başkanı sokakta karşısına çıkan kadının Trabzonlu olduğunu öğrenince:

- Sizi biz Müslüman yaptık, diyor...

Kadın:

- Beni annem babam Müslüman yaptı, deyince:

- Annen babana sor bakalım onları kim Müslüman yapmış, diye üsteliyor.

Trabzonluları Maraşlıların Müslüman yaptığını iddia ediyor.

Sonra da tepkiler üzerine (mecburen) özür diliyor.