Mülkiye 150. yıl

“Başka bir aşk istemez aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz”
Tıklım tıklım dolu salonda marş koro eşliğinde hep birlikte söyleniyor. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 150. yılı kutlanıyor.
SBF Dekanı Prof. Celal Göle, açış konuşmasında okulun tarihten bu yana gelen başarılarını anlatırken Mülkiye adını tekrar almak istediklerini kaydediyor. TBMM’de bu konuda bir yasa varmış bekleyen.
Okulun cephesine de şimdiden yazılmış
“Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye”
Mülkiyeliler Birliği Başkanı Ali Çolak, devlete donanımlı idareci yetiştirmeyi amaçlayan okulun kuruluşundan itibaren sisteme karşı bir ruh taşıdığını anlatıyor. Mülkiye’ye farklı ve örnek kimliğini kazandıran da zaten bu özgürlükçü ve devrimci ruhtur.
1898 yılı merasiminde şeker dağıtan okul müdürünün “Padişahım çok yaşa” nidasına eşlik etmeyen Mülkiyeli öğrencilerin tepkisi tarihteki ilk öğrenci başkaldırısıdır.
1915 yılında bütçeye para konmayarak okulun kapatılması da muhalif duruşuna bağlanır.
1950’lerde “Nabza göre şerbet veren aydınlardan olmayın” diyen Dekan Turhan Feyzioğlu bakanlık emrine alınır..
1960 yılı nisanında okul polis baskınına uğrar, kurşunlanır, iktidar tarafından kapatılır.
Başbakan Menderes’in “Duvarlarınızdaki kurşun izleri Mülkiye için kara lekedir” sözlerine Dekan Fehmi Yavuz’un verdiği “O kurşun delikleri Mülkiye’nin onurudur” yanıtı hâlâ bir efsane olarak dillerdedir...
Şanlı bir tarihin çocukları olan Mülkiyelilere dün olduğu gibi bugün de haksızlıklara ve ülkeyi tehdit eden tehlikelere karşı yılmadan mücadele görevi düşüyor. Yoksa vatanın gözyaşları dinmeyecektir...

Soru: Öcalan’ın İmralı’daki odası küçük mü?
Yanıt: Küçük...”Makam odası” dediğin daha büyük olmalı...
Haldun Ertem

İran, kaçak muhalifleri Türkiye’de de izliyormuş.
Bizimkiler İran gibi kaçırmıyor. Yakaladığını Silivri’ye atıp orada izliyor!
Fahrettin Fidan

Demokratik açılımın içinden Öcalan çıktı!
Uçurulan güvercinlere bakıp “Civciv çıkacak, kuş çıkacak ” diye sevinenler gerçeği görmüştür inşallah...
Gülhan Elmas

Rektör Taluğ’dan...
Ankara Üniversitesi Rektörü Profesör Cemal Taluğ, Mülkiye’nin 150. kuruluş yıldönümünde güzel bir konuşma yaptı... Konuşmada en çok alkış alan sözleri YÖK’le ilgili olanlardı...
Mekteb-i Mülkiye İstanbul’dan Ankara’ya 1935 yılının 6 Kasım’ında taşınmıştı.
Rektör Taluğ Mülkiye’nin talihsizliği bu tarihin aynı zamanda YÖK’ün kuruluş tarihi olmasıdır, dedi...
Daha sonra gülerek ekledi:
- Mülkiye’nin en büyük talihi de bir YÖK Başkanı çıkarmamış olmasıdır...

Hey gidi yıllar...
Mülkiye’nin kuruluş yıldönümünde ilginç bir mezun konuştu...
Yılmaz Mazlumoğlu, 1959 yılında Mülkiye’nin 100. yıldönümünde öğrenci temsilcisi olarak söz almış...
Önceki gün 150. yılda bu defa bir mezun olarak mikrofona çıktı...
1959 yılı, üniversitelerin suyunun elektriğinin kesildiği, Başbakan Menderes’in “Kara cübbeliler siyasete karışmasın” dediği dönem... Mazlumoğlu dedi ki:
“Bugün hâlâ üniversitelerin siyasetle uğraşmasına kötü gözle bakılıyorsa, üniversite kendi rektörünü ve dekanını seçemiyorsa, demokrasi yolunda bir arpa boyu yol almamışız demektir...”
O dönemde öğrencilerin bilim ve sanatla çok yakından ilgilendiklerini anlattı. Darwin’in bir sözünü aktardı;
- Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadıdır. Bunları kullanan toplumlar uçar, özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk...
İnek bayramında ünlü Oidipus oyununun bir uyarlamasını sahneler öğrenciler...
- Sınıflar çok soğuk tüllap (talebeler) çalışamıyor, der biri...
Öteki cevap verir:
- Hocaların odaları ısıtılıyor, onlar neden çalışamıyor?
Bu diyalogda hem mizah hem eleştiri vardır. Ama inek bayramları da zaten bir eleştiri ve özeleştiri bayramı değil midir?
Dekan Aziz Köklü ertesi gün öğrencileri dekanlığa çağırır... Korka korka giderler. Aziz Bey der ki:
- Oyun çok beğenilmiş, tebrik ederim, diğer hocalar da oyunu görmek istiyor, tekrar oynar mısınız?
Mülkiye 1935 yılında Ankara’ya taşındıktan sonra Atatürk okulu ziyarete gelir.
“Siyasal Bilgiler Okulu” adını Atatürk koyar.
O arada “Böyle mahalle arasında üniversite olur mu?” diye de söylenir.
Mazlumoğlu:
- Atatürk 10 yıl 20 yıl sonrasını görürdü, dedi, şimdikiler öğleden sonrasını göremiyorlar...
Yılmaz Bey sözü bağırıp çağıran siyasetçilere de getirdi:
- Değerli fikirleri, değerli malı olanlar bağırmazlar. Zerzevatçı bağırır ama kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. Düşünenler bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez. Düşünemeyenler ise hep kavga içindedir...

DİĞER YENİ YAZILAR