Dünkü Bellboy

Anlatacağımız bir başarı öyküsüdür, kahramanı Ramazan Aslan’dır.

1967’de yoksul bir ailenin çocuğu olarak Adıyaman Kâhta’da doğdu. İlkokul son sınıftayken Kâhta’daki bir otelde bellboy olarak çalışmaya başladı. O sırada ilçede “İsyan” adlı bir film çekiliyordu. Çalıştığı otelde konaklayan Güler Ökten, Kadir İnanır, Erol Taş gibi sanatçılarla tanıştı. Ağır valizler taşımaktan kamburu çıkmaya başlamıştı. Güler Ökten’in tavsiyesi üzerine kollarına arkadan geçirdiği sopa ile spor yaparak kamburunu yok etti. “Matematik takviye dersleri”ni de “Güler hoca”sından aldı.

Lise sondayken otelin restoranını işletmeye başladı. Kâhta’daki otelin müdürü Alanya’ya taşınmış, otelciliği genel müdür olarak orada sürdürüyordu. Onun çağrısıyla 1985’te geldiği Alanya’da işe yine en aşağıdan başladı. Ardından şeflik, bölüm müdürlüğü vs. derken 24 yaşında genel müdürlük geldi.

Otel sahipliği önce kiralama ile başladı. Finansörü Almanya’daki dayısıydı. Sonra ortaklıklar, ardından tek başına sahiplikler... Şu anda Antalya’da 5 yıldızlı Aska Lara Resort olmak üzere mülkü kendisine ait üç, iki tanesi de kiralık olmak üzere beş oteli bulunuyor. Ha, bir oteli de Berlin’de var. İngilizce, Almancayı kendi çabasıyla öğrenmiş... Rusçası da fena değil. Başarısının sırrı mı.. Her işini severek yapmış, sapına kadar dürüst davranmış...

- Dürüst davranınca dürüst insanların desteğini alıyorsunuz her işiniz rast gidiyor, diyor... Başarısının sırrı bu...

Şaşkınlık rejimi...

Başkanlık rejimini öngören anayasa değişikliği tasarısının bu hafta Meclis’e sevkedileceği bildirildi. Ana hatları belli olan model çok açık bir “sınırsız yetkili tek adam sistemi”dir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda parti başkanı olacaktır. Başkanın partisi muhalefette kalırsa ünvanı “Muhalefet lideri ve cumhurbaşkanı” gibi garip bir unvan olacak? Öyle olmaması için başkan adayı halktan partisini çoğunluk yapacak kadar çok oy isteyecek, bu istek karşılık bulacaktır. Taraflı başkan bütün halkın değil partisine oy verenlerin başkanı olacak ama bütün halkı bağlayan kararlar alacaktır. Gariplikler sayısızdır.

Bu hafta Meclis’e gelecek olan tasarı önce Anayasa Komisyonu’nda görüşülecek. AKP çoğunluktaki parti. CHP azınlıkta. Ne yapabilir?

Milli Merkez adlı topluluğun Genel Sekreteri Haluk Dural şu önemli öneriyi yapıyor:
“CHP, anayasa değişikliği konusunda Anayasa Komisyonu ve Genel Kurul çalışmalarına katılmamalıdır.

CHP bu tasarının kanunlaşmasına, tartışmalara katılarak meşruiyet kazandırmamalıdır. Böyle bir tasarıyı CHP’nin az sayıdaki milletvekili ile engellemesi mümkün değildir. Eğer tartışmalara katılırlarsa, anayasa değişikliğinin kabul edilmesi halinde R. Tayyip Erdoğan her zaman olduğu gibi, ‘Tasarı bütün partilerin katılımıyla demokratik şekilde tartışıldı, ancak milli irade böyle tecelli etti’ diyecek ve CHP bu katılımıyla iktidara yardım etmiş olacaktır.”

İZİN

Sayın okurlar önümüzdeki hafta için kısa bir izin rica ediyoruz...

DEVA

Dolar ve euro rekor üstüne rekor kırıyor. Bir başka deyişle Türk parası dolar ve euro karşısında değer kaybı rekorları kırıyor... Çoğu ekonomi yazarı bu durumu “devalüasyon” olarak niteliyor. Bu o mudur? Hayır...

Halihazırda Türk lirası, dalgalı kur rejimi çerçevesinde serbest piyasada işlem görmektedir. İktisatçı Mahfi Eğilmez durumu izah ediyor:

- Devalüasyon sabit kur rejiminde para otoritesinin aldığı karara dayalı olarak paranın yabancı paralar karşısında değerinin düşürülmesidir. Dalgalı kur rejiminde ülke parasının yabancı paralara karşı değer kaybına devalüasyon değil “paranın değer kaybı” denir. İngilizcesi “currency depreciation” diye adlandırılır. Neymiş? Dipresieyşın!

Yandaşlar “çocukların yandığı kaçak yurdun sahibi olan cemaati”
bir zamanlar “Gülen Cemaati’ni savundukları” gibi savunuyor…
Akif Kökçe

KUŞKU

15 Temmuz darbe girişimini araştırma komisyonunun bu hafta dinlediği isimlerden biri Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Necati Çevik idi. Necati Çevik 15 Temmuz akşamı havada F16’lar uçmaya başladıktan çok sonra bunun darbe girişimi olduğunu anladıklarını söyledi. Yani saat 22.00 sularında...

MİT Müsteşarı aldığı ihbarı 16.00’da Genelkurmay’a bildiriyor. Fakat ülke sathında iç güvenliği sağlayacak, aynı zamanda Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve kendisini korumaktan sorumlu Emniyet birimlerine bildirmiyor. Diyelim ihbar darbe değil MİT Müsteşarı’na yönelik bir saldırı ve kaçırma tehdidiyle ilgili olsun. Yine de Emniyet’e haber verilmez mi?

Ne iş bu iş?