Müthiş Türk!

Müthiş Türk!

Melih Aşık


.Kazakistan petrollerini dünyaya "Müthiş Türk" pazarlayacak!
."Müthiş Türk"ten ABD Başkan adayına müthiş destek!
."Müthiş Türk", Türkiye'de trilyonluk yatırımlar yapmaya hazırlanıyor!
Sonu genellikle fos çıksa da, yukarıdaki türden "Müthiş Türk" haberleri zaman zaman gazetelerimizin manşetlerini kaplar ve hepimizi müthiş heyecanlandırır.
"Müthiş Türk"ün kim olduğunu anımsamışsınızdır herhalde? Hani şu genellikle Amerika'da yaşayan, Türkiye'ye her gelişinde bir umut bombası patlatan ama sonra birden kendisinden haber alınamaz olan Ali Rıza Bozkurt.
Bayram değil, seyran değilken Hazret'i neden sözkonusu ettiğimize gelince...Efendim, gururumuz, umudumuz bu müthiş insan, bir süre önce Ankara Bilkent'te şanına yaraşır "müthiş" bir yatırıma başladı. Küçük bir saray cesametinde, birkaç salonlu, birkaç banyolu muhteşem bir villa inşaatı...Hemen hemen bütün malzemeleri yurtdışından getirtilen, içinde altının bolca kullanıldığı, banyo ve mutfaklarındaki altın muslukların tanesinin 2 bin 500 dolar civarında olduğu, antika eşyalarla dolu, duvarları sim sırma el işlemeleriyle bezenmiş bu villanın inşaatı geçenlerde sona erdi. Ali Rıza Bozkurt ermiş muradına diyor ve sözü villanın sim sırma el işlemelerini yapan sim sanatçısı Naciye Mumcu' ya bırakıyoruz:
"Ben ve ekibim aylarca çalışarak villanın sim sırma işlerini yaptık, bitirdik. Ancak toplam 700 milyon lira alacağımızı 6 aydır bu müthiş Türk'ten tahsil edemiyoruz. Bizi sürekli atlatıyor, oyalıyor. Ali Rıza Bozkurt'tan alacağı olan yalnız biz değiliz. Villa inşaatında çalışan pekçok insan da bizim gibi parasını alamıyor. Hepimiz perişan durumdayız."
Trilyonlarla oynadığı söylenen Müthiş Türk'ün Ankara'da iş gördürdüğü insanlara 500 - 600 milyon gibi küçük borçlar takması ve aylarca ödememesi müthiş ayıp birşey. Kendisini bu borçları ödemeye davet ediyoruz.


Fenerli Okocha'nın antreman çıkışında yol açtığı "menfur" hadisenin gerçek nedenini (!) radyocu Cem Ceminay anlattı...
Ceminay'ın söylediğine göre... Okocha bir yanlış anlama sonucu hiddetlenmiş... Bu yanlış anlamayı ve olayın gelişimini Ceminay'dan dinleyelim:
- Efendim, biliyorsunuz gazeteciler fotoğrafını çekecekleri kişinin kameraya doğru bakmasını sağlamak için ismini söylerek seslenirler... Bu üzücü hadise öncesinde de gazeteci arkadaşlar, kız arkadaşıyla birlikte otomobile doğru ilerleyen siyahi futbolcunun dikkatini çekebilmek için birkaç kez ısrarla seslenmişler:
"O - kaça!.. O - kaça!.."
Ehh, tepki göstermesin de ne yapsın Okocha...


Dolmabahçe Parkı'nın üst kısmında, yıllar yılı iyod kokuları neşrederek durup duran belediye tuvaleti birden tarihe olan saygımızı anımsattı... hatta ayaklandırdı..! Bu tuvaletin 1859 yılında açılan ancak sonradan yanan Dolmabahçe Saray Tiyatrosu'nun bir parçası olduğu, bugün tuvalet olarak kullanılmasının tarihe karşı bir saygısızlık hatta cinayet olduğu yızılıp çiziliyor. Belediye bu yayınlardan etkilenip helayı kapatmış bulunuyor. Ve herhalde... Dolmabahçe ile ilgili kocaman bir kitap yazmış olan Çelik Gülersoy bu gelişmelere kıs kıs gülüyor.
Gülüyor çünkü bugün yerinde yeller esen Saray Tiyatrosu Dolmabahçe Camii'nin hemen karşısında imiş. Arada 15- 20 metre mesafe ya var ya yok. Bugün Saray parçası olduğu iddia edilen tuvalet ise tepede, neredeyse 100 - 150 metre yukarda. Belki yandıktan sonra viraneye dönen Saray'ın taşlarından yapılmış. Ama Saray'la ilgisiz. Tarihe saygı olumlu bir hassasiyet... Ama doğru bilgi ile desteklenmek kaydıyla...

Basında titiz bir izleme görevi yapan, Atatürkçü, laik, dürüst, onurlu yayıncılığı ve basın meslek ilkelerini savunan; iktidar yağcısı, iş takipçisi, dolandırıcı, din sömürücüsü gazeteci taifesinin korkulu rüyası olan "Kuva - yı Medya" dergisi 1 yaşına bastı. Yıldönümü dolaysıyla düzenlenen "Hasan Tahsin Gazetecilik Ödülleri" hafta sonunda Ankara'da dağıtıldı. En çok oy alan gazetecilerden 10'una ödülleri Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden tarafından verildi. Başta Uğur Mumcu'ya, onun ardından Cumhuriyet'ten İlhan Selçuk, Cüneyt Arcayürek, Hikmet Çetinkaya, Hürriyet'ten Oktay Ekşi, Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Kanal D'den Uğur Dündar, Milliyet'ten Hasan Pulur ve bize verilen ödüllerin dağıtım törenine son dakikada ortaya çıkan bir aksilik yüzünden katılamadık. Mesleğin yüz akı dostlarla mutlu bir geceyi paylaşamadığımız için üzüldük.
Ödüller ilk 10'a verildi ama "Hasan Tahsin ödülü"ne layık görülen gazetecilerin sayısı bu rakamı çok aşıyordu. Ahmet Taner Kışlalı'dan Deniz Som'a, Umur Talu'dan Ali Sirmen'e , Turhan Selçuk'tan Ercan Akyol'a, Fatih Altaylı'dan Gülçin Telciye ve Bahadır Tokmak'la Turgay Yıldız'a kadar daha 40 isim vardı listede.
Her türlü kirliliğe, yozlaşmaya, baştan çıkartıcı etkiye rağmen dürüst ve soylu çizgilerini koruyan meslektaşlarımızı burada saygı ve sevgi ile selamlıyoruz. En büyük saygıyı Uğur Mumcu'ya ayırarak...