Otobüs okulu açın

Otobüs okulu açın

Kütahya’da dün sabah saatlerinde İstanbul’dan Antalya’ya giden şoför uykuya, kullandığı otobüs ağaçlık alana daldı... 7 yolcu öldü, 38’i yaralandı. Bunların çoğu da muhtemelen sakat kalacak.
Firmanın adı haberlerde yer almıyordu... Nedense hileli gıda satanların adı açıklanır, kaza yapan uçak şirketleri açıklanır da otobüsün firması açıklanmaz... Üstelik kazalar da gereği gibi soruşturulmaz...
Türkiye, Avrupa’da şehirlerararası taşımacılığı sadece otobüse yüklemiş tek ülke...
Yurdumuzda lisanslı firma sayısı 1900’ün üzerinde olup, kayıtlı otobüs sayısı da 32 binin üzerindedir...
Şehirlerarası yolcu taşıma sayımız yılda yaklaşık 230 milyon....
Otobüs firmaları personel giderlerinden tasarruf yapacağım diye yorgun ve uykusuz şoförleri yola çıkarıyor...
Bagajlara yanıcı madde alınıyor... Yollar arızalı.. Otobüslerin bakımı düzenli yapılmıyor vs...
Karayolu Trafik Araştırma Derneği Başkanı İhsan Memiş sık sık uyarıyor:
“Üniversitelerimiz mutlaka otobüs yüksek okulları açarak otobüs personelinin kalitesini geliştirmelidir...”
Uçak pilotları yüksek okul mezunları arasından seçiliyor, en az 2 yıl eğitimden sonra uçuruluyor... Otobüs şoförü için ilkokul mezuniyeti yeterli...
Ülkemizde otobüs kazaları uçakların 20 katı fazla... Buna rağmen otobüs şoförleri özel bir eğitimden geçirilmeden direksiyona oturtuluyor. Ve bu adamların her birine 60 yolcunun canı emanet ediliyor.
Bu kafayı değiştirmedikçe yollarda telef olmaya, sakat kalmaya devam edeceğiz...


Kürşad Tüzmen

Neden yumruklaştı?

Önce eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, CHP Milletvekili Aydın Ayaydın’ı yumrukladı. Bunu niye yaptığını soranlara, “Yazdığı kitapla benim siyasi hayatımı bitirdi. Ben de onun validesinin hatırını sordum” yanıtını verdi. Aradan birkaç hafta geçti. Bu kez Aydın Ayaydın’ın oğlu Gökhan Ayaydın, Kürşad Tüzmen’e saldırdı. Tüzmen’i oğul Ayaydın’ın elinden korumaları zor kurtardı.
Bütün bu kavgaların sebebi mi? Soruyu dün baba Ayaydın’a sorduk. Yanıt:
- Kürşad Tüzmen bakan iken ben Sabah gazetesinde yazardım. Akaryakıt kaçakçılığı başta olmak üzere hakkında ciddi yolsuzluk suçlamaları vardı. Ben bu suçlamalarla ilgili, hepsi belgeli olmak üzere 100’e yakın makale yazdım. Çoğuna tekzip dahi gönderemedi. Gönderdiklerini ise mahkemeler reddetti. Sonra ben bu yazıları bir kitapta topladım. Kitabımla ilgili hiçbir dava açmadı.
- Sonra?
- Başbakan Tayyip Erdoğan iddiaları araştırmak üzere bakanlarından Abdüllatif Şener’i görevlendirdi. Kürşad Tüzmen, Sayın Şener’in kendisinden istediği bilgi ve belgeleri vermeyince Başbakan kararını verdi. Aday göstermeyerek Kürşad Tüzmen’in siyasi hayatını bitirdi. Hatırlarsanız seçimden sonra bazı eski bakanlarını neden aday göstermediği sorulduğunda Başbakan, “Vardır bir sebebi, yanlış yapanı korumayız” gibisinden bir yanıt vermiş... Bu yanıtı, söz konusu kişiler, adları yolsuzluklara karıştığı için aday gösterilmediler şeklinde yorumlanmıştı. Kürşad Tüzmen, “Benim siyasi hayatımı bitirdin” diyerek bana saldırdı. Ama onu aday göstermeyen Başbakan’a tek laf edemiyor.

Türkiye’de iktidar tarafından sevilmeyen kişilere vurulan üç tür damga var... Gazeteci, bürokrat, subay gibi kişiler “örgüt üyesi”... Muhalif belediyeler “çete üyesi”... İktidarla ticari ilişkisi olmayanlar “mafya üyesi”...
Haldun Ertem

Kürsü

Hacettepe’nin Beytepe kampüsünde bir serbest kürsü kurulmuş... Aynen Hyde Park gibi, isteyen bu kürsüden istediği gibi konuşabilecek... Rektör Murat Tuncer bu icraatı gururla anlatıyor Radikal gazetesinde... Bu arada kampüste bir heykelde Akinolu Tomas’ın ünlü sözü yazılıymış:
“Timeo hominem unius libri”
Yani “Tek kitaplı insandan korkarım”...
Rektör Bey bu sözün kaldırılmasını isteyenler arasında olduğunu söylüyor.
Akinolu Tomas bir Katolik din adamıdır. Tek kitaba inanır. O sözü herhalde özgürlük düşüncesi sınırlı kişiler için söylemiş olmalı. 800 yıl önce söylenmiş bir sözü süzgeçten geçiremeyen bir üniversite acaba serbest kürsüden her türlü görüşün açıklanmasına izin verir mi?
Bu arada öğrenciler serbest kürsünün çok ıssız bir yere kurulduğunu söylüyor, okula daha yakın bir alana alınmasını istiyorlar.

TÜİK’e göre halkın “gelir memnuniyeti” artmış.
Halkı bilmeyiz ama bu anketten sonra Başbakan’ın “TÜİK’ten memnuniyeti” kesin artmıştır!
Fahrettin Fidan

TRT

TRT 1 Ukrayna - İsveç maçını naklen veriyor... Ancak Ukrayna ekranda “Ukranya” şeklinde yazılmış... Böyle yanlışlar olur... Birkaç saniye veya birkaç dakika sonunda düzeltilir... Ancak birinci devrenin sonunda sıkılıp kanaldan ayrılırken hâlâ “Ukranya” yazıyordu... Demek ki kimse uyarmıyor.. Ya da uyarıyor da rejiyi yönetenler uyanmıyor. Hapı yutmuş TRT...

Çarşaflı, cübbeli bir grup
“Bizi günaha sokuyorsun” dediği eşofmanlı genç kızı otobüse bildirmemiş.
Karşı-devrim muhafızları göreve başlamış bulunuyor...
Gülhan Elmas

Bienvenu

Henri Bienvenu Fenerbahçe’den ayrılıyormuş.
Kamerunlu futbolcu muhtemelen bir İtalyan takımına gidecekmiş...
Kendisine iyi şanslar dilerken bıçkınların uydurduğu dörtlüğü ekleyelim:
“Gündüz saat satar
Akşam maça çıkar
Semti Eminönü
Henri Bienvenü”