Türk Tipi Başkanlık diye adlandırılan sistemi Kültür Üniversitesi’nden Doç.Yunus Emre, CNN’de güzel tarif etti... Farz edin ki...
Aziz Yıldırım Fenerbahçe Başkanı olmanın yanı sıra Futbol Federasyonu Başkanı da oluyor... Merkez Hakem Kurulu ve Futbol Disiplin Kurulu üyelerini o tayin ediyor... Takım şampiyon olmazsa ligi iptal ediyor. O arada tarafsız kalacağına yemin etmeyi ihmal etmiyor.
Meclis’te görüşülen başkanlık modeli böyle bir şey...
Anayasa değişirse hemen tüm maddeler ilk seçimde, muhtemelen 2019’da yürürlüğe girecek.
Ancak cumhurbaşkanının partili olmasına imkân veren madde hemen yürürlük kazanıyor.
Anayasa değişirse Erdoğan önümüzdeki yaz başında AKP’ye üye ve ardından ilk kongrede genel başkan olabilecek.
Doğal olarak bütün yetkilerini partisinin ilkelerine ve seçmenlerinin taleplerine göre kullanacak. Atamaları bu gözlükle yapacak.  
Peki partili cumhurbaşkanı Anayasa’nın 104. maddesinde yer alan “Türk Milletinin birliğini temsil etme” görevini nasıl yerine getirecek? Yemin metnindeki “Görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağım” sözleri ne olacak? Üzerinde durulmuyor.
Başkan, milletvekili adaylarını tek tek saptayacak. Seçimlerde devlet imkânlarını kullanabilecek. Meydanlarında hem cumhurbaşkanı hem parti başkanı olarak konuşacak. Rakiplerini istediği gibi eleştirecek. Eğer rakipleri onu eleştirirse savcılar haklarında cumhurbaşkanına hakaretten dava açabilecek.
Futbolda böyle bir yetki dengesizliği olsa ortalık ayağa kalkardı!

Kralname nedir!

Cumhurbaşkanı TBMM’de görüşülen modelde kesinlikle denetlenmiyor, kimseye hesap vermiyor, (kişi hak ve ödevleri ile siyasi hak ve ödevlere ilişkin konular) hariç, kanun gücünde kararname çıkarabiliyor.
Ümit Kocasakal’ın “Kralname” adını verdiği bu kararnameleri Meclis’teki en büyük iki parti (muhtemelen AKP ve CHP) 60 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne götürme hakkına sahip. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin itirazı karara bağlaması için bir süre konulmamış... Dosyayı rafta aylarca bekletebilir. 
Ayrıca Anayasa Mahkemesi üyelerinin beşte dördünü Cumhurbaşkanı atadığına göre...
Karar çıkarsa da nasıl bir karar olacağı aşağı yukarı tahmin edilebilir.
Bu kadarla da bitmiyor. 148. madde:
“... olağanüstü hallerde ve savaş hallerinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz” diyor. 
Böylece... Cumhurbaşkanı istediği zaman OHAL ilan edebildiği gibi...
OHAL döneminde Anayasa’ya aykırı kanun da çıkarabiliyor. 
Benzer rejimler Afrika’da bulunduğu için... Anayasa hocaları bu sisteme “Afrika tipi başkanlık” adını da yakıştırıyor.

ZİRVE

Kıbrıs’la ilgili “Beşli Zirve” Cenevre’de bugün başlıyor...
Emekli Büyükelçi Tugay Uluçevik uyarıyor:
“KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı her vesileyle ‘müzakerelerde büyük ilerleme sağlandığına’ dair açıklamalar yapıyor. Bu ilerlemeler, KKTC görüşme heyetinin verdiği özlü tavizler sayesinde gerçekleşmektedir. Öngörülen modelde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ yeni bir anayasa ile yoluna devam edecektir. Kıbrıs Türk toplumu bu devlete federal bir anayasa ile yamanacaktır... KKTC lağvedilecek, Kıbrıs Türk halkı bunun psikolojik ezikliği altına girecektir.”
Büyükelçi Onur Öymen diyor ki:
- Üzerinde konuşulan metin Kofi Annan Planı’nın bile gerisindedir.
Özellikle Türk askerlerinin geri çekilmesi ciddi güvenlik riskleri yaratacaktır. 
NOT: CHP’nin Kıbrıs konusunda pek konuşmaması acaba nedendir?

 Polislik eğitim süresi 4 aya düşürüldü! 
Not: 
Ülkemizde sekreterlik aşçılık, bahçıvanlık, taşımacılık, çobanlık vb. mesleklerin eğitim süresi 2 yıl...

Akif Kökçe

Şeker TV!

İktidar anayasa değişikliği görüşmelerinin Meclis televizyonundan yayınına izin vermeyince CHP açısından iş başa düştü. İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Genel Kurul salonunda adeta bir televizyon stüdyosu kurarak görüşmeleri anında aktarmaya başladı. Örneğin ilk gün Deniz Baykal’ın konuşmasını pek çok kişi CHP’li milletvekillerinin “Şeker TV” adını taktıkları Ali Şeker’in kanalından! izleme olanağı buldu.
Yılların hekimi Ali Şeker böylece “hekim” ve “milletvekili” sıfatlarının yanına bir de “gazeteci” sıfatını ekledi. Üstelik yanlı değil dürüst gazetecilik yaptı.
Baykal’dan sonra Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşmasını da canlı olarak salon dışına nakletti.

Yazarın Diğer Yazıları