Çarşambanın gelişi

Açılım yaptınız... Taviz paketinin ucunu açık bıraktınız...
Karşı taraf kendi paketini hazırladı.. Adını ‘demokratik özerklik’ koydu...
İçine anadilde eğitim, öz savunma gücü, ayrı meclis, ayrı bayrak, Türk’süz Anayasa gibi maddeler doldurdu...
Önünüze sürdü...
Siz bu önerileri seçim öncesi kabul eder gibi yaptınız.. Böylece terörün seçimleri etkilemesini önlediniz... Nitekim Oslo görüşmelerinde MİT tarafı oldukça yumuşak ve tavizkar görünüyor.
Ama seçimden sonra müzakere sırasında verilen tavizlere sırt çevirdiniz.
Çünkü o fanatik paketi kabul etmek sizin sonunuzu getirebilirdi...
Karşı taraf bunun üzerine cezayı kan dökerek kesmeye başladı...
Siz misilleme olarak emniyet güçleriyle KCK operasyonlarına başladınız...
Öcalan’a ziyaretleri kısıtladınız...
Karşı taraf da misilleme olarak terör çıtasını iyice yükseltti...
İki günde 32 şehitli dramın perde arkası böyle görünüyor...
Ne diyordu Tony Blair geçende İstanbul’da verdiği demeçte:
“IRA’ya şunu net olarak söyledik: ‘Görüşmeler devam ederken arka planda tehdidin devam etmeyeceği konusunda çok açık olmalısınız. Eğer söylediklerinizi kabul etmezsek ya da yapmazsak gidip insanları öldürmeye başlamayacağınızdan emin olmamız lazım.”
Silahını bırakmayan terör örgütüyle müzakereye oturulmaz... Çünkü o istediği tavizi alamadığı anda tetiğe yeniden basacaktır.
Nitekim Türkiye şu anda o perdeyi yaşıyor...
Açılım sürecinde iktidar çok uyarıldı.. Çok söylendi..
Terör örgütüyle müzakere değil mücadele edilir, diye nefes tüketildi.
Dinleyen olmadı.. Siyasi çıkarlar terörün indireceği darbelerden öncelikli sayıldı.
Şimdi sakin ve metin olalım... Bu çıkmazdan da elbet kurtulacağız.

Aaaah ah.... Kendi halinde vatandaşın teknik takibine harcadığımız çaba ve zamanı PKK’nın takibine ayırsaydık da bazı saldırıları gerçekleşmeden önleyebilseydik keşke...
Haldun Ertem

Rize’de üniversite öğrencisi kız, saz çaldığı gerekçesiyle yurttan atılmış.
Bu memlekette çalacak bir sürü şey varken sazı çalarsa atılır tabii ki!
Fahrettin Fidan

Ankara’da isyan...
Şehitlerin listesi dün akşam saatlerinde bile belli olmamıştı... Öğle saatlerinde ancak iki - üç şehidin ismi belliydi. Yaralı adları bilinmiyordu. Güneydoğu’da çocuğu askerlik yapan on binlerce ailenin bu durumda telaş ve endişesini düşünebiliyor musunuz? Kimi gaziler ve içi yanan yurttaşlar öğle saatlerinde Başbakanlığın önüne koşuyor.. Orada slogan atacak, acılarını haykıracaklar... Halktan korku o düzeye ulaşmış ki... Halkın içini dökmesine imkân vermek yerine korumalar acılı yurttaşlara dayak atıyor... Onları yerlerde sürüklüyor.. Bir gazinin protez bacağını kırıyor... Bir parça insan sevgisi, bir nebze demokrasi saygısını arayın ki bulasınız böyle zamanlarda...

Şifreli konuşma...
Terör, iki günde 30’dan fazla yurttaşımızın canını aldı. Başbakan, dün bu vesileyle yaptığı açıklamada izaha muhtaç sözler sarf etti... Mesela dedi ki:
“Terör örgütü huzurumuza kastedenlerin taşeronudur. Terör örgütü nereden besleniyorsa hesap sorulacaktır.”
Yanıt alamayacağımızı bile bile kendisine soralım;
“Huzurumuza kastedenler, bu nedenle terör örgütünü taşeron olarak kullananlar kimlerdir?
Hangi ülkelerdir?
Bu işi ne zamandan beri yapmaktadırlar?
Ve siz onlara karşı bugüne kadar ne yaptınız?
Ne gibi yaptırımlar uyguladınız?
Terör örgütü nereden besleniyor? Hesap sorulacaktır, dediğinize göre, demek ki şimdiye kadar hesap sorulmadı. Bundan sonra sorulacaksa, nasıl sorulacaktır?”

Neyi anladık...
Meclis’te anayasayı değiştirip demokratik iyileştirme sağlamaya hazırlanıyorsunuz... Bunlar aynı zamanda PKK’nın talepleridir... Ancak barışa doğru adımların atıldığı böyle bir anda terör patlama yapıyor.
Benzeri daha önce de oldu...
PKK’nın dağ kadrosunun hangi ölçülere göre hareket ettiğini bilmiyoruz...
Acaba arkalarında kim var? Suriye mi, İran mı, İsrail mi, Barzani mi, ABD mi, Kıbrıs Rum Kesimi mi?
O kadar çok düşman edindik ki birkaç ay içinde... Düşmanlar arasından gerçek faili bulmaya olanak yok...
Demek ki... Başı terörle belada olan bir ülke komşularıyla yok yere bozuşmamalı, gereksiz yere dalaşmamalı...
Hiç değilse bunu anlamış olsak!

Zırh ne işe yarar?
Teröristler Güroymak ilçesinin girişinde yola mayın yerleştiriyor... Polislerin zırhlı aracı geçerken mayın patlatılıyor, aracın içindeki 5 polis memuru şehit oluyor...
Adı üstünde “zırhlı araç” bu...
Bu zırh nasıl bir zırhtır...
İhaleyi kim yapmıştır?
Alınan araçlar gerekli testlerden geçmiş midir?
Bu toz duman arasında bu sorular yanıt bulursa memnun oluruz...