Gazetecilikte 50 yılı deviren Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen’in anıları ile bugünlere ilişkin görüşlerini kapsayan ‘nehir kitabı’ yayınlandı: “Bir Eski Cumhuriyet için”...

Ümit Aslanbay’ın yaptığı uzun söyleşiye zaman zaman acı tatlı günlere tanıklık etmiş olan Ali’nin azize eşi Mine Sirmen de katılıyor...

Kitabın tümünü okuduğunuzda ülkemizde sorumlu aydın olmanın nasıl zor ve acı günleri beraberinde getirdiğini görüyorsunuz...

Ömrünün 3 küsur yılı hapiste geçiyor Ali’nin... Sonu beraat...

Bir hayat bir kitaba, bir kitap bir yazıya sığmaz... O yüzden Ali’nin sadece bazı tespitlerini aktaralım. Mesela der ki:

- Türkiye’nin en büyük dramlarından biri sivillerin askerlerden daha demokrat olmamalarıdır...

- 12 Eylül’de davalarda delil, tanıklık, kanıt arıyorlardı. Şimdi delil ve kanıt aramadıkları için işkenceye de gerek duymuyorlar. Cezayı basıyorlar!

- Cumhuriyet gazetesi zor durumda, büyük saldırılarla karşı karşıya. Ama Cumhuriyete yapılan saldırılar onun yine de bir işlevi olduğunu gösteriyor...

Ali, en yakın dostu Uğur Mumcu’yu anlatıyor:

- Çok kişi çocuğunun Uğur Mumcu gibi yiğit olmasını ister ama bilmezler ki, Uğur Mumcu olmak Uğur Mumcu gibi ölmeyi de gerektirir...

Ali Sirmen Cumhuriyet ilkelerinin, devrimlerin, insan haklarının, hukukun, yılmaz savunucusudur. Geçmişte sık sık televizyon açık oturumlarına çağrılırdı. Artık çağırmıyorlar. Çünkü karşısında söyleyecekleri sözleri kalmadı.

Ama ne gam; nehir akıyor...

Cennet yolu...

İktidara yakın MAK araştırma kuruluşu, “Türkiye’de toplumun dine ve dini değerlere bakışı” başlıklı bir araştırma yaptı. Ankette sorulan bazı sorular ve yanıtları şöyle:

 - Allah’ın varlığına, birliğine ve bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz?

Bu soruya yanıt verenlerin yüzde 86’sı, “Evet Allah’ın varlığına, birliğine, bizi yaratıp yaşattığına inanıyorum” diyor...

 - Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanıyor musunuz? Bu soruya yanıt verenlerin yüzde 55’i “evet”  diyor.

 - Öldükten sonra dirileceğinize ve bu dünyada yaptıklarınızdan sorguya çekileceğinize inanıyor musunuz?

Yüzde 73, “Evet inanıyorum” diyor.

En ilginç soru ve yanıt ise bizce şu:

 - Cennete gideceğinizden emin olsanız, cennete gitmek için şu an ölmeyi düşünür müsünüz? Soruya “Evet” diyenlerin oranı yüzde 15. “Hayır düşünmem” diyenlerin oranı yüzde 65. Yüzde 20 ise kararsız...

Yani... İnançlılar çoğunlukta... Ama yüzde 85, cennet garanti bile olsa, bu fakir ülkenin fakir şartlarını bırakıp gitmek istemiyor...

KÜS

Eskiler de kavga eder birbirine küsermiş... Ama küsme sebepleri bile bir kalite içerirmiş...

Ali Sirmen anıları arasında anlatıyor...

Şair Melih Cevdet Anday’yla Sami Karaören bir ara küsüşmüşler..

Sebebi; Melih Cevdet “Kaldırım” kelimesinin Yunanca “güzel yol” anlamındaki “kalimenderos” sözcüğünden geldiğini iddia ediyor.

Karaören ise kelimenin Türkçe olduğunu savunuyor...

Bozuşuyor ve bu yüzden iki sene küs kalıyorlar.

Karaören sonunda Melih Cevdet’in haklı olduğunu itiraf ediyor.

Melih Cevdet’in bir başka iddiası da şu; Osmanlı ile yabancı sefirler görüşüyor... Osmanlılar: Yaptıklarınız anlaşmalara uymuyor bu “faites accomplies” diyorlar. Emrivaki anlamına gelen bu Fransızca deyim “fetsakompli” diye okunur. Tercüman çevirirken “katakulli” diyor. Onun tezine göre “katakulli” sözcüğü de böyle ortaya çıkıyor.

Seçim basit!

Ya çocukların geleceği

için yollarda yürüyeceğiz,

ya da

gelecekte -Suriyeli sığınmacılar gibi-

yollarda

sürünüp öleceğiz...

           G.E   

LAF

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Adalet” yürüyüşünün yurtta olumlu yankılar yaptığını iktidarın telaşlı demeçlerinden anlıyoruz.

Örneğin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yargıyı savunurken diyor ki:

“Türk yargısı bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Anayasa, kanun ve hukuka bağlı kararlar vermeye devam edecektir...”

Bırakalım bugünü... Türk yargısı geçmişte de Anayasa, kanun ve hukuka bağlı kararlar verdiyse... Halen çoğunluğu savcı ve yargıç olmak üzere 3721 adalet mensubu neden görevden ihraç edilmiş durumda? Çoğu neden hapiste?