Ön seçim silindiri!

Eklenme Tarihi31.03.2015 - 2:30-Güncellenme Tarihi31.03.2015 - 0:43

CHP ön seçim yaparak parti içi demokrasiye doğru önemli bir adım attı, diğer partileri solladı.
Ön seçim CHP’de parti üyeliğini anlamlı hale getirecek, üyelere kimlik ve kişilik kazandıracak. Uzun dönemde tabana dayalı politikayı güçlendirecek.
AKP de eğilim yoklaması yapıyor. Ancak sandıklar, genel merkezde açılıyor. Sayım gizli yapılıyor. Göstermelik oluyor. CHP bu yolda parlak bir örnek oluşturdu.
Sonuçlara gelince... Delegelerin silindiri öyle böyle olmadı; Önder Sav, Adnan Keskin, Süleyman Çelebi, Dilek Akagün Yılmaz, Malik Ejder Özdemir, Hasan Ören, Ahmet Topbaş’ın da aralarında yer aldığı tam 15 milletvekili listeye dahi giremedi. Deniz Baykal ve Mustafa Sarıgül listeye girmelerine rağmen beklediklerinin altındaki sıralarla yetinmek durumunda kaldılar. Deniz Baykal liste başı olamamanın dışında bir diğer şoku da Antalya’da birlikte politika yaptığı milletvekili arkadaşlarının tamamını kaybederek yaşadı. Hüsran yaşamayan tek Baykalcı, Aydın’da Metin Lütfü Baydar oldu.
Pazar günkü ön seçimde kadın adayların başarısı dikkat çekti. İstanbul ve Ankara’nın birinci bölgeleriyle Afyon, Denizli’de kadın adaylar ilk sıraları alırken Konya, Manisa, Bursa, Yozgat ve Niğde’de 2. sıraları ele geçirme başarısını gösterdiler.
Üyeler genelde “parti emekçileri”ne oy vermediler... Oylar kime mi yöneldi?
Gözlemleri güçlü bir dostun deyimiyle: “Partiyle çok yakın olmasalar da mesleklerinde öne çıkmış, bilgili, birikimli, kendilerini her platformda iyi temsil edeceğine inandıkları kişilere...”

Savunma savunması

Avukat Vural Ergül 2008 yılında Ergenekon davasında Vedat Yenerer’in savunması sırasında dile getirdiği şu sözlerden dolayı bugün mahkemeye çıkıyor:
“Bu bir hükümet tertibidir. Bir tertibi pekâlâ şekillendirip huzura dava olarak getirmek mümkün. Bu Ergenekon  soruşturması ve davası şunu da çok açık ve net olarak göstermiştir. Aslında darbe yapmak için askeri kışladan çıkartmaya gerek yok, idarenin emrindeki kolluğa üç tane hükümet yandaşı savcı bulursanız ve de işin içinden bir hakimin bütün gayreti ve özverisine rağmen çıkamayacağı hale getireceğiniz 500 klasörlü 2500 sayfalı bir iddianame peydahlarsanız, o noktada bu tertip adını verdiğimiz soruşturmada kulp taktığınız bütün muhalifleri, bütün demokratları, bütün Kemalistleri alır, kilitler, darbe ile elde edeceğiniz sonuca rahatlıkla erişebilirsiniz.”
Ergül bu sözlerden dolayı yargılanmalı mı? Yoksa kumpasa erken teşhis koyan hukukçu olarak ödüllendirilmeli mi?

ASKI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü demeçlerinin satır aralarını okuyunca şu izlenim çıkıyor ortaya... Başbakan Davutoğlu ile seçim bildirgesi konusunda görüşmüş. Bildirgeye başkanlık sistemini koyması için onu ikna etmiş... Kafasındaki sistemin ayrıntılarını da kendisine izah etmiş.
Cumhurbaşkanı başkanlık sürecinde oldukça şeffaf... Koşulları açıkça ve cesaretle ortaya koyuyor... Beklediği kadar tepki de görmüyor... Örneğin:
- Parlamenter sistem bekleme odasına alınmıştır, sözlerinin büyük tepki görmesi gerekirdi.
Bu sözlerle hem Anayasa askıya alınıyor, hem parlamentoya halkın oyuyla gelmiş milletvekilleri hiçleştiriliyor. Ancak parlamento meselenin ciddiyetini henüz tam kavrayamamış görünüyor.

İktidarın seçim yardımları başladı. Unutulmasın! Bedava peynir sadece fare kapanında oluyor.
Akif Kökçe

ARAP

Arap Birliği ortak ordu kurulması konusunda anlaştı. Mısır ve Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan ordunun ilk hedefi, Yemen’de darbe yaptıkları gerekçesiyle, Husiler...
Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah der ki:
“Gazze’ye yönelik son 51 günlük saldırıda Gazzelilerin evleri yıkıldı. Bombalandılar öldürüldüler ve Sünnilerdi. Hedefinizde ‘meşru yönetimi’ geri getirmek vardı ve çok önemli idiyse Filistin için neden böyle bir koalisyon kurmadınız? Yemen’de tehlike gördünüz de İsrail bir tehlike değil mi?”
Nasrallah: “Siz Müslüman Arap’sınız ama kendi mazlum halklarınızın değil ABD ve İsrail çıkarları için savaşıyorsunuz” dememiş... Ama onu demeye getirmiş...