Bıçak kemiğe!

Kadıköy Yeldeğirmeni’nde “Attığın kartopu camekânıma geldi” diye sokağa çıkan katil ruhlu bir dükkân sahibi, meslektaşımız Nuh Köklü’yü bıçaklayarak öldürdü. Türkiye’de uzun yıllar yaşamış bir İsviçrelinin sözüdür:
- İsviçre’de insanlar kolay yaşar, zor ölür, Türkiye’de insanlar zor, yaşar kolay ölür...
İnsanlar herhalde dünyanın pek az ülkesinde bu kadar pisi pisine ölür.
Bir okurumuz önemli bir noktaya dikkati çekiyor:
“Türkiye’de bıçakla işlenen cinayet sayısı çok arttı.
Günümüzde neredeyse iki kişiden biri bıçak - çakı gibi kesici alet taşıyor.
Bu gibi aletler av malzemesi satan mağazalarda sudan ucuz satılıyor.
Bıçak taşımayı caydıran önlemler acilen alınmalı, yoksa bıçaklı cinayet furyası artarak sürecek.”
Yürekleri yakan Özgecan cinayetini maalesef bu acı olay izledi.
Görüyoruz ki... Kuralların, kanunların, utanmanın, ahlakın tepeden tırnağa aşındığı, değer yargılarının dibe vurduğu, sevgi, merhamet gibi duyguların silindiği, gelecek endişe ve korkularının insana egemen olduğu bir toplum cinnetle sarmalanıyor. İlişkiler kontroldan çıkıyor. İnsanlık bitiyor.

Süreç sürünüyor!

Gazetelerde Güneydoğu haberleri:
“Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıldönümünde Cizre ve Silopi’yi ateşe veren teröristler, Silopi Adliye Sarayı’na molotof ve taşla saldırdı”
Bir başka haber:
“Diyarbakır’da kimliği belirlenemeyen yüzleri kapalı iki kişi, Özel Harekat Şubesi’nde görevli bir polis memurunu takip edip, dövdükten sonra beylik silahını alıp, kaçtı.”
Belli ki artık kedi fare oyunu oynuyorlar... PKK yöneticisi Duran Kalkan eğleniyor:
“PKK silah bırakmaz, niye bıraksın? Kürt silah bırakmaz. Türk Devleti silahsızlansın.”
Başbakan Davutoğlu Pakistan dönüşü arkadaşımız Serpil Çevikcan’a diyor ki:
“Bölgesel konjonktürdeki her dalga KCK ve diğer taraflarda değişik tepkilere sebep oluyor. Bir bakıyorlar ki Kobani olayları üzerinden tahrik yapabiliriz, tahrike yöneliyorlar, süreci baltalıyor tam ivme kazanırken. Şimdi muhtemelen Kobani’de başarı kazandık diye başka bir psikolojiye girecekler.”
“20 Mart 2013 Nevruz’dan sonra mayıs ve haziranda unsurlar çekilmeye başladı, dedin peki nerede o unsurlar şimdi. İki yıl geçti şimdi yine silah bırakmayı şarta bağlamaya çalışıyorlar...”
Demek ki.. Çözüm süreci diye masaya oturduklarınız verdikleri sözleri tutmuyorlar...
O zaman süreç halka yönelik bir aldatmacadan ibaret...
O süreç sadece ABD’nin planlarına hizmet ediyor olmasın!

HALKEV

19 Şubat 2015, Halkevleri’nin açılışının 83. yıldönümüydü.
Halkevleri, ülkemizin sosyal ve kültürel kalkınması, Cumhuriyet bilincinin geniş halk kitlelerine yayılması için, 14 il merkezinde açılmıştı.
Sayı zamanla artmış, Türkiye genelinde 478 Halkevi ve 4322 Halkodası açılmıştı.
Halkevleri: “Türk Dili, edebiyat, tarih, müze, kütüphane, sağlık, sosyal yardım, köycülük, temsil ve spor” dallarında halka eğitim veriyordu.
1950’de iktidara gelen Demokrat Parti, Türkiye’deki tüm halkevlerini kapattı.
Aynen Köy Enstitüleri’ne noktayı koyduğu gibi...
Sağ siyaset cehaleti kendisi için iktidar sigortası olarak görür...
Çünkü cahil toplum kolay kandırılır, rahat yönetilir.
Kural hep yürürlükte.

Taciz, tecavüz ve cinayetler arttı! “Kar mikropları temizler” inancı da fos çıktı! demek!
Akif Kökçe

MOZART

Antalya Devlet Operası’nca sahnelenen Rossini’nin “İtalya’da Bir Türk” adlı eserinde sahnede türbanlı oyuncular görülmesi izleyicide tepkiye neden oldu...
Eser 1814 yılında yazılmış... Bugün Türkiye’de takılan türde türban o yıllarda söz konusu değil. Her şeyden önce eserin sahibine ve sanata saygısızlık var.
Tartışmaları izlerken Nazi Almanyası’nda oynanan Mozart operalarını anımsadık...
Mozart’ı kendilerine yakın göstermek ya da döneme uydurmak için sahnede bazı oyunculara Nazi selamı verdirilir, böylece Mozart güncele uydurulurmuş.
Antalya’daki olaya dönersek... Anlaşılan Opera’nın yöneticileri Ankara’ya selam göndermek telaşında. Yoksa milletvekili adaylığı mı düşlüyorlar?