Can Bartu ile...

Eklenme Tarihi16.04.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi16.04.2019 - 8:15

Şöyle böyle 60 yıl oluyor... Fenerbahçe Stadı’nın tribün arkasında mahalle maçı yapmışız. Maç bitmiş. Tam giyinip gideceğiz, sahanın içinde Can Bartu’nun tek başına şut idmanı yaptığını görüyoruz. Koşar adım kale arkasına gidiyoruz. Can bizi görünce:

- Hadi biriniz geçin kaleye diyor...

Mahalle takımının kalecisi olarak bu görev bana düşüyor. Can o raket gibi sol ayağından o kadar emin ki... Her attığı şutu kale direğinin içine vurdurarak gol yapıyor. Bazı şutlar direğe vurup geri gelse de çoğu direğe çarpıp içeri giriyor. Ben kaleci olarak şutları sadece seyrediyorum. O arada beni de onurlandırmak için bir iki topu kucağıma doğru atıyor. Ben böylece Sinyor’ün gollük şutlarını kurtarmış oluyorum! Bizim arkadaşlar beni alkışlayarak dalga geçiyor. Hey gidi yıllar... Ne çabuk geçtiniz...

Moda’da gezinti

Hafta sonları Kadıköy ve Moda adeta Şanghay gibi... Caddelerde kalabalıktan yürünmüyor. Modalılar hafta sonları evden çıkamıyoruz, diye şikâyetçi. Metro ve vapurla kentin dört bir yanından özellikle gençler Moda’ya koşuyor. Bir aşağı bir yukarı yürüyorlar. Deniz kenarında oturuyorlar. Kimileri kafelerde nefesleniyor. Kimileri dondurma kuyruğunda. DODO Kafe’nin sahibi Aydın Bey dostumuz bu kalabalıktan memnun:

- Moda bir hayat mektebi oldu bence, diyor, varoşlarda bunalan gençler geliyor, özgür yaşamın nasıl yaşandığını görüyorlar. Burada kimse kimseye karışmıyor. Herkes istediği gibi giyiniyor. Kızlar bazen tek başlarına dolaşıyor. Kimse laf atmıyor. İnsanlar burada uygar yaşamın keyfini çıkarıyor. Betonlar arasına sıkışmış insanlar biraz deniz havası soluyor. Kadıköy ve Moda insanlarda kent bilincinin gelişmesini sağlıyor. Bizim bundan memnun olmamız lazım. Ben memnunum doğrusu...