Polisiye tedbirler!

CHP’nin seçim görevlileri pazar günü alacakları tedbirleri anlatıyor:

. Seçim öncesi çalışmaya sabah 05’te başlayacağız. Önce okulların içi gezilecek, okulun hiçbir köşesinde önceden hazırlanmış oy pusulası bulunmadığından emin olacağız.

. Her okulda bir kat görevlisi ve avukat bulunacak.

. Sandıkta görevlilerimiz sıkıştığı anda avukatlarımıza başvuracak.

. Her pusulanın mühürlenmesini sağlayacak, dışarıdan pusula girmesini önleyeceğiz.

. Oyların konulduğu torbalar kapatılıp mühürlendikten sonra sandık kurulu başkanına bir üyemiz arabaya kadar eşlik edecek, okulun içerisinde hiçbir yere uğramadığından emin olacak.

. Oyları ilçe seçim kuruluna götürecek araba aranacak, araç içinde başka bir torba olmadığından emin olacağız. Aracın yolda bir yere sapmadığından emin olmak için arabalarımızla izleyeceğiz.

. İlçe seçim kurullarında 10’ar görevlimiz olacak... Bunlardan 2’si arabayı kapıda karşılayacak. Oylar ilçede genelde spor salonlarında toplanıyor. Salonun birden fazla girişi olabilir. Oy torbalarının gireceği kapının dışındaki girişlerde de diğer arkadaşlarımız bekleyecek ki buralardan farklı şekilde girişler olmasın, başka oy pusulaları taşınmasın.

CHP’nin tedbir paketi böyle başlıyor, sayfalarca sürüyor...

Acaba transfer mi?

Uluslararası İlişkiler uzmanı Prof. Ömer Kürkçüoğlu dostumuz mesaj geçmiş...

Der ki:

- Türkiye, 1945’teki Sovyet tehdidinin etkisiyle NATO’ya girdi. Şimdi ise ABD’nin olumsuz etkisine karşı Rusya ile yakınlaşıyoruz. Rusya’yla yakınlaşma nedeniyle NATO’yla ilişkiler geriliyor. Bakın zaman nasıl zıtlıklar doğuruyor. Yine de NATO’yla ilişkileri korumakta yarar var. Türkiye NATO’dan ayrılacak olursa, büyük olasılıkla Kıbrıs Rum Yönetimi NATO’ya alınır ve Yunanistan Türkiye karşısında daha da cesaret bulur. Hatta, İsrail’in NATO’ya alınmasına giden yol bile açılabilir.

NOT: Bazıları Ankara’nın S-400 ısrarını ‘Türkiye askeri blok değiştiriyor’, diye yorumluyor. Alkışlıyor. İyi de bu geçiş böyle olmaz. Yıllarca süren hazırlık gerektirir. Hazırlıksız bir girişim bizi iki arada bir derede bırakır.

SAYIM

Seçimde Maltepe ilçe seçim kurulunda üye olarak görev alacak bir avukatla konuşuyoruz...

- Sizce bu seçimde kural dışı oyunlar olabilir mi?

- Ben böyle bir şey beklemiyorum... Çünkü her sandıkta partilerin temsilcisi bulunacak. Oyları sayacağız, tutanakları tutacağız, oy torbalarını ilçe seçim kuruluna yollayacağız... Ben 31 Mart’ta aynı kurulda görevliydim. Hiçbir aksaklık olmadı...

- Bu defa sandık başında stres daha fazla olacak gibi...

- O kuşkusuz... Belki geçersiz oyların sayımında sandık üyeleri arasında tartışma olabilir. Oy geçerli mi, geçersiz mi tartışması yaşanabilir. Bu yüzden vatandaşların mührü doğru basması gerek. Mühür doğru basılırsa sayımda başka sorun çıkacağını sanmıyorum.

MODA

Arapçadan olduğu gibi İngilizce ve Fransızcadan da kafamıza göre sözcükler türetmekteyiz...

Örneğin “moderatör” sözcüğü İngilizce ve Fransızcada kolaylaştırıcı, yatıştırıcı, ılımlılaştırıcı anlamındadır.

Bir tartışmayı yöneten kişi için de kullanılıyor.

Ancak bazılarımız bu sözcüğün genel anlamda “yönetici” için kullanıldığını sanıyor.

Her türlü “yönetim” anlamında “moderasyon” sözcüğünü kullanıyor.

Şirket moderasyonu, diyene bile rastlanıyor.

Kendi dilini zenginleştirmek yerine dışarıdan sözcük ithal edip uydurma kolaycılığı insanı böyle madara ediyor.

(Fatih Kilislioğlu’na teşekkürle...)

JAPON

Hafta sonunda bir Japon diplomatla sohbet ediyorduk...

Bir ara:

- Türkiye’deki göreviniz ne zaman bitiyor, diye sorduk...

- Bilmiyorum, dedi..

- Neden? Belli bir görev süreniz yok mu?

- Hayır yok... Her an tayin emri gelebilir.

- Türk diplomatın içeride ve dışarıda kaç yıl görev yapacağı bellidir.

- Bizde belli değil, bazen bir yıl olur, bazen yıllarca görevde kalırsınız...

Böyle belirsizlikler sadece bizde olur sanıyorduk. Japonlarda da varmış...