Bu hafta kütüphane haftasıydı... Çoğumuzun haberi olmadı! Anadolu’dan çaresiz öğretmenler her gün bizlerden kitap isterken... Batı’daki okulların öğretmenleri internet geliştikçe çocukların kütüphaneden uzaklaştığını anlatırken... İnternet ne kadar gelişirse gelişsin kütüphanenin yerini tutar mı?
Sizi İzmir’e Milli Kütüphane’ye davet edelim...
Bugün içinde 5000 adet el yazması kitap vardır.
Matbaanın mucidi Gutenberg’in ilk baskılarından örnek bulunur...
Osmanlı’da matbaayı ilk kullanan İbrahim Müteferrika’nın ilk baskıları da var.
Victor Hugo’nun kimi eserlerinin ilk baskısı bulunur...
Araştırmacılar, 1912 yılından bu yana İzmir basının tümünü ve ulusal basını bu kütüphanede bulabilir...
Adı ‘Milli’dir ama o hâlâ bir ‘Vakıf’ kuruluşu olarak çalışmaktadır. Devletten tahsisat almaz... 1912 yılında İzmir de yaşanan aydınlanma ve Türkçülük hareketinin bir ürünüdür... Yıllardır kiraya verdiği Opera binası (Eski Elhamra Sineması) geliriyle, zaman zaman İl Özel İdaresi, Belediye gibi yerel yönetimlerin destekleriyle ve bilinçli İzmirlilerin bağışlarıyla hizmet verir. Araştırmacılardan, öğrencilerden ücret almaz.
Kişisel katkı ve çabalarla yürüyen İzmir Milli Kütüphanesi müthiş bir özveri örneğidir.
Aydınların katkısına her zaman ihtiyacı vardır...

 


MOLA
Sevgili okurlar, izninizle 1 hafta izin yapmak istiyoruz. Tekrar görüşmek üzere...

 

* Lagendijk eniştemiz 2009 Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılmayıp Türkiye’ye yerleşmeyi düşünüyormuş. Buyursun... İşi de hazır zaten...
Erdoğan’a danışman...
Haldun Ertem

 

Fabrika
İlan şaka değil, son derece ciddi:
“Ankara Esenboğa Havalimanı’nın yanında 5.000 m2 kapalı alan üzerine 5 yıl önce orta ölçekli bir Amerikan kapı ve mutfak üretim tesisi (Egesan) kurdum. Eksik sermaye ve piyasanın düzensizliği yüzünden firmam eridi. Yaklaşık makine parkı değeri 500.000 YTL olan fabrikamı HİÇBİR BEDEL TALEP ETMEKSİZİN, evet doğru duydunuz, bedel talep etmeksizin sırf işçilerimiz işinden olmasın düşüncesiyle işletmeci bir şahsa devretmek veya ortak olmak istiyorum. Piyasa borcu da olsa olsa 60.000 YTL civarında. TURGUT...  0533 398 76 43.

Evlilik
Melih Cevdet’e sormuşlar “Evlilik nedir?” diye.
Eskiden demiş, kız tarafıyla oğlan tarafının ailesi bir araya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü.
Tabii o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi.
O yüzden buna “evlenmek” denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, o yüzden artık “evlenmek” yerine “katlanmak” demek daha doğru olur.

* Üniversiteli gençlerin hazırladığı Politika dergisinin 1. sayısı çıktı. İnternetten de  okuyabilirsiniz: “http://politikadergisi. blogspot.com”...  İlginize...

Tırtık
Banka tırtığı başlıklı dünkü yazımıza okurlarımızdan pek çok katkı geldi. Bu okurlarımızdan Cihan Çakır diyor ki:
- “Banka müşterileri yazınızda belirttiğiniz gibi, habersiz bir şekilde sigortalanıp hesaplarından deyim yerindeyse para çalınmaktadır. Önce teklif gibi bir poliçe yolluyorlar akabinde 1 dakika içinde sigortalanmış oluyorsunuz.
2007 senesi içinde 2 kez ve bu sene 1 kez bu işlemi fark edip yapılan sigortayı iptal ettirdim. Ama hesap detaylarını incelemeyen milyonlarca insanımız bu paraları tıkır tıkır ödüyor. Müşteri bu sigortadan habersiz olduğu için, ödemeyi hak ettiği zaman da ondan yararlanamıyor...”
Okurumuz durumu BDDK’ya bildirmiş...
Buradan bankacılığın inceliklerini(!) bilen okurlarımıza çağrı yapıyoruz...
Lütfen bize bilinçsiz müşterilere uygulanan gizli ve açık para tırtıklama yöntemlerini bildiriniz. İzin dönüşü bunları yazalım. Tüm banka müşterilerini uyandıralım...

Hattuşa surları
Türkiye’de biz duymadan görmeden de güzel şeyler oluyor... Kimi zaman duymamak bizim özrümüz tabii... Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün öncülüğünde Hattuşa’da Hitit surlarının bir bölümü yeniden inşa edilmiş. Konudan iki hafta önce bu surlarla ilgili kitabın dağıtım kokteylinde haberdar olduk. Hattuşa kent surunun uzunluğu  6.6 kilometre imiş. Bunun yüzde 1’lik kısmı, yani 65 metrelik bölümü, Hititler’in kullandığı yöntemlere sadık kalınarak, gerçek boyutlarında, yeniden yerine konmuş. Alman Arkeolog Jurgen Seeher başkanlığındaki çalışmalar 4 yıl sürmüş... Yaklaşık 900 bin dolar tutan masrafı JTİ (Japan Tobacco) tarafından karşılanmış.
Kitap tanıtımı sırasında JTİ Başkanı Bilgehan Anlaş, önümüzdeki mayıs ayından itibaren sigara ile ilgili yeni yasa gereği bu tür sponsorlukların biteceğini anlattı. Sigara reklamlarına her zaman kesinlikle karşıyız. Ama bu tür sponsorlukların reklam etkisiyle diğer etkileri yan yana konup tartışılabilir.
Hititler bu topraklarda 3700 yıl önce yaşamışlar. Hattuşa onların hem dini, hem resmi başkentiymiş. Meydana getirdikleri görkemli anıtlar hâlâ duruyor. Bir kısmına da geçenlerde Berlin Müzesi’nde tesadüf etmiştik. Bize dağıtılan kitapta Hititlerin taşları kırmadan delmek için matkap kullandığı anlatılıyordu. İçi boş bir bronz boru taşın üzerine yerleştiriliyor, üzerine ağırlık konuyor, iki kişi tarafından iple sağa sola döndürülüyor. İşlemi hızlandırmak için borunun temas ettiği yere kuvars kumu dökülüyor, böylece taş üzerinde halka biçimli bir kesik oluşuyor. İçindeki yuvarlak taş kırılınca delik ortaya çıkıyor..
Üzerinde yaşadığımız topraklar uygarlıkların doğduğu, büyüdüğü topraklar... Onlardan bize nice eser kalmış. Bizden geleceğe ne kalacak acaba?

Etiketler