Kandil biliyordu!

PKK’nın Avrupa’daki yayını Yeni Özgür Politika gazetesinde “Hüseyin Ali” mahlasıyla yazan PKK’nın Kandil’deki liderlerinden Mustafa Karasu, Ankara’daki bombalı saldırının istihbaratının bir hafta önceden Kürt siyasetçilere geldiğini söyledi.

Kandil bu istihbaratı anında HDP’ye aktarabilir, miting iptal edilebilirdi. Neden bu yapılmadı?

Sendikacı Ahmet Şentürk’ü dinliyoruz:

“Onlarca miting organize etmiş bir arkadaşınızım. Örneğin 1996’da Kızılay Meydanı’nda 150.000 kamu çalışanının 36 saat süreli eylemini yönettim. Bu tarz etkinlikleri düzenleyen örgütler katılımcıların her türlü lojistik ve güvenlik önlemlerini alırlar. İşi zaten muhalifi oldukları iktidarın insiyatifine bırakmazlar. Bu DİSK, TTB, TMMOB ve KESK gibi örgütlerde geleneksel işleyiştir.

Görüntüden izliyorum; sakallı biri megafonu kapmış, ’HDP’liler bu tarafa’ diye anons ediyor. Yönlendirdiği yerde az sonra malum olay gerçekleşiyor. Kimdi bu sakallı? Bu kitle bu kadar sahipsiz mi?

Suruç ve Ankara, ikisinde de düzenleyiciler gaflet ve dalalet içerisindedirler. Bunun özeleştirisi mutlaka yapılmalıdır.”

Evet... 1 Mayıs gibi etkinliklerde güvenliği tamamen kendi elemanlarıyla sağlayan, bu konuda çok deneyimli DİSK gibi kuruluşlar bu duyarlığı Ankara’daki mitingde neden göstermediler? Sormalı...

Saygısız duruş!

Konya’daki Türkiye - İzlanda maçında saygı duruşunu önceki akşam “Saygısız duruş”a çevirdik! Zaten saygılı başlayıp saygılı biten bir tek “Saygı duruşu” hatırlıyor musunuz? Ya bazıları ayağa kalkmaz... Ya birtakım kendini bilmezler duruş sırasında slogan atar... Ya ıslık çalar...

Lütfen bir an için kendinizi önceki akşam o stadyumda saygı duruşu yapan İzlandalı teknik adamlar ve futbolcular yerine koyunuz. O tekbir seslerini, o ıslıkları duyduklarında ne hissetmişlerdir acaba?

Bu halkın birbirine ve ölülerine saygısı yok, diye düşünmemişler midir?

Ankara’da patlak verdiği anda yekvücut olmamız gereken bir terör olayının arkasından siyasiler arasında başlayan tartışmalar, abuk subukluklar, siyasi rant elde etme hevesleri elbet halka da yansıyacak, farklı tepkilerin kaynağı olacaktı. Nitekim o oldu. Ankara’daki aymazlık Konya’ya kadar uzandı.

Ayrıca saygısızlık sadece“Saygı duruşları”nda mı? Dinci bir gazete değerli sanatçımız Levent Kırca’nın vefat haberini iki gün önce “Alkolik Tiyatrocu öldü” başlığıyla vermedi mi?

Bazıları dindar ve kindar olmayı öylesine içselleştirmiş, affetme güdülerini öylesine kaybetmişler ki, insanların ölmesi bile kin ve hırslarını bitirmiyor. İntikam peşinde koşmaya devam ediyorlar. Ve bunu din adına yapıyorlar! Yazık bu ülkeye...

MİZAH

Bu hafta kaybettiğimiz büyük sanatçı Levent Kırca’yı Uğur Dündar, ölümüne yakın hastanede ziyaret ediyor... Kırca bakın hayatının son anlarında Uğur’a neler anlatıyor:

“Bu iktidar beni reyting kanallarında çalıştırmadı. Nereye gitsem önümü kesti... ‘Devlet Sanatçısı’ unvanını bu iktidar geri aldı...”

Son sözleri hepsinden ağır:

“Biliyorsun beni zindana atabilmek için bir hakaret davası uydurup, hapis cezası verdiler. 2 yıldan az olsa cezaevine girilmiyor. Sırf içeri gireyim diye 2 yıl 2 ayı uygun gördüler… Ama onların istediği gibi olmayacak. Ben burada öleceğim!”

Levent Kırca’nın suçu mu neydi? İktidarı mizah yaparak eleştirmek!

IŞİD’li canlı bombaları eylem yapmadan yakalamak yasakmış!

Malum!

PKK açılımı sırasında da PKK’lı teröristleri yakalamak yasaktı!

???

IŞİD saldırısında ölenler için Konya’da yapılan saygı duruşunda tribünlerden ıslık sesleri yükseldi.

IŞİD’i uzaklarda aramayın, IŞİD içimizde…

Akif Kökçe

KKTC

Öylesi kaos içine düşürüldük ki, KKTC’deki gelişmeleri konuşamıyoruz bile.

Bir süredir Türkiye’nin garantörlük hakkının kaldırılması konuşuluyor. Rum Meclis Başkanı Omiru Yannakis barış şartı olarak ayrıca: “Türk ordusu çekilsin, Türkiye’den gelenler geri dönsün” diyor.

Son habere göre ise: KKTC’nin Türk Lirası’ndan çıkarak, AB para birimi euro’ya geçişi için teknik çalışma başlatılmış.

KKTC’yi adım adım Türkiye’den koparıyorlar...