Reception ertesi

Nihayet resepsiyon krizi de bitti... Yeni kriz arayışımız başladı!
Resepsiyon krizi acı bitti sayılır...
CHP lideri ve TSK mensupları bir yana Tayyip Erdoğan’ın ailesinden de kimse Köşk’e çıkmadı.
Bu resepsiyona neden gidilmemesi gerektiğini CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce önceki akşam partisinin Bozüyük’te düzenlediği toplantıda gayet güzel anlattı:
“Ben bu resepsiyona neden gitmedim? Sayın Cumhurbaşkanı’nın saygıdeğer eşlerinin başı kapalı olduğu için mi? Asla, asla. Son HSYK atamasına, son rektör atamalarına bakarsanız gerçeği görürsünüz... İki oy alanların rektör yapıldığı bir ülkede, hemşehrilerinden oluşturulmuş bir HSYK’nın olduğu bir ülkede, yeteneğin, liyakatin geri plana atıldığı, sadece bizden mi değil mi diye atamaları yapan, herkesin Cumhurbaşkanı olamayan Gül’ün resepsiyonuna gitmem. Bu kadar. Biz oraya gitmediysek hanımefendinin başörtüsüyle ilgili değil sorunumuz. Uygulamalarla, icraatlarla ilgilidir problemimiz. Ne yazık ki Sayın Cumhurbaşkanı, AK Parti’nin eşbaşkanı gibi davranmaktadır. İşte bu gerekçeyle orası bir resepsiyon değildir. O bir recepsiyon projesidir. Onun için gitmiyoruz.”
İnce, Cumhuriyet’in; isyan, destan, diriliş, direniş ve tarih yazmak olduğunu hatırlatıyor, şöyle devam ediyor:
“Cumhuriyet olmazı olur kılmaktır, imkânsızı başarmaktır, hukukun üstünlüğüdür, aydınlanmadır, fırsat eşitliğidir. Bugün kamyoncunun oğlu Milletvekili Muharrem İnce, kayıkçının oğlu Başbakan Recep Erdoğan, tornacının oğlu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül... İşte bu Cumhuriyet projesinin ürünüdür, fırsat eşitliğinin ürünüdür. Cumhuriyeti yıkmak isteyenlere bile bu Cumhuriyet, milletvekilliği, bakanlık, başbakanlık hatta cumhurbaşkanlığı yolu, şansını vermiştir. Fırsat eşitliğinin bundan daha önemli bir göstergesi yoktur. Şunu sorgulamalıyız aslında; 87 yıl önce sahip olduğumuz ya da sahip olamadığımız, o kıt kaynaklarla başardıklarımıza bir bakın, bir de bugün bu kadar olanaklarımıza rağmen başaramadıklarımıza bir bakın. Hayal kırıklıklarımıza bir bakın, olumsuzluklara bir bakın.”
Doğru söze ekleyecek ne kalır?

İngiltere Başbakanı Cameron bugüne kadar aldığı tüm hediyeleri ve toplantı yaptığı her ismi detaylarıyla açıklamış.
İngilizler henüz ileri demokrasiye geçemedikleri için böyle şeyler normal karşılanmalı...
Haldun Ertem

Cahit Sıtkı Tarancı
Cahit Sıtkı Tarancı’nın 100. doğum yıldönümü kutlanıyor... Hayata 46 yaşında veda eden bu soylu şairi kendi satırlarıyla analım:
“Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum
Ne büyük nimet olduğunu ah ey güzel gün
Boş yere üzülmekte mana yok, anlıyorum
Kadrini bilmek lazım artık her açan gülün
Şükretmek türküsüne daldaki her bülbülün
Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum”

Silivri edebiyatı
Ergenekon kitaplarının sayısı çoğalıyor... Mustafa Balbay’ın “Silivri Toplama Kampı: Zulümhane” adlı kitabı kitapçılara ulaştı. Behiç Gürcihan’ın “Ergenekon’dan Yargılanma Rehberi” yaklaşık üç hafta önce raflara çıktı. (Paraf Yayınları)... İlginç bir kitap da Vedat Yenerer imzasını taşıyan “Ergenekon Tezgahı”... Kitapta akla mantığa sığmayan nice satırlar yer alıyor... Mesela...
Danıştay cinayetinden müebbet hapse mahkûm olan Osmanım lakaplı Osman Yıldırım, Cumhuriyet gazetesine atılan bombaları Ataşehir’de Recep Özkan’ın evinde önce Muzaffer Tekin’den sonra (ifade değiştirip) Veli Küçük’ten aldığını söylüyor. Üç yıldır bu konu araştırılıyor. Keşifler yapılıyor. Son keşif iki hafta önce yapıldı malum. Osman evi bulamadı. Recep Özkan’ın evinde gerçekten böyle bir alışveriş yapıldı mı? Bombaları gerçekten Veli Küçük veya Muzaffer Tekin mi verdi? Yargı harıl harıl bu soruların yanıtını ararken Vedat Yenerer şu küçük bilgiyi ekliyor:
“Bugüne kadar ne polis, ne savcılar ne de hâkimler evin sahibi olan Recep Özkan adlı kişiyi ne aradılar, ne sordular!”
* * *
Savaş muhabiri Vedat Yenerer’in hobilerinden biri gittiği ülkelerden antika silah toplamaktır. Bunlardan biri 1873 yapımı tüfektir. Gözaltına alınırken işyerinde yapılan aramada bu tüfeğe de el konulur. Savcılıktaki sorgusu sırasında polisin o tüfekle ilgili raporunu görür. Aynen şöyle denmektedir:
“Yivli setli, mekanik sistemdeki parçalar çalışır durumda. 1873 yapımı, Avusturya - Macaristan İmparatorluğu döneminden kalma Werndl marka tüfek. Fişeği olmadığından atıp atmadığı bilinmiyor. Bu nedenle VAHİM tüfektir.”
Avukatı, devlette mermisi yok, denenemiyor, müvekkilim fişeği nasıl bulsun, diye itiraz eder ama... Savcı, oralı bile olmaz, raporu dosyaya ekler.

DİĞER YENİ YAZILAR