Kaçak yurtlar...

Eklenme Tarihi15.04.2016 - 2:30-Güncellenme Tarihi14.04.2016 - 23:03

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Karaman’daki tecavüz olayları üzerine yaptığı konuşmalarda kaçak yurt ve evlerin sayısının 10 binden fazla olduğunu söylüyor. 
Bu noktaya nasıl gelindi? Kaçakların önündeki son engel nasıl kaldırıldı?
Üç yıl önce nisan ayında Meclis’ten bir yasa çıkıyor. Bu yasa gazete manşetlerine şöyle yansıyor:
“Kaçak Kuran kursları başta olmak üzere kanuna aykırı eğitim kurumu açanlar Türk Ceza Kanunu kapsamından çıkarıldı ve hapis cezası kaldırıldı.”
Bu madde, yasaya aykırı eğitim kurumu açanlara ve işletenlere 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası verilmesini öngörüyordu. 
Yeni yasayla artık izinsiz açılan her türlü eğitim kurumu hakkında adli soruşturma yapılmayacak, bu kurumları açıp işletenlere hapis cezası verilmeyecekti.
Oysa kaldırılan madde iyi kötü işlemiş, 2009’da 58, 2010’da 31, 2011’de 33 ve 2012’de 46 kişi mahkum edilmişti.
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, yasa görüşülürken şöyle konuşuyor:
“4+4+4 ile başlattığınız eğitimi dönüştürme projesine son noktayı koymaktasınız. Bu maddeyi kaldırdığınız zaman kapısını açacağınız tekkeler ve zaviyelerle siz İslam’ı öldürmenin projesini yazıyorsunuz. Sapkın dinsel gruplara hizmet edecek okulların kapısını açıyorsunuz. Dipsiz ve karanlık kuyulardaki tarikat okullarının kapısını açıyorsunuz...”
Nur Serter ne dediyse üç yıl içinde gerçekleşmiş oluyor.

DOK

İktidar dokunulmazlıkları neden kaldırmak istiyor? 
Cevap: Terörü savunan ve öven vekilleri yargının önüne çıkarmak için... Peki tek maddelik anayasa değişikliği ile bu amaç gerçekleşir mi? CHP’li Ömer Süha Aldan, “Hayır” diyor:
- Çünkü bu iktidarın iki yıl kadar önce çıkardığı 6551 sayılı yasanın 4. maddesine göre milletvekilleri ve iktidarın verdiği talimatları yerine getiren bürokratlar hakkında 
“Çözüm sürecindeki söz ve faaliyetlerinden dolayı hukuki, cezai hiçbir soruşturma yapılamaz.” Milletvekili, ‘Ben çözüm süreci başarıya ulaşsın diye PKK’yı savundum” dediği an iş biter. 
- O zaman dokunulmazlık neden kaldırılıyor?
- Cumhurbaşkanını eleştirenleri yargılamak, eleştirileri durdurmak için. 
Fezlekelerin çoğu Cumhurbaşkanına hakaretten düzenlenmiş durumda.

Savcı Bharara: “Türkçe öğrendiğim ilk kelime adalet” diyor. 
Bravo! 
50 yıldır Türkçe konuştuğu halde hâlâ bu kelimeyi bilmeyenler var! 

Akif Kökçe

NİSAN

Meclis Başkanlığı 23 Nisan resepsiyonunu terör bahanesiyle iptal etti.
Milli bayramları sönükleştirmek için elinden geleni yapan, milli günlerde hasta olan iktidar mensupları, zaman zaman da şehitleri bahane ederek erteleme yapıyor.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel konuyu sorduğumuzda şöyle demişti:
“Böyle bir konu Meclis Başkanlık Divanı’na getirilmedi. Meclis Başkanı İsmail Kahraman, kendi kafasına göre böyle bir karar almışsa onu yok sayarız...”
CHP bu kararı yok sayarsa ne yapacak? 23 Nisan akşamı Meclis’te veya Meclis dışında bir salonda 23 Nisan resepsiyonu mu düzenleyecek? Yoksa yutkunup arkasını mı dönecek?

Bir defacıktan...

Neymiş? AKP’nin dokunulmazlıklarla ilgili getirdiği teklif Anayasa’ya aykırıymış ama buna rağmen teklife evet diyecekmiş... Çünkü demokrasi ve hukuk adına bir bedel ödenecekse onu ödemeye hazırmış.
Turgut Özal, “Anayasa’yı bir defacık çiğnemekten ne çıkar” demiş, bu sözüyle de tarihe geçmişti. Görünen o ki Kemal Kılıçdaroğlu’nu da yukarıdaki lafı pardon gafı “tarihe geçirecek”...
Anayasa’yı bile bile, göz göre göre kasten çiğniyorsunuz ama gerekçeniz son derece ulvi: Demokrasi ve hukuk adına bedel ödemek!
“Bu aklınla sen çok yaşa emi Kemal Bey” diyelim ve getirilen teklifin Anayasa’ya hangi açılardan aykırı olduğuna geçelim.
Bir; Dokunulmazlığı kaldırılmak istenen milletvekillerinin Anayasa’ya ve Meclis İçtüzüğü’ne göre, gerek Anayasa ve Adalet karma komisyonunda gerekse Genel Kurul’da kendilerini “savunma hakları” var. Teklif, sadece bu değişiklikle sınırlı olmak üzere söz konusu hakkı yok sayıyor.
İki; Anayasa’nın bir maddesi, geçici bir maddeyle baypas ediliyor. 
Üç; bu değişikliğin yürürlüğe girmesinden bir gün önce ve bir gün sonra aynı suçtan haklarında fezleke düzenlenmiş milletvekillerini farklı uygulamaya tabi tutuyor. Bir gün sonrakinde dokunulmazlığın kalkması için milletvekilliğinin sona ermesini beklerken, bir gün öncekinde bunu yok sayıyor. Bu da Anayasa’nın eşitlik ilkesinin açıkça ihlali demek.