HADO problemi!

Türkiye’de demokrasinin hangi dürüstlük ve vicdan ölçüleri içinde işlediğine örnek mi istersiniz. İşte size HADO...

Hataylı turizmciler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları bölgenin kalkınması için kafa yordular. Sonunda Hatay-Mersin-Kıbrıs-Lübnan arasında deniz otobüsü çalıştırmanın faydalı olacağını tespit ettiler. Talepler üzerine Hatay Belediyesi harekete geçti, Yunanistan’dan 3 milyon 750 bin euro’ya 300 kişilik bir deniz otobüsü satın aldı. HADO adlı şirket kuruldu. Deniz otobüsü üç ay önce Hatay’a getirildi.

Ve üç aydır kıyıya bağlı duruyor.

Sebebini Hatay Deniz Otobüsleri işletmesi (HADO) Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Bozkurt anlatıyor:

“Bu gemi için halktan yoğun bir talep vardı. O nedenle, Belediye Meclisi’nin sadece CHP’li üyeleri değil, diğer üyeleri de şirket kurulmasına evet dedi. Ancak karşımıza umulmadık biçimde liman problemi çıktı. Liman başkanlığı talebimizi reddetti. Ardından Limak’ın iskelesi için başvurduk. Oradan da ‘hayır’ yanıtını aldık. İskenderun-Arsuz arasında kullanılmayan bir balıkçı barınağı var. Orasını istedik, ona da Tarım Bakanlığı izin vermedi.”

Hatay’da kime sorsanız aynı şeyi söylüyor...

- İktidar CHP’li belediyenin başarılı görünmemesi için limanları kapattı... Belediye yeni liman inşa etse bile başka zorluk çıkarılacağına herkes emin. Sonuç mu? Belediye gemiyi satışa çıkarmaya hazırlanıyor…

Biz de okulluyduk!

MHP Milletvekili Hidayet Vahapoğlu, devlete ait bir anaokulu tarafından öğrenci velilerinden istenen malzemeyi tivitırda yazdı... 5 kilo sabun, 24 tuvalet kâğıdı, 24 paket peçete, sanayi tipi paspas, çöp torbası, bulaşık süngeri vs... Toplamı 400 lira tutuyormuş...

Bizler ilkokulu 1950’lerde okuduk...

Adam başına milli gelir o yıllarda 400 dolar civarındaydı. Ülke fakirdi. Bendeniz ilkokulu 1948-53 yıllarında Kumkapı, Bulgurlu, Altunizade gibi fakir semtlerde okudum... Bu okullarda velilerimizden tek kuruş istenmedi. Odun kömürden tebeşire kadar her şeyi devlet karşılardı.

Çünkü Cumhuriyet Türkiye’sinin önceliği çocuklarını okutmaktı...

Gelecek nesillerin eğitimi her şeyden önemli görülüyordu.

FELSEFE

Bu yıl üniversitelerin felsefe bölümlerinin yüzde 56’sının boş kaldığı anlaşıldı.

Neden böyle? Bir sebep; felsefe öğretmenine ihtiyaç çok azaldı. Liselerde sadece 10 ve 11. sınıflarda haftada 2’şer saat felsefe dersi okutuluyor. O yüzden felsefe öğretmenine talep çok az... İkinci sebep... Fazla düşünmenin bazılarına göre faydadan çok sakınca doğurması!

Nedir felsefe? “Bağımsız ve özgür düşünce” ile ilgili her şey.

SOÇİ

CHP’nin dış politikayla ilgili Genel Başkan Yardımcısı Ünal Seçkinöz bizim de kafamızı kurcalayan soruyu seslendirmiş basın toplantısında:

- İdlib’den ayrılan radikal gruplar nereye gidiyor?

Türkiye malum Soçi’de, İdlib’deki radikal grupları tampon bölgeden çıkarma ve ağır silahlardan arındırma sözünü vermişti.

Radikallerin nereye gittiği belli olmadığı gibi, silahları kime teslim ettikleri veya edecekleri de açıklanmadı.

Radikal gruplar Suriye’de kalamayacakları gibi, Türkiye dışında gidebilecekleri ülke de bulunmuyor.

Yoksa bize misafirliğe mi geliyorlar? Merak bu!

HAZIR

Kanada vatandaşı bir elektrik mühendisiymiş... Adı John Turmel imiş. Saplantısı belediye meclisi üyeliği imiş. 1979 yılından beri her seçimde adaylığını koyuyor, hepsinde kaybediyormuş. Şimdiye kadar tam 95 seçim kaybetmiş. Ama azminden bir şey kaybetmemiş, şu sıralar 96. seçimine hazırlanıyormuş.

Bizim de bu alanda bir şampiyonumuz var. Ama bizimki çok gerilerde. Şimdiye kadar 9 seçim kaybetti. Şu sıralarda 10. seçimi kaybetmek için hazırlık yapıyor.