Göndermek de zor!

Arada bir kapıları açıp mültecileri Avrupa’ya göndermek gündeme geliyor. Acaba bu ne kadar mümkün?

Biz sınır kapılarımızı açarak isteyen çıksın diyelim. Komşu ülke (ya da ülkeler) sınır kapılarını kapatırsa sığınmacılar o ülkeye nasıl girecek? Sınırlarda kontrolleri kaldırdık diyelim. Acaba mültecilerin ne kadarı Türkiye’den ayrılıp Avrupa’da macera aramak ister?

Türkiye’de iyi kötü bir düzen kurmuş insanları istenmedikleri ülkeye zorla gönderebilir misiniz? Uluslararası hukuka göre ülkenize sığınmış insanları, bırakın üçüncü ülkeleri, zorla kendi ülkelerine bile gönderemezsiniz. Bu gerçeği biz de biliyoruz ve daha geçenlerde altına imza attık. Soçi’de Rusya ile imzaladığımız mutabakatın 8 maddesi bakın aynen ne diyor:

“Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır.”

Ülkenize sığınmış insanların ana vatanlarına dönüşlerini sağlamada bile gönüllülük koşulunu kabul etmişken... Aynı insanları üçüncü bir ülkeye zorla göndermek mümkün müdür? Avrupa’yı korkutmak ya da ilgisini çekmek için sanırız başka argümanlar bulmalıyız.

Bu arada... En az yarısı ülkemizde kalacağına göre... Deprem gibi, mültecilerle birlikte yaşamaya da şimdiden alışmalıyız.

Orkestra

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhuriyet konserinde orkestra şefliği yapması ilgi çekti. Orkestra şefi el kol sallayarak ne yapar? Orkestra şef olmadan çalamaz mı? Neden notalara bakmaz. Çoğumuz merak eder. Orkestra şefinin görevini özetlersek:

· Çalınacak repertuvarı seçer.
· Konserdeki parçaların hepsini ezbere bilir ve topluluğu ona göre yönetir.
. Enstrümanların giriş ve çıkış zamanlarını işaret eder.
· Müziğin hızlanan ve yavaşlayan temposunu ayarlar.
· Enstrümanların ses yüksekliklerini ayarlar.
· Ses şiddetindeki artış ve azalma hız ve miktarlarını ayarlar.
· Orkestranın tek bir enstrüman gibi çalmasını sağlar. 

Köklü demokrasi!

Dünyada hangi ülke en eski demokrasiye sahiptir?

Soruyu yanıtlamaya çalışanlar İngiltere diyor, Fransa diyor, Yunanistan diyor. Oysa bazı siyaset bilimcilerin ortaya koyduğu kritere göre... Dünyanın en eski demokratik ülkesi ABD’dir.

Konulan kriter mi?

1. Yöneticisi seçimle işbaşına gelmeli ve halka veya meclise karşı sorumlu olmalı.
2. Meclis seçimle işbaşına gelmeli.
3. Halkın çoğunluğu seçimde oy kullanmalı.
Bu kriterlere göre bakıldığında en eski demokrat ülkeler şöyle sıralanıyor:
1. Birleşik Amerika (217 yıl), 2. İsviçre, 3. Yeni Zelanda 4. Kanada 5. İngiltere, vb...

Demokrasi eskidikçe daha iyi mi çalışıyor? Böyle olmadığını ABD bize ispatlıyor.

Dünyanın en köklü demokrasisi lider olarak bula bula Trump gibi birini bulduğuna göre...

KONUŞ

Çocuğumuz 2 yaşına geldi hâlâ konuşmuyor.

Çevremizde çocuğu konuşmadığı için endişelenen ana babalar görüyoruz. Hiç endişelenmesinler.

Şu bizim İlber Ortaylı var ya...

Hani şu durmadan konuşan medarı iftiharımız profesörümüz.

Sınıf arkadaşımızdır. Okul kantininde ne zaman görsek etrafındakilere (özelikle kızlara) bir şeyler anlatır dururdu.

Bu sevgili dostumuz hakkında çok geç konuştuğuna dair söylenti vardır.

Geçenlerde kendisine bunun doğruluğunu sorduk.

- Evet, ben 3.5 yaşımda konuşmuşum, dedi.

Hâlâ konuşuyor. Üstelik güzel de konuşuyor. Söylediğini dinletiyor.

KIRKLARELİ

CHP, Kırklareli örgütünde 164 üyeyi partiden ihraç etti.

Yönetimin aldığı karara İl Disiplin Kurulu’nun uymadığı...

Ancak il örgütünün ihraçlarda ısrar ettiği söyleniyor.

Gerekçe... Bu üyelerin yerel seçimde mevcut belediye başkanı Mehmet Kesimoğlu’nu desteklemiş olması. Bilindiği gibi, Kesimoğlu Muharrem İnce’yi desteklediği için aday yapılmamış, bunun üzerine bağımsız adaylığını koymuş ve kazanmıştı.

Komplekse kapılarak Kesimoğlu’nu aday yapmayan ve CHP’nin seçimi kaybetmesine yol açan CHP yönetimi kendi yanlışını böyle örtmeye çalışıyor.

ROMA

Özellikle TRT konusu geçtiğinde söyleniyor.

TRT personelleri deniyor. Personel Fransızcada zaten çoğul bir sözcük.

Personeller demeye gerek yok.

Bir devlet yetkilisinin ağzından da “personeller” sözünü duyunca İmparator Sigismund’un (1368- 1437)sözlerini anımsadık.

Latince bir sözcüğü yanlış telaffuz edince çevresindeki kardinallerden biri düzeltme ihtiyacı duymuş. Sigismund’un cevabı:

“Ben Kutsal Roma İmparatoru’yum, gramer kurallarının üzerindeyim” olmuş...