Neden böyleyiz!

Türkiye’nin uzun süredir bilgisi sınırlı, anlayışı kıt, kentli kültürden uzak, nitelik fakiri politikacılar tarafından yönetildiği genel kanı... Bu yüzden ülke içinde hayat zehir oluyor, dışarıda itibarımız baş aşağı gidiyor.
Bu neden böyledir? Türkiye’yi neden kalitesizlik yönetiyor?
Gelin Bernard Lewis’in İslam’ın Siyasal Söylemi adlı kitabından bir bölüm okuyalım:
“Türkiye’de yazarlar, düşünürler, üniversite profesörleri ve işadamları dünyadaki benzerleri düzeyinde yetenekli, iyi eğitilmiş, deneyim sahibi kişiler olmalarına karşın siyasal sistem, bu insanları son derece etkin bir biçimde iktidardan uzak tutacak şekilde tasarlanmıştır.
Bunun doğal sonucu olarak da Türk demokrasisi engellenmiş durumdadır. Başka hiçbir ülkede eğitimli seçkinlerin düzeyiyle siyasal sınıfın düzeyi arasındaki fark, Türkiye ölçüsünde büyük değildir.
Onlarca yıldır Türkiye’nin önemli siyasal partileri bir tek kişi ya da kimi zaman işbirliği içindeki küçük bir grup tarafından yönetilmiştir. Bu kişiler ise kamu görevi için tek bir ölçütü kullanarak seçim yaparlar: ‘kör bir itaat’... Yalnızca dalkavuk kabul edilir, bağımsız düşünürlerden ölümcül salgın virüsü taşıyorlarmış gibi kaçılır. Yalnızca statükoya bağlı bir avuç soğukkanlı tutucunun egemen olduğu siyasal sistem böylece kemikleşmiştir...”
Sistem iç ve dış sermaye tarafından dayatılmış, niteliksiz politikacılarca benimsenmiş, kurumlaşmıştır. Çünkü ülkenin kolayca sömürülmesini mümkün kılmaktadır...

Güle güle otur

Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Klassis Otel taklidi dev binadan resmi mesajlarda bile “Saray” diye söz ediliyor. Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrat ülkenin “sarayda oturan” cumhurbaşkanı oluyor.
Amerika Başkanı bile sarayda oturmuyor... Biz “Beyaz Saray” diyoruz ama o mekânın esas adı malum; “White House” yani “Beyaz Ev”...
Gelelim Beyaz Ev’deki yaşama...
Amerikalı başkanlar ailece veya özel konuklarıyla yedikleri yemeğin parasını her ay kuruşuna kadar öderler.
Sadece yemekler de değil... Başkan ve ailesine verilen kuru temizleme hizmetinden, diş fırçası, diş macunu, temizlik ve parfümeri malzemelerine kadar bütün malzemenin ücreti de tahsil edilir. ABD Başkanı yılda 80 bin lira dolayında maaş alır. Parayı çok dikkatli harcamak zorundadır. Hillary Clinton Beyaz Saray’dan ayrıldıkları zaman, ‘borç içinde ve beş parasız olduklarını’ söylemiştir...
Beyaz Saray 18 dönüm arazi üzerine kuruludur. 132 odası vardır.
Ankara’daki Ak Saray, Beyaz Saray’ın en az 5 katı büyüklüktedir.
Söylemeye gerek yok Cumhurbaşkanı ve ailesinin tüm özel ve genel masrafını devlet karşılar...
Daha da komik olanı... Emekli Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve ailesi de, Erdoğan’ın izniyle, Cumhurbaşkanlığı’na ait Huber Köşkü’nde yaşıyor. Kendisine 55 koruma, 45 personel, 18 araç tahsis edilmiş bulunuyor. Kimse de halkın parasının bu kadar sorumsuzca harçanmasını sorgulamıyor. Halk ya uykuda ya da yolsuzluk ve usulsüzlüğe alıştırılmış durumda...

CEZA

İsparta’da dayı 20 kişilik minibüse 45 işçi doldurmuş... Fren patlamış. Kazada 18 kişi öldü. Kim bilir kaç işçi de sakat kalacak. Peki şimdi Vali, Emniyet Müdürü, Trafik Müdürü “Siz gerekli kontrolleri neden yapmıyorsunuz?” diye sorguya çekilecek mi? Yok canım...
Ocağına ateş düşen aileler ağlar, birkaç kuruşla susturulur, hayat devam eder.
Ha, ilin valisi, emniyet müdürü, trafik müdürü hiç mi sorgulanmaz?
Elbet sorgulanır, gereğinde en ağır cezalara çarptırılır
Ne zaman mı? Devlet büyüğü adı verilen zevatı karşılamada mesela birkaç saniye gecikirse... Onları ağırlamada ihmal gösterirse... Cezalardan ceza beğenir...

PKK’nın son sloganı:
“Biji Serok Obama”.
Vefasızlık işte!
Açılımı yapan RTE, parsayı toplayan Obama...
Akif Kökçe

CHP

CHP milletvekili Emine Ülker Tarhan partisinden istifa ederken şöyle diyor:
“İktidar umudu da hedefi de bulunmayan... CHP’den istifa ediyorum.”
Açıklama doğru ama eksik...
Partinin iktidar umudu ve hedefi yok da.. Muhalefet yapma hedefi var mı? O da yok...
CHP, MHP ile birlikte, AKP’nin Türkiye’yi bölme ve İslamlaştırma politikalarına koltuk değneğidir.
Ne PKK’yi eleştirdiğini duyabilirsiniz, ne eğitimdeki imamlaşmayı...
Çözüm süreci nedir bilmez ama destekler. Çünkü ABD öyle ister.
Kılıçdaroğlu’nun üstlendiği
misyon, partinin ideolojik özünü boşaltmak...
ABD’nin Ortadoğu projelerine taş koyan bir kimlikten çıkarmaktır.
Emine Ülker Tarhan gibi isimler partide zaten “oyunbozan”dılar!

* Başbakan Başdanışmanı Etyen Mahçupyan: “Bölgede kamu düzeni PKK’nın elinde...” demiş.
İşte çözüm sürecinin sonu!