Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Rahmetli mimar Aydın Boysan
sık sık Türkiye’nin en büyük eksiğini şu üç sözcükle
açıklardı:
- Plan yapmayı sevmiyoruz...
İnsanlar en basit yolculuğa çıkarken
bile bir kabataslak plan yapar.
Yaklaşan bir deprem varsa o depremin kayıp ve zararlarını en aza indirmenin
planı yapılır.
Önlemler bir plan çerçevesinde yürütülür.
Nitekim 1999 Körfez depreminden sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, Yıldız Teknik Üniversitesi, TÜBİTAK gibi kurumların da
desteğiyle bir deprem master planı hazırlanmıştı. Ne var ki maalesef yürürlüğe konmadı.
Halen kısa adı TAMP olan bir
Afetle Mücadele Planı vardır. Ancak planlarla tatbikatlarla geliştirilir. Bu plan ne kadar geliştirildi bilmiyoruz. Tek bildiğimiz bir deprem durumunda kimin ne yapacağını henüz bilmediği.
Bir depremde yıkılan binaların enkazıyla tıkanan yolları hangi birimler, hangi imkânlarla açacak? Ulaşımı kim sağlayacak? İlgili birimler aralarında irtibat nasıl sağlanacak? Kimin yönetiminde nasıl bir iş birliği yapılacak? Sağlık ve gıda yardımları nasıl bir eşgüdümle yürütülecek?
Şu sırada bunlara benzer yığınla soru önemini koruyor.
Daha da önemlisi depremde ilk yıkılacak binaların acilen tespiti ve içinde yaşayanların deprem olmadan kurtarılmasıdır. Bu konuda büyük bir seferberlik gerekiyor.
Bu seferberlik de ancak Büyükşehir ile siyasi iktidarın uyumlu çalışmasıyla yürütülebilir.

Haberin Devamı

YPG

ABD ile bir güvenli bölge mutabakatı yapmamıza rağmen karşı tarafın buna uymadığını Ankara ısrarla tekrarlıyor. ABD, karşılıklı ticareti 20 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarma vaadi karşılığında kendi bildiğini okuyor. YPG/ PYD’ye silah sevkiyatını sürdürüyor. Kuzeydoğu Suriye’de bir Kürt devletçiği oluşturma hamlesini hiç aksatmıyor. Türkiye’nin çok önem verdiği “güvenli bölge”yi dar tutmaya çalışıyor, bu hattı YPG’yi korumak için tampon bölge olarak kullanmak istiyor. ABD’nin bütün amacı, PYD /YPG’yi güvenceye almaktır. Bunu da gizlemiyorlar. ABD ile yolculuk çıkmaz
yola girmiştir.
Herhalde bunun artık anlaşılmış olması gerek.

FİDAN

Basketbol Süper Ligi geçen hafta sonu başladı. Ligin ilk haftasında iki süt üreticisi firmanın takımı, Teksüt Bandırma ile Pınar Karşıyaka Bandırma’da karşılaştı. İzmir bu yaz çok büyük bir yangın geçirdi malumunuz. Teksüt bir jest yaparak, maç öncesi, yanan İzmir ormanları için Pınar Karşıyaka adına TEMA’ya 100 fidan bağışı yaptı, jest güzeldi. Bağış sertifikası maçın başlangıcı öncesinde Pınar Karşıyaka Kaptanı Semih Erden’e verildi.

Haberin Devamı

FAİZ

Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi’nin geçen yıl 2 milyon 109 bin 76 TL faiz geliri elde ettiği ortaya çıktı. Ekonomik gerçeklere aykırı mı? Hayır. Ancak malum Diyanet fetvalarında halka faizin günah olduğunu anlatıyor, insanları genellikle faizsiz bankacılığa yönlendiriyor.
Yüzyıllardır değerini yitirmeyen bir özdeyiş vardır:
- Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma...
O da tersine dönmüş gibi...
- Diyanet’in yaptığını yap, dediğini yapma!

Molozların akıbeti!

Deprem planlaması, depremden sonra molozların nereye döküleceği, nasıl zararsız hale getireceğine kadar ayrıntıyı içerir.
Prof. Naci Görür anlatıyor:
- Bütün dünya daha deprem olmadan molozları dökme, işleme, ayıklama ve faydalı madde haline getirmek için tesisler yapıyor. Bu işin şakası yok. 1999 depremi sonrası götürdüler, vadilere döktüler. Sonra yağmur yağdı.
Bütün o kimyevi, zehirli metaller suya karıştı.
O suyla köylü karpuzunu, domatesini suladı. Sonra kanser niye arttı diyorlar.
Depremden sonra havaya, suya toprağa karışacak zehirli maddeler başlı başına sorundur.