Gemicik parası

Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turundaki rakibi bugün belli oluyor, işte sarı-lacivertlilerin muhtemel rakibi

Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü harcamaları 2005 yılında 35 bin YTL iken rakamın 2006 ve 2007’de birden 8 kat artması dikkat çekti. Başbakan bu artışı örtülü ödenek harcamalarının bu kalemden yapılmasına bağladı. Ancak bu açıklama ikna edici olmadı.. CHP Milletvekili Ahmet Ersin bu konuda yeni bir iddiada bulunuyor... Diyor ki:
“Başbakan’ın oğlunun 500 bin doları banka kredisi, toplam 2.5 milyon dolara gemi aldığı ortaya çıktığında ben bir soru önergesi vermiş... Bu kredinin hangi banka veya bankalardan hangi koşullarda alındığını sormuş... Önergeme Başbakan adına Cemil Çiçek, şu komik yanıtı vermişti: ‘Söz konusu kredi normal her Türk vatandaşına uygulanacak koşullarda alınmıştır.’
Benim o zaman söz konusu peşinatın örtülü ödenekten temin edildiği yönünde ciddi kuşkularım vardı... Başbakanlık’taki kaynaklarımdan aldığım duyumlar bu yöndeydi. Örtülü ödenek harcamalarıyla ilgili son günlerdeki tartışmalardan sonra bir kez daha ve açıkça soruyorum: 500 bin dolar bankadan alındıysa o bankanın adı nedir? Kredi hangi tarihte hangi koşullarda alınmıştır? Bu iki basit soruma şimdi de yanıt vermezlerse... Bu sükutun ne anlama geldiğini kamuoyu herhalde en doğru şekilde değerlendirecektir.”

Yargıtay ve Danıştay üyeleri protokolde bir sıra geriye alınmış.
- Geriye gidişten onlar da nasiplerini aldılar sonunda...
Haldun Ertem

HABER internette dolaşıyor... Sağlık Bakanlığı “prezervatif” sözcüğüne Türkçe karşılık arıyormuş. Bir yarışma düzenlemiş. Şu deyim birinci olmuş: “Kuşa kabin”


Sızma!
CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek diyor ki:
“CHP, hesaplarının incelenmesi için Anayasa Mahkemesi Sayıştay uzmanlarından yardım istemiştir. Bu doğaldır. Anayasa Mahkemesi’nin talebi üzerine Sayıştay uzmanlarına verdiğimiz belgeler Yeni Şafak, Star gibi iktidar yandaşı basına servis yapılmıştır...”
Devlet memuru görünümünde kimi kişiler iktidar ajanı gibi çalışıyor... İktidar bu yoldan aldığı bilgilerle CHP’yi vuruyor. Artık her türlü ar ve hayâ duvarı aşıldı...

Gençliğe Hitabe
Oral Çalışlar, yeniden yayımlanan “Liderler Hapishanesi” adlı kitabında Atatürk‘ün Gençliğe Hitabe’sini İsmet İnönü‘nün yazdığını, bunu Ecevit‘ten dinlediğini yazıyor.
Böyle bir şey mümkün olabilir mi?
İnkılap Tarihi Profesörü Ahmet Mumcu, “Kesinlikle hayır” diyor ve ekliyor:
“Prof. Afet İnan’ın 1959 yılında ilk baskısı yapılan ‘Atatürk hakkında Hatıralar ve Belgeler’ adlı kitabında Atatürk‘ün kendi el yazısıyla gençliğe hitabesi vardır...”
Turgut Özakman da şu kaynağı veriyor:
‘Afet İnan, ‘Büyük Nutuk’ta Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’, Belleten CXXX, sayfa120 (Ekim 1966), sayfa 516 ve devamı...”
Gelelim birinci elden bir tanıklığa, Prof. Afet İnan‘ın anılarına...
Atatürk, Büyük Nutuk’u CHP Kongresi’nde seslendirmeden önce 1927 yazında Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlediği akşam toplantılarında arkadaşlarına okumakta, onlarla tartışmaktadır... Gerisini Afet İnan‘dan dinleyelim:
“Yaz aylarının sıcak bir gününün gecesi, Atatürk’ün etrafında daha kalabalık bir aydınlar topluluğu vardı. O arkadaşlarına adeta bir sürpriz hazırlamanın sevinci içinde, ‘Oturunuz ve dinleyiniz’ dedi. Nutuk’un sonuna koyacağı satırları yüksek sesle okumaya başladı. Dinleyenlerin nefes dahi almadıklarını sanıyorum. Çünkü ben kendimi öyle hissediyor ve milli bir heyecanın tesiri içinde yaşıyordum. Atatürk bu metni okuyup bitirdiği zaman derin bir nefes almış, fakat iki damla gözyaşını bizlerden saklamamıştı...
... ‘Gençliğe Hitabe’ 1927 yılının yaz aylarında hep okundu. Atatürk, her yeni gelen davetlilerine, evvela kendisi okuyor, sonra bir başkasına okutuyor ve üzerine konuşuyordu.”
Yüzlerce sayfalık Nutuk’u bizzat yazan Atatürk, ‘Gençliğe Hitabe’yi neden İnönü‘ye yazdırsın?
Böyle bir şey varsa Ecevit ve İnönü yıllarca neden saklamış olsun...
Yılların gazetecisi Oral Çalışlar böylesine inandırıcı olmayan bir iddiayı başka kanıtlarla doğrulamadan neden yazar? Bununla Atatürk‘ü yıpratma kampanyasına alet olacağını bilemez mi?


Sivas
Sivas katliamının yarın 15. yıldönümü... 2 Temmuz 1993’te Aziz Nesin ve beraberindeki aydınları protesto için örgütlenen kalabalıkların yaktığı Madımak Oteli’nde 33 aydınımız ile 2 otel personeli öldürüldü...  Katliam ani gelişen olayların sonucu gibi gösterilmişti. Oysa planlı bir gerici ayaklanmasıydı... Dinci basın olaydan sonra Aziz Nesin’i suçlayan yazılar yazdı. Daha da hüzün verici olan, bugün iktidarda bulunan partinin eski ortaklarının Sivas katillerini savunmasıydı.
Sivas ateşinin açtığı yaralar 15 yıldır kanıyor. Adeta inadına... Madımak Oteli hâlâ kebapçı olarak çalıştırılıyor. Doğan Haber Ajansı Sivas Temsilcisi Eraydın Aytekin’e soruyoruz:
- Kebapçı  taşınacaktı ne oldu?
- Valilik taşımak için girişimde bulundu. 250 milyar lira gerekiyordu. Bu para bulunamadığı gerekçesiyle kebapçı taşınmadı.
- 2 Temmuz’da parçalanan Pir Sultan anıtı yerine dikilecekti.
- Dikilmedi....
Madımak Oteli müze olmalıdır... Eğer iktidardakiler katillerin yanında değilse, yeni ayaklanmalardan medet ummuyorsa Madımak’ın müze olmasına katkıda bulunmalıdır...