Tehlikeli cehalet

Eklenme Tarihi11.04.2010 - 1:07-Güncellenme Tarihi11.04.2010 - 1:10

Erdal Atabek’in Cumhuriyet’teki yazısının bir bölümünü birlikte okuyalım:
“Ayın dünyadan uzaklığını bilmemek ‘tehlikesiz cehalet’tir.
Bunu bilmezseniz ‘tehlikesi yoktur’.
Ama önünüzdeki çukuru göremezseniz, bu ‘tehlikeli cehalet’ olur.
Çukura düşer ve kurtarılmayı bekleyerek debelenirsiniz.
Belki birisi sesinizi duyar ve sizi kurtarır.
Ama artık siz kendinizi ‘onun sizi kurtardığı duygusu’ndan kurtaramazsınız.
Eğer o çukurdan kendi gücünüzle çıkabilirseniz özgüveniniz artar.
Bağımlılıkla bağımsızlık arasındaki fark kısaca budur.
Durumunuzu bilirseniz belki kendinize yardım edebilirsiniz.
Ama başkasının kolunda yürürken kendinizi bağımsız sanırsanız, işte bu ‘tehlikeli cehalet’tir.
Bugün Türkiye’yi bağımsız sanmak, bu nedenle ‘tehlikeli cehalet’tir.
Gönlü Arap ülkelerinde, beyni Amerika’ya ipotekli, cebi uluslararası sermayeye çengelli bir siyasal iktidarla Türkiye bağımsız olamaz.
Atatürk Türkiye’si ile bugünkü ülkemiz arasındaki farkı görmemek, görüp de kabul etmemek, kabul edip de Atatürk’ü eleştirmek ‘tehlikeli cehalet”tir.

 

Duvar yazıları...
* Türk kızlarıyla Hint kızları birbirine çok benzer, ikisi de öküze tapar...
* Milli Piyango gibiyim, herkese vurmam...
* İki tost ekmeği kadar yakındık. Ta ki aramıza kaşarlar girene dek...
* Gelirken bi 70’ lik al kardeşim de, başımızda bi büyük bulunsun...
* Yediğim her salatada seni arar oldum.
Bir hıyarın eksikliği bu kadar mı belli olur...

 

Ilısu sevgisi
Boğaziçi Üniversitesi’nden 111 öğretim üyesi:
- Ilısu Barajı durdurulsun, diyen bir bildiriye imza attı geçenlerde...
Bir dostumuz soruyor:
- İstanbul yıllardır yağmalanıyor. Ormanlar, yeşil alanlar talan ediliyor. Gökdelenler göğü deldi. Ulaşım felç. Ben bugüne dek Boğaziçi’nden 11 öğretim üyesinin bile toplanıp İstanbul’la ilgili bir bildiriye imza attığını duymadım. Gözünün önündeki cinayetleri görmeyenlerin duyarlığı nasıl oluyor da Ilısu’ya kadar uzanıyor.. Bu ne ilginç bir duyarlılık...

 

Formula kazığı
Gazeteci Tuncer Bahçevan Formula pistinde kedilerle köpeklerin yarıştığını yazıyordu geçenlerde.
Formula olayı yüz milyonlarca dolarlık bir kazık olarak girdi ülkeye.
Oysa nasıl da parlatıp yutturmuşlardı. Formula seyircisi gelecek, otelleri dolduracak, reklamlar falan derken zengin olacaktık. O zaman bir genç okurumuz kısa bir not göndermiş:
- Abi bu iş bu kadar kârlı olsa bize yedirmezlerdi, demişti. Haklı çıktı...

 

Saklı hamam...
İstanbul ne sürprizli bir dünya... Mesela... Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yürürken Ağa Camii karşısında Hamam adlı bir mekânın büyük camekânı gözünüze ilişiyor. Camekâna dikkatle bakınca içerde bir hamam kubbesi seçiliyor.
Bir lokantanın içinde hamamın işi ne?
Meraklanıp lokantaya girince sizi 3 - 4 yüz yıllık bir hamam kubbesi karşılıyor. Kurşunla kaplı dev bir kubbe. Sorduğunuzda size bunun en az 400 yıllık bir Osmanlı hamamı olduğunu anlatıyorlar. Kimine göre bir Mimar Sinan eseri bu... Kimi yapılış tarihini 1571’e kadar indiriyor. Adı Bahçeli Hamam imiş. İyi de o yıllarda Beyoğlu meskun bir alan değil. Üstelik Hıristiyanların mekânı. Bu Türk hamamı orada ne yapıyor... Hem şimdi neden lokantanın içinde.. Sadece son sorunun yanıtını alıyoruz:
- Efendim, yaklaşık 30 yıl önce bu hamamı bir büyük banka satın almış. Anıtlar Kurulu izin vermediğinden, hamamı yıkmadan, koruyarak üstüne 8 katlı bina dikmiş. Hamam da binanın içinde kalakalmış...
* * *
Beyoğlu deyince... İstanbul Anakent Belediyesi Taksim Meydanı’ndaki Sular İdaresi binasını büyük bir sergi salonuna dönüştürmüş. Doğrusu sergi için hayli uygun ve hoş bir alan. Şu anda içinde UEFA sergisi var. 1948 yılında İngiltere’yle oynanan bir maçın topu... Mario Jardel’in Galatasaray’a Süper Kupa’yı kazandıran Real Madrid maçında iki gol attığı (şaşırtıcı derecede küçük) futbol ayakkabıları..vs... Geçerken uğrayabilirsiniz...

 

Gözler Paşa’da...
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök “Benim çok söyleyeceklerim var ama şimdi konuşmayacağım” diyor...
Çetin Doğan’ın yakınları ona şu çağrıyı yapıyor:
-  Eğer bildikleriniz darbe iddialarını doğrulayan şeylerse, yargıyı hızlandırmak amacıyla bildiklerinizi kamuoyuyla (en azından savcılarla) paylaşın. Yok eğer bildikleriniz iddialari çürüten şeylerse, o kadar silah arkadaşınızın yargı aşamasına gelene kadar hapis yatmaması için, onu da hemen açıklayınız.
Sayın Özkök, herkes sizi bekliyor...