Hani enkaz yoktu!

AKP’nin tartışma gündeminde nedense “işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk” yok.. Ya ne var? Bol bol “CHP, MHP, 28 Şubat, 12 Eylül, İsmet İnönü, Atatürk” var.
Oysa ne demişti Başbakan iktidar için kolları sıvarken?
Kendisine 19 Kasım 2002 tarihli konuşmasını aynen aktarıp anımsatalım:
“Artık bizim ne olumsuzlukları, ne geri kalmışlığı, ne açlığı ve işsizliği başkalarına yüklemeye ne de enkaz devraldık diyerek kendimizi avutmaya hakkımız yok. Bu dönem bitmiştir. Değil mi ki nasıl bir Türkiye devraldığımızı halkımız biliyor. Değil mi ki halkımız maruz kaldığı açlıktan, işsizlikten, horlanmaktan kurtulmak için, ülkenin içine düştüğü kaostan çıkması için yaşadığı ağır ekonomik, sosyal ve yönetim krizinden kurtulmak için oy kullandı.”

Başvekil İsmet’e...
CHP camileri ahır yaptı... Yıktırdı yerine hamam yaptırdı, muhabbeti Meclis kürsüsünden en üst düzeyde sürdürülürken bir Atatürk notu... Atatürk, Konya gezisini sürdürürken 21 Şubat 1931’de Başvekil İsmet Paşa’ya şu telgrafı gönderiyor:
“... Konya’da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabi içinde bulunmalarına rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakiki mimari şaheserleri sayılacak kıymette bazı mebani vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alâeddin Câmii, Sahip Ata Medrese Camii ve Türbesi, Sırçalı Mescit ve İnce Minareli Cami derhal ve müstacelen tâmire muhtaç bir haldedirler. Bu tâmirin gecikmesi ve âbidelerin kâmilen indirasını mucip olacağından evvelâ asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kâffesinin mütehassıs zevat nezaretiyle tâmirinin temin buyurulmasını rica ederim...”

Aile Bakanlığı’nın araştırmasına göre Türk halkının yüzde 44’ü hiç kitap okumuyormuş.
Böyleleri kullandıkları oylarla ülkenin canına okurlar!
Fahrettin Fidan

İnsancıl gelişmeme...
Toplumların gelişme düzeyini gösteren “İnsani Gelişme Endeksi” adı verilen bir ölçüm var. Bu endeks tüm ülkeler için yaşam uzunluğu, okur yazar oranı, eğitim ve yaşam düzeyi gözönüne alınarak hazırlanıyor. Bir ülkenin gelişmiş, gelişmekte olan ya da gelişmemiş bir ülke olduğunu; bunun yanı sıra ekonomisindeki etkinin yaşam niteliğini ne düzeyde etkilediğini gösteriyor. TÜİK’in yaptığı ve siyasetçilerin dillendirdiği hesaplamalara bakarsanız ülkemiz gelişme ve kalkınmada sürekli gelişiyor. Ancak örneğin İnsani Gelişme Endeksi bu saptamaları doğrulamıyor.
Okurumuz Hakan İnangil, Alman Wikipedia sayfasından aldığı bilgiyi postalamış.
Türkiye insani gelişme endeksinde 2011 yılında 92’nci sırada...
Ve bir yıl öncesine göre 9 sıra gerilemiş durumda.
Aynı sıralamada Libya 64 (işgalden öne), Ermenistan 86, İran 88. sırada...

Soru: 21. yüzyıl Türkiye’sinde din unsurunun siyasette hâlâ etkin olması neyi gösterir?
Yanıt: Din ticaretinde müşteri olmaya yatkın vatandaş sayısının hâlâ bol olduğunu...
Haldun Ertem

Türkiye 24 Nisan 1915 Ermeni Soykırım gününde “katil” ilan edilirken;
25 Nisan 1915 Anzak gününde Avustralya ve Yeni Zelanda tarafından “kahraman” ilan ediliyor...
Bir günde ne çok şey değişiyor!
Gülhan Elmas

İTİRAZ
AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, yaptığı yazılı açıklamada, Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar’ın göreve gelir gelmez üniversitede kıyıma başladığını söylüyor...
Baskıcı bir anlayışla yüksek okul müdürleri, rektör yardımcıları ve bölüm başkanlarının bir gecede görevden aldığını, ekliyor.
İki soru: Üniversite Sayın Canikli’ye mi bağlı?
İkincisi... Rektör Attar’ın kendisinden önce 2 oyla 2 yıl rektörlük yapmış olan Yılmaz Can’ın kadrosuyla çalışmak gibi bir zorunluğu mu var?

REİS
Siyasette Koca Reis namıyla maruf Sadettin Bilgiç yaşama 92 yaşında veda etti.
Bilgiç’in siyasetçilere örnek olacak tarafları var mıdır, bilemeyiz. Konumuz değil.
Ancak Bilgiç, diabet hastalarına mutlaka örnek olmalıdır.
Sadettin Bey’i bundan yaklaşık 20 yıl önce tanıdık.
Sohbet sırasında şeker hastası olduğunu öğrendik.
Acaba şekerini kontrol altında tutuyor muydu?
Parmaklarını gösterdi...
- Bakın parmaklarım delik deşik, dedi, her sabah kontrol ederim..
Sadettin Bey normalden fazla kiloluydu.
Anlaşılan kiloları verememişti. Ama şeker konusunda titizdi.
Her gün iki kez şekerini ölçer gıdasını buna göre ayarlardı.
Bir şeker hastasının 92 yıl yaşaması önemlidir. Başarıdır.
Sadettin Bey bu alanda siyasete göre daha başarılı olmuştur. Rahmetle...

UTANÇ
YENİ Şafak gazetesine bir röportaj veren İshak Alaton şöyle demiş:
“TÜSİAD üyesi işadamları 28 Şubat’ta muhtıra verildikten bir gün sonra Ankara’ya gidip askerlere saygılarını ilettiler. Hiç vakit kaybetmediler. Bunu yaşadık. Utanç verici bir olay.”
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Bülent Ecacıbaşı’na telefon açarak “Var mı böyle bir durum?” diye soruyor.
Eczacıbaşı’nın yanıtı:
“Sözünü ettiğiniz röportajı okuduktan sonra İshak Alaton’u aradım. Kendisine ‘böyle bir şey oldu mu İshak Bey?’ diye sordum. Kendisi bana ‘röportajda öyle söyledim ama bu bir dil sürçmesiydi’ dedi. Hatta kendisi adına bunu yalanlayabileceğimi söyledi”.
Bu bir dil sürçmesi mi işadamlarını ihbar denemesi mi?
Hangisi?..