Korku ülkesi...

Eklenme Tarihi20.11.2008 - 1:46-Güncellenme Tarihi20.11.2008 - 1:48

Ergenekon davasında 17,5 aydır tutuklu olan Mahmut Öztürk, tahliye edildikten sonra konuşuyor:
- 17,5 aydır ilk kez yargıç karşısına çıktım...
Türkiye’de gözaltı süresi 2 - 4 gündür.. Fakat istenirse görüldüğü gibi bir sanık 17,5 ay hakim karşısına çıkarılmadan hapis yatırılabilmektedir...
Kuddusi Okkır 1 yıl hapis yattı, suçunu öğrenemeden demir parmaklık ile hastane arasında can verdi.
Ordu yönetmiş bir general.. Orgeneral Tolon 4,5 aydır suçunu bilmeden hapiste yatıyor.. Hakkındaki iddianame bir türlü hazırlanamıyor. Birlikte tutuklanan Orgeneral Eruygur ise ölümle pençeleşiyor...
Amaç belli; Bu insanların şahsında tüm muhaliflere gözdağı vermek...
Davanın başsavcsı da ilan edildi: Başbakan Erdoğan...
Ergenekon sanıkları gözaltına alındıklarında AKP yandaşı basına sızdırılan asılsız haberlerle halka suçlu gibi teşhir edilmişlerdi. Kamuoyunda mahkum edildiler. O insanlar şimdi savunmalarını yapıyor. Yandaş basın oralı bile değil. Etik, ahlak, ilke, izan, insaf, hak getire...
Bu ülkede birkaç hafta önce suçu sadece dergi satmak olan bir genç adam, emniyet ve hapisanede yediği dayaklar sonucu öldü. Unutuldu...
Milliyet’in dün manşetten duyurduğu; Yargıç ve Savcılar Derneği YARSAV’ın hakim kararıyla dinleniyor olması, ülkede suçlulardan önce muhaliflerin izlendiğine inanmayanlara son örnek...
Barolar ve hukuk kurumları ürkek ve çekingen... Sözde demokratlar suskun. Enteller kayıp.
Korku bütün ülkeye egemen oldu...

 

Obama, Abdullah Gül’e telefonda, “Türkiye’ye ve Türk halkına hayranım”demiş.
Barack işe pohpohlayarak başladığına göre bizden çok şey isteyecek anlaşılan...
Haldun Ertem

 

Yargıtay sürprizi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yeniçağ gazetesinde 14 Mayıs 2004’te çıkan yazısında kendisine “pervasız kabadayı” dediği için yazar Altemur Kılıç hakkında Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açıyor. Mahkeme  Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osman Tığraklı ve Altemur Kılıç’ı 10.000’er YTL tazminat ödemeye mahkûm ediyor. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararı bozuyor... Davanın dönüp geldiği 14. Asliye Hukuk Mahkemesi de bu karara uyuyor...  Böylelikle “pervasız kabadayı” demenin suç olmadığı hususunda bir nevi içtihat oluşuyor. Altemur Kılıç da aklandığını sanıyor. Ne var ki avukatlara verdiği vekaletnamede, bir şekil hatası olmuş, bu yüzden Yargıtay’ın bozma kararına Altemur ağabey dahil  edilmemiş!  Erdoğan’ın avukatları bundan yararlanarak Altemur Kılıç’ı faizleriyle birlikte 20.000 YTL’yi aşan tazminat ödemeye mahkum ettiriyor... Kılıç’ın avukatları tekrar Yargıtay’a gidiyor... Yargıtay 4. Dairesi, bu defa “yargılamanın iadesi” davasını reddediyor...
Ve suç sayılmayan suçtan dolayı Altemur Ağabey’in emekli maaşının yatırıldığı banka hesabına haciz konuyor... Bu nasıl iş?

 

Yeni bir müze
Türkiye’nin tarih merkezi Sultanahmet yeni bir müze kazandı... Marmara Üniversitesi’nin Sultanahmet’teki eski merkez binasının alt katı birkaç hafta önce Cumhuriyet Müzesi’ne dönüştürüldü... Önceki akşam Sayın Rektör Necla Pur’un davetiyle müzeyi gezdik. Hayli önemsiz bir yatırımla (500 bin YTL kadar) hayli önemli bir eser ortaya çıkarılmıştı. Marmara gibi dev bir üniversiteyi başarıyla yöneten Rektör Prof. Necla Pur’u bu yeni zarif girişiminden dolayı yürekten kutladık. Müzenin beyaz duvarlı, beyaz mermerli ana salonu Türk ressamlarının özgün baskı koleksiyonuna ayrılmış... Bir tarafta da sürekli sergilerin açılacağı galeri bölümü var. Burada ilk olarak müzenin kurulmasına en büyük katkıyı veren Prof. Hüsamettin Koçan’ın “Sona Gitti” sergisi düzenleniyor.
Ünlü İtalyan mimar D’aronco’nun imzasını taşıyan kendisi bizatihi müze niteliğindeki tarihi bina, Sultanahmet’te, turistlerin en çok gelip geçtiği noktada yer alıyor... Prof Hüsamettin Koçan diyor ki:
- Buradaki katkı, hâlâ ulusal sınırlar içinde sıkışmış olan sanatçımıza uluslararası bir izlenme alanı açacaktır. Sultanahmet, İstanbul’un derin tarihi belleğini bütün renkliliğiyle izleyicisine sunan bir mekân. Cumhuriyet sanatını katmak ve çağdaşlaşma serüvenini bu mekânda göstermek ayrıca anlamlıdır.
* * *
Söz açılmışken bir öneri... Atatürk Anadolu Medeniyetleri Müzesini 1921 yılında, daha Sakarya Savaşı sürerken kurdurmuş... Müzeyi ve müzeciliği Cumhuriyet’in temel direklerinden biri olarak ele almış...  Antalya Müzesi 1922, Sivas Müzesi 1923’te kurulmuş. Atatürk 1931 yılında Konya’dan İnönü’ye yazdığı mektuba:
“İstanbul’dan başka Bursa, İzmir, Antalya Adana ve Konya’da mevcut müzeleri gördüm...” diye başlar. Kadro ve uzman yetersizliğinden söz eder. Yurtdışına arkeoloji öğrenimine öğrenci gönderilmesini ister. Halet Çambel, Ekrem Akurgal gibi değeri bilim insanları başlatılan seferberlikte ilk gönderilenlerdir. Ne var ki bütün bunlar Atatürk’ün “rakısı” kadar bilinmez! Cumhuriyet Müzesi bu bilgilerin yeni nesillere taşınması için de bir araştırma merkezi görevi yapamaz mı?

Etiketler