Sağlık yarası!

Eklenme Tarihi17.04.2018 - 0:59-Güncellenme Tarihi17.04.2018 - 0:59
TBMM üyeleri... Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay üyeleri.. Orgeneral ve oramiraller... Bu kurumların emeklileri ve yakınları... TBMM üyeleri için başlatılan ayrıcalıklı tıp hizmetlerinden yararlanıyor... Acaba fiyatlandırma nasıl yapılıyor?

HDP Adıyaman milletvekili Dr. Behçet Yıldırım TBMM kürsüsünde anlatıyor:

“Geçen ay A sınıfı bir hastanede muayene oldum; sadece dahiliye muayenesi. Radyolojik tetkik yok, tomografi yok, cerrahi girişim yok, 3 bin 300 lira fatura edildi. Bu, halkımıza fatura edildi. Parayı Meclis ödeyecek ama benim vicdanım sızladı...”

Arkadaşımız Fahrettin Fidan dün kendisine sordu:

- Sayın Yıldırım, bu tür şişirme faturalar çok mu?

- Maalesef çok. Örneğin, basit bir göz muayenesi olmuştum, 2 bin liralık fatura çıkardılar.

- Meclis Başkanlığı bu faturaları itirazsız ödüyor mu, yoksa...

- Ben Sağlık Komisyonu üyesiyim. Bunu sormak için Sağlık Komisyonu’nun toplanması gerekiyor ama 3 yıldır toplanmıyor.

Fatura şişirdiği için cezalanan veya kara listeye alınan bir hastane var mı?

Onu da hiç duymadık...

Şubatın 28’i...

Geçen hafta sonu biten “28 Şubat Davası”nda üst dereceli 21 komutan hakkında “ömür boyu hapis” cezası verildi. Suç sayılan kararlar 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu’nda alınmıştı. Toplantıya o günün Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve üst derece görevliler de katıldı.

Kararların altında Başbakan olarak Erbakan’ın da imzası vardı. Erbakan bu kararlardan 4 ay sonra istifa etti.

Ve dava kararların alınmasından 14 yıl sonra ancak Erbakan’ın ölümü ertesinde açıldı... Erbakan hiçbir zaman darbeden söz etmemişti.

Davayı açan başsavcı vekili 15 Temmuz’dan sonra tutuklandı ve meslekten ihraç edildi. Yardımcısı meslekten atıldı. Her iki isim de FETÖ’cülükle suçlanıyor.

Yargı iki savcıyı bir yandan darbeci sayıyor. Bir yandan da hazırladıkları iddianameyi  geçerli buldu. Böyle garip bir davaydı 28 Şubat...

SARAY

Galatasaray seyircisi CHP içindeki bir sıcak tartışmaya da son verdi sayılır...

Başakşehir’le oynanan ve Galatasaray’ın 2 - 0 kazandığı maçın sonunda tribünlerde on binlerce Galatasaraylı:

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye tempo tuttu...

Oysa CHP kongresi öncesi bu sloganı militarist bulan ve eleştirenler vardı. Kimileri “Mustafa Kemal’in gençleriyiz” şeklinde tempo tutulmasını istiyordu. Galatasaray seyircisi gibi çoğunluğu apolitik olarak tanınan bir topluluk bile bu slogana tutunuyorsa... Herhalde CHP de gerekli dersi alacaktır. (Bizce de buradaki “asker” deyimi mecazi anlamda olup sadece bağlılık ifadesidir.)

KÜRTÇE

İstanbul Başakşehir’de “Yapı & Yapı” firmasının inşaatında, Kürt işçiler kendi aralarında “Kürtçe” konuşuyormuş. Firma taşerona gönderdiği uyarı yazısında “Şantiyede çalışan personelin farklı bir lisanla konuşması firma personeli dahil olmak üzere tüm çalışanları rahatsız etmektedir” demiş. Aralarında Türkçe konuşmalarını istemiş...

Öte yandan TRT 24 saat Kürtçe yayın yapıyor... Televizyonda Kürtçe şarkılar, sohbetler, tartışmalar sürüp gidiyor. İsteyen düğmeyi çevirip ekrandaki programı izliyor.

Bazılarımız her Kürtçe konuşanı terörist sanıyorsa bu yanlış...

Teröriste karşı acımasız ama günahsız halka karşı ayrımsız...

Devletin politikası da budur ve doğrudur...

? “İnsan yaşamak için geçerli sebeplerinin farkında değilse asla gerçekten yaşayamaz. Etrafı nimetlerle çevrili olsa bile hayattan zevk almak yerine kendini mahvedecektir...” Dostoyevski

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları