Nisan coşkusu!

23 Nisan 1920, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu, egemenliğin Saray’dan alınıp millete devredildiği... Ve aynı zamanda demokratik parlamenter rejimin kurulduğu gündür. İçinde yaşadığımız günler ise yetkilerin Meclis’ten tek kişiye devredildiği günler olarak tarihe geçiyor...
Büyük Millet Meclisi açıldığının birinci yılında 23 Nisan’ı Ulusal Egemenlik Bayramı ilan etmişti. Türkiye’nin ilk bayramıydı bu... 20 Haziran 1938’de adı Atatürk’ün de isteğiyle “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak değiştirildi. Meclis duvarına kazınan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” şiarı Meclis’in millet egemenliğinin kaynağı ve temeli olduğunu gösterir... Cumhuriyet ve demokrasi aynı temel üzeride yükselmiştir.
Ne var ki Cumhuriyet’in bütün kaleleri gibi hukuk düzeni de adım adım yıkılıyor.
Adil ve dürüst seçimlerin dayanağı olan Yüksek Seçim Kurulu’na güven sıfırlanıyor.
Gelecekteki seçimlerin hukuk güvencesi ortadan kalkıyor.
Buradan kurtuluş mu? Elbette rejim değişikliğine hayır diyen eğitimli, nitelikli, yürekli kitlelerin yürüteceği demokrasi mücadelesiyle mümkün olacaktır.
Ulusal egemenlik ve parlamenter demokrasi bir oldubittiyle tarihe gömülecek kumdan kaleler değildir, olamaz da...

EŞEK

Türkiye, 16 Nisan Pazar günü referandum için sandığa giderken Yunan Savunma Bakanı Kammenos, Aydın’a bağlı Eşek Adası’nı ziyaret ediyor. Türk hava kontrolörü telsizden “Türk hava sahasında uçuyorsunuz” diye uyarınca Kammenos bizzat “Yunan hava sahasındayız. Ben de Yunan Savunma Bakanı’yım” diye cevap veriyor. Türk hava kontrolörü ısrar edince Kammenos, “Bre hass….r” karşılığını veriyor.
Bakanı adada karşılayan askerler kuzu çeviriyor.
Ziyaretle ilgili haber ve resimler Yunan basını ve Savunma Bakanlığı internet sitesinde yayımlanıyor.. Türkiye’den ses seda mı? Tabii yok. Ne iktidardan, ne muhalefetten tık var! Hollanda bakanımıza salon vermedi diye neredeyse savaş açacaklardı, Atina’ya tık yok...

Öyle bir haber!

Cumhuriyet’te Arif Kızılyalın yazıyor...
Kemal Kılıçdaroğlu referandumuna iki hafta kala İstabul’da spor temsilcileriyle toplantı yapıyor.
Toplantının sonunda CHP’li bir ailenin kızı olan 11 yaşındaki karateci Almira, Avrupa Şampiyonası’nda kazandığı madalyalardan birini Kılıçdaroğlu’na hediye etmek istiyor. Eski Spor Bakanı Erdoğan Toprak ile İl Başkanı Cemal Canpolat:
- Kızımız bu hediyeyi canlı yayında verirse spor hayatını bitirirler çocuğun, diyorlar.
Kemal Bey hediyeyi medyaya görüntü vermeden alıyor... Yoruma ihtiyaç var mı?

ALKIŞ

Anadolu’nun ücra bir köşesinden gelen seksenlik dede, torunuyla birlikte padişahın cuma selamlığını izliyormuş. O sırada yollara dizilmiş halk:
- Padişahım çok yaşa, diye bağırıyor... Alkış kıyamet yeri göğü inletiyor...
Seksenlik dede kıs kıs gülmüş. Sonra torununa demiş ki:
- Ne tuhaf... Ben dört padişah gördüm... Halk hepsine “Padişahım çok yaşa” diye alkış tutardı. Hiçbiri çok yaşamadı. Bana kimse çok yaşa diye bağırmadı. Ben onlardan fazla yaşadım...
Kıssadan hisse.. Alkışlara aldanmayın...

Kenan Evren’in
mühürlü yüzde 92’lik anayasası meşru olamamışken
mühürsüz yüzde 51’lik anayasa nasıl meşru olacak acaba?
? ? ?
AGİT referandum raporu yazacakmış!
Kağıt israfı olmasın!
Yasalara, adalete, centilmenliğe uygun bir şey varsa onu yazsınlar.
G.E

ZAR

New York’ta tutuklu Reza Zarrab’ın danışman avukatları arasında yer alan eski New York valisi ve hukukçu Rudolph Giuliani ile eski adalet bakanı Michael Mukasey’in yeminli ifadeleri basına yansıdı. Giuliani bir süre önce Türkiye’ye geliyor ve Tayyip Erdoğan’la görüşüyor. Giuliani aynı zamanda Başkan Trump’a yakın biri isim... Gizli tutulan bu görüşmeyi yeminli ifadesinde anlatan Giuliani:
“Davada Reza Zarrab lehine olumlu gelişmeler sağlanması halinde Türkiye’nin Amerikan ulusal çıkarlarını daha fazla savunabileceğini” söylüyor.
Mukasey de davadaki rolünü: “Amerikan ulusal çıkarları doğrultusunda Türkiye ile bir anlaşma sağlamak” şeklinde ifade ediyor.
Zarrab pazarlığında masada Türk dış politikası var demek...